Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı :::EFSANELER:::(ekleme yapılabilir)
Cevaplar 18
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 3317
Önceki Önceki Konu

Sayfa: 1 2 [Hepsi]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: :::EFSANELER:::(ekleme yapılabilir)  (Okunma Sayısı 3317 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« : 01 Eylül 2008, 23:10:26 »


:::FERHAT İLE ŞİRİN:::

Efsaneyegöre Ferhat, Persler döneminde yaşamış ünlü bir nakkaştır. SultanMehmene Banu'nun yeğeni Şirin için yaptırdığı köşkün süslemeleriniyaparken Şirin'i görür ve birbirlerine sevdalanırlar. Ferhat, Sultan'ahaber salarak Şirin'i istetir. Sultan,yeğenini vermek istemez. Ferhat'ıoyalamak için dağı delip şehre su getirmesini şart koşar. Ferhat,zekası, teknik bilgisi, bilek gücü, aşktan aldığı kuvvetle dağı deler.

MehmeneBanu, dağı delip suyun akacağı kanalı tamamlamak üzere olan Ferhat'ınyanına yaşlı dadısını göndererek, Şirin'in öldüğü haberini ulaştırır.Ferhat, bu acı haber üzerine, elinde tuttuğu külüngü havaya atar, düşenkülünk Ferhat'ın başına isabet eder ve Ferhat orada ölür. Ferhat'ın acıhaberini alan Şirin korku ve heyecanla olayın geçtiği kayalığagelir.Ferhat'ın öldüğünü görünce bu acıya dayanamaz ve kayalıklardanaşağı yuvarlanarak, orada can verir. Her iki sevgiliyi, can verdiklerikayalıklarda yan yana gömerler.

Bu aşk öyküsünün Karagöz oyunlarındaki işlenişi ise şöyle :

Hacıvat tarafınaŞirin’in köşkü, Karagöz tarafına ise dağ kurulur. Hacıvat’ıntegannîsinden sonra perdeye gelen Karagöz Hacıvat’a “Kendi tarafınaköşk benim tarafa ise moloz yığını koymuşsun” diye sitem eder. Bununüzerine Hacıvat Ferhat ile Şirin öyküsünü anlatmaya başlar. Bu sıradaKaragöz ile Hacıvat çekilirler ve olay canlanır.

Ferhat ile Şirinbirbirlerini çok severler. Fakat Şirin’in annesi Şirin’i Ferhat’avermek istemez. Hacıvat’ın araya girmesi sonucu Şirin’in annesi birşart koşar. Amasya şehrinde su yoktur, eğer Ferhat Elmadağı'nı kazmasıile yarıp şehre su getirirse Şirin’i vermeye razı olacaktır.

Ferhat Hacıvat’tan birkülünk bulmasını ister. Hacıvat Karagöz’e