|
|
 |
« Yanıtla #15 : 01 Eylül 2008, 23:16:29 » |
|

Ay-Atam Efsanesi
Ay-Atam Efsanesi, Memlükler döneminde Mısır'da yaşamış olan Türk tarihçisiAybek üd Devâdârî tarafından kayda geçirilmiş bir Türk efsanesidir.Aybek üd Devâdârî'nin verdiği bilgilere göre bu efsaneyi halk dilindenyazıya aktaran ilk kişi Ulug Han Ata Bitikçi adlı eski bir Türk bilginidir.
Ulug Han Ata Bitigçi'nin içinde Ay-Atam Efsanesi'nin de yer aldığı birkitabını ele geçiren Cebrail bin Bahteşyu adlı İranlı bir tarihçi,Ay-Atam efsanesi'ni Türkçe'den Farça'ya tercüme etmiştir. Bu farçatercümeyi bulan Aybek üd Devâdârî efsaneyi olduğu gibi kendi kitabınaaktarmıştır. Ay-Atam Efsanesi'nin konusu insanoğlunun yaratılışıdır.İnsanın yaratılışını dört unsura (su, ateş, toprak, rüzgar) ve balçığabağlayan bu efsanede Ön Asya mitolojisinin etkileri görülür. KimiTürkologlar, Ulug Han Ata Bitikçi'nin yeni müslüman olmuş bir Türkdüşünürü olduğunu düşünmektedirler. Efsanede geçen ve Kara Dağcıadlı bir dağın üzerinde bulunan Ata Mağarası motifi, Türk mitolojisinintemel motiflerinden biridir. Bozkurt Destanı'nda kurtla yaşayan sonTürk çocuğunun kaçıp sığındıkları Turfan'ın kuzeybatısındaki büyük dağve dağdaki mağara da böyle bir yerdir. Ergenekon'da da durum böyledir.Nitekim Ay-Atam Efsanesi'nde anlatılan mağara da Kara Dağcı adlı birdağın üzerinde bulunmaktadır. Büyük Hun ve Kök Türk devletlerizamanında Türkler'in Tanrı'ya tapınmak için bir tür tapınak olarakkullandıkları ata mağaraları da konu ile ilgili ve önemlidirler. İnsanınyaratılışını dört unsur ve balçığa bağlama daha çok Ön Asyamitolojisinin geleneğidir. Ancak, dört unsur inanışı Uygur Türkleri'ndede vardır. Ayrıca efsanenin kişi ve yer adlarının öz Türkçe olması, AtaMağarası motifinin efsane de önemli bir yer tutması ve dolayısıylaTürkler'in ünlü mağara kültünün efsanede yer alması, Ay-AtamEfsanesi'nin bir Türk efsanesi olduğunu ortaya koyar. Ama efsanenin ÖnAsya etkisi taşımasını ve Aybek üd Devâdârî'nin müslüman olmasıdolayısıyla efsanenin bazı bölümlerini kırpmış ya da müslümanlaştırmışolması ihtimalini göz önünde tutarak efsaneyi incelemek gerekir. Ay-Atam Efsanesi özetle şöyledir: Çok çok eski çağlarda...
Çok yağmurlar yağdı. Gökdelinmiş gibiydi. Dünya sele boğuldu, her yanı çamurlar kapladı.Çamurlar akan selle yuvarlanarak Kara Dağ'daki bir mağaraya doldular.Mağaranın içindeki kayalar yarıldı. Yarıkların kimileri insanıandırıyordu. Sürüklenen çamurlar bu insan biçimli yarıklarıdoldurdular.
Aradan çok zaman geçti....
Yarıklardaki balçıklar sularile benzeşti, hâllodu. Güneş Saratan burcuna gedi ve havalar çokısındı. Yarıklardaki balçık sular ile pişti. Yarıkların bulunduğu bumağara tıpkı bir kadın gibiydi. İçi de insanlara can veren bir kadınkarnı gibiydi.
Dokuz ay durmadan yel esti....
Su, ateş, toprak ve yel, insana can vermak için birleştiler. Dokuz ay sonra bir insan çıktı ortaya. Adına Ay-Atam dediler.
Ay-Atam, gökten indi yere kondu. Bu yerin suyu tatlı, havası da serindi.
Sonra yine yağmurlar, sellerbaşladı. Mağara yeniden çamurla doldu. Güneş bu kez Sünbüle burcundadurdu. Sünbüle burcundaki güneşin sıcaklığı ile balçıklar sular ilepişti. Bu kez bir hatun kişi çıktı ortaya. Adına Ay-Va dediler.
Ay-Atam ile Ay-Va evlendiler.Kırk çocukları oldu. Bunların yarısı erkek, yarısı da kızdı. Onlar daevlendiler; soyları çoğaldı.
Bir zaman geldi Ay-Atam ileAy-Va Hatun'un ömürleri doldu; öldüler. Çocukları, ana-babalarınıtüredikleri mağaraya gömdüler. Mağaranın kapısını altın kapılar ilekapattılar, dört bir yanını çiçekle süslediler.
|
|
|
|
|
Logged
|
ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #16 : 01 Eylül 2008, 23:16:49 » |
|
KARAMAN'IN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU
Bu deyimle ilgili çeşitli rivayetler ve hikayeler vardır. Biz burada derleyebildiğimiz hikayeleri anlatacağız.
BİRİNCİ HİKAYE
Karamanoğullarıyla, Osmanlı Devletinin kıyasıya savaşa tutuştuğuyıllarda, Karaman halkı savaşlardan çok çekmiş; ezilmişler, evleri,barkları, malları çok zarar görmüş. O devrin uluları toplanıp, "Bukardeş kavgasını tatlılığa bağlıyalım" diye kurultay kurmuşlar. KaramanBeyi ile Osmanlı Beyi'ni Konya'ya çağırmışlar, her iki tarafınşikayetini dinlemişler. Sözü tatlıya getirip, her iki beye de, bir dahasavaş yapmamaları için yemin ettirmişler.
Karaman Beyi yemin ederken, elini koynunua götürerek: "Bu can buradakaldıkça, Osmanlı'yı kardeş bilip, kılıç çekmeyeceğime söz veriyorum"demiş. Fakat kurultaydan çıkan Karaman Beyi, kaftanının altından birkuş çıkarıp salıvermiş ve "İşte can çıktı söz bitti" demiş. KaramanBey'inin koynundan kuş çıkarıp salıvermesinden sonra bu darb-ı meselhalk arasında yayılmıştır.
İKİNCİ HİKAYE
1243 senesi Kösedağ savaşından ve bozgunundan sonra, Selçuklu ordusuçekilmiş, Moğol ordusu yer yer Anadolu'yu istilaya başlamıştı. MoğollarMüslüman olmadıkları için, Müslüman Türklere karşı çok düşmanca hareketediyorlardı. Kuvvetçe çok üstün durumda bulunuyorlar ve her savaştagalip geliyorlardı. Konya'yı istila ettikten sonra, Kerimüddin KaramanBey zamanında Karaman'ın üzerine yürüdüler.
Tarih takriben 1258 sıraları idi. Karamanoğlulları telaşa düştüler.Zira Moğollar kendilerine direnen yerlerde halkı kılıçtangeçiriyorlardı.
Ne yapıp yapıp, bu putperest Moğolları yenmek lazımdı. Karamanlılarbasit bir harp hilesi düşündüler. Netice de Moğollar'a baskınyapacaklardı. Moğol ordusu Konya üzerinden Karadağ'a doğru ilerliyordu.O tarihte Karadağ ormanla kaplı idi.
Karaman askerleri koyun postuna bürünerek, bir koyun sürüsünün arasınakarıştılar. Sürü ile birlikte Moğol ordusuna doğru yaklaşmayabaşladılar.
Moğol ordusu, sürüyü gasbetmek, yiyip içmek için bir kaç koyunyakalayıp kestiler, kızarttılar ve içkiyle beraber yemeye başladılar.Tam sızdıkları sırada, koyun postuna bürünen Karaman askerleriüzerlerindeki postları atarak, Moğolların üzerlerine çullandılar. Biryandan da ormanda gizlenmiş bulunan esas ordu, Moğollara hücum etti.Bütün Moğol ordusu orada yok edildi. Tek tük kaçıp kurtulabilenMoğollar da etrafa bu deyimi yaydılar.
ÜÇÜNCÜ HİKAYE
Karaman kalesi Osmanlı ordusu tarafından sarıldığı zaman, kale içindeki halk, canını ve malını kurtarmak endişesine düşer.
Bu arada, bir sürü sahibi de sürüsünü kurtarmak hazırlığı içindedir.Sürünün, Karaman kalesi'nin dışına açılan karanlık dehlizde yolunubulabilmesi için, keçilerin boynuzlarına yanan meşaleler takar ve busuretle dışarıya çıkarlar.
Kaleyi sarmış bulunan Osmanlı askerleri, arka tarafta ellerindemeşaleler bulunan bir ordunun kendilerine saldırmak üzere bulunduğunusanarak, kuşatmayı kaldırıp, ağırlıklarını bırakarak kaçarlar. Bununbir sürü olduğunu, iş işten geçlikten sonra anlarlar, ve bu lafıçıkarırlar.
KARADAĞ İLE İLGİLİ EFSANE Karaman’ın kuzeyindeki Karadağ ve Binbir kilise çeşitli efsanelere konuolmuştur. Kerem, Aslı’yı ararken Karadağ’a uğrar, gelir. Bu sıradabüyük bir fırtına çıkar ve yolunu kaybeder. Derinden bir “Ahh” çekereksazını eline alır ve şöyle der.
Yanarım sevdadan dumanın tütmez Sen de benim gibi yanasın dağ hey Bellerin yol vermez bülbülün ötmez Üstüne karalar giyesin dağ hey
Fırtınadan sonra KEREMyoluna koyulur. Uzaklaşırken ardına dönüp bakar ki, dağ cayır-cayıryanmaktadır. O günden sonra kara bir dağ olur. Ne gülü kalır nebülbülü, adına da KARADAĞ denir. KARAMANOĞULLARI HAKKINDA BİR DESTAN Gedik Ahmet Paşa’nın Pir Ahmet Bey’i yenerek başta Ermenek olmak üzerebütün Karamanoğlu ülkesini yakıp yıkması üzerine (Aşık Muslu) adındabir halk şairi şunları söylemiştir. (Bazı dörtlükler alınmıştır.) Gedik Paşa geldi otağ kurdu Pir Ahmet Paşa’ya sorgu soruldu Boyunlara kalın zincirler vuruldu Gedik Paşa etme elden say bizi Acep iller hep böyle mi bozulur Kara yazı hep böyle mi yazılır Kişi sağken mezar mı kazılır, Gedik Paşa etme elden say bizi Yeşil bayrak kalelerden söküldü Çoluk çocuk sokaklara döküldü Kale yandı ahalisi sürüldü Gedik Paşa etme elden say bizi Aşık Muslu yurdun yıkık görünce Beylerin boynu bükük görünce Destanın ı gözyaşıyla silince, Gedik Paşa etme elden say bizi AYRAN DEDE Çevrede yaygın olarakanlatılan efsaneye göre, Yavuz Sultan Selim İran Seferine (1514Çaldıran) giderken Karaman-Ereğli güzergahında yer alan Ayrancıbölgesine geldiğinde, şimdi kazanın yanında ve üzerinde baraj kurulanakarsu ile karşılaşır. Bu akarsu üzerinde değişik aralıklarla 12 köprüvardır. Yavuz Sultan Selim ordunun iki koldan Köprülerden geçmesiniemreder. Hilmi DEDE Köprüsünden geçerken komutan askerlerin içmesi içintemiz suyu nereden bulabileceğini Hilmi DEDE’YE sormuş, o da evindekarısının yayıkta yaymakta olduğu ayrandan ikram etmek istediğinisöyler. Çevrede “Sokutaşı”olarak adlandırılan oyuk taşın içerisine birmiktar ayran doldurur. Komutan “İlahi dede bu kadarcık ayran kocaorduya yeter mi?” der. Ayrandan bütün askerler içip yinede bitmediğinigörünce, Hilmi DEDE’nin sırtını sıvazlayarak “Sen Hilmi Dede değil”,bilakis Ayran Dede’sin demesi üzerine ilçenin adıda AYRANCI olur. SAKLA SAMANI GELİR ZAMANI Ayrancı ilçemizdeSelçuklular devrinde yapılmış ATLAS HANI vardır. Yaşlı bir kadınyılların iyi gittiği zamanlarda, saman yaptırmakta ve yaptırdığısamanları da NODA’layarak saklamaktadır. Aradan geçen birkaç yıl sonrabüyük bir kuraklık olmuş ve kıtlık baş göstermiş. Böylece yaşlı kadınnodalardaki samanları satarak parasıyla bu ATLAS HANI yaptırmıştır. Birde tekerlemesi vardır ki kadın şöyle der: Sakladım sarı samanı Geldi zamanı Satın parasıyla Yaptırdım Atlas Hanı,
İşte han ile ilgilianlatılan bu efsaneye göre “Sakla Samanı Gelir Zamanı” sözününkaynağının bu çevre ve ilimiz Karaman olduğunu söyleyebiliriz. ZİYA EFENDİ EFSANESİ Çevrede yaygın olarakanlatılan efsaneye göre; Yavuz Sultan Selim İran seferine giderkenKaraman-Ereğli güzergahında yer alan Ayrancı bölgesine geldiğindecoşkun şekilde akan ve şimdi üzerine baraj kurulmuş olan dere ilekarşılaşır. Bu akarsu üzerinde değişik aralıklarla on iki köprü vardır.Yavuz iki koldan köprülerden geçilmesini ister. Birinci kolun başındakendisi bugün “Ziya Efendi Köprüsü” adı verilen köprüden geçmek ister. Yavuz Sultan Selimordusunun başında köprüye gelince, Ziya Efendi ve adamlarıncakarşılanıp, köprüden geçmelerine izin verilmez. Yavuz, Ziya Efendi’yeköprüden geçmek için fazlasıyla para teklif eder. Ziya Efendi kabuletmeyerek Yavuz Sultan Selim’e gözlerini kapatıp, açmasını söyler.Yavuz gözlerini açınca dağların taşların altın olduğunu görür. ZiyaEfendi bu işte paranın önemli olmadığını ancak kendisinigeçirtmeyeceğini söyleyince, Yavuz da “Geçme namert köprüsünden, selleralırsa alsın beni” diyerek ordusunu sudan geçirir. Sudan geçerken ikiasker boğulur ve iki katır da sırtındaki erzaklarla birlikte suyakapılır kaybolur. Ordunun karşıya geçişi tamamlanınca, Ziya EfendiYavuz Sultan Selim’in huzuruna çıkar ve ölen askerlerin düşman casusuolduğunu, kaybedilen erzakların da dul ve yetimlerden gönülsüzcealındığını belirterek, Yavuz’a altından yapılmış bir ibrik hediye eder. Yavuz Çaldıran’avardığında namaz kılmak için abdest alırken ibriğin üzerindeki yazılargözüne ilişir. Yazı şöyledir : “AKŞAMKİ AŞINI SABAHA BIRAK AŞ OLUR,AKŞAMKİ İŞİNİ SABAHA BIRAKMA, İŞ OLUR”. Bunu okuyan Yavuz Sultan Selimorduya hemen saldırı emrini vererek büyük bir zafer kazanır. Bu tarihi köprününgünümüzdeki hali ise içler acısıdır. Defineciler tarafından yıkılacakderecede harap edilen köprünün yanındaki mezarlık da, başta ZiyaEfendi’ye ait olduğu söylenen mezar olmak üzere, büyük ölçüdeyağmalanmıştır.
|
|
|
|
|
Logged
|
ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #17 : 22 Eylül 2008, 13:45:11 » |
|
birde isa ile fatıma olacaktı iyi bak
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #18 : 19 Mart 2010, 02:33:08 » |
|
şu omega sanki sırf reklam için uydurulmuş. ben hiç bişey anlamadım .
|
|
|
|
|
Logged
|
BİZ OSMANLIYIZ . BİZ HARİTAYI KANCIK ERMENİLER GİBİ HAİN PKK GİBİ ADİ YUNAN GİBİ DÜZENBAZ RUM GİBİ KARANLIK ODALARDA FAHİŞE MASALARINDA ÇİZMEYİZ . BİZ HARİTAYI CENK MEYDANLARINDA MERTÇE DÖVÜŞEREK ÇİZERİZ . ALLAH ım BİZE HER GECE RÜYASINI GÖRDÜĞÜMÜZ DÜNYAYA HÜKMEDEN BİR DEVLETİ YENİDEN NASİP ET... AMİN.AMİN.AMİN.AMİN.AMİN.
|
|
|
| |
Yükleniyor...
| | | |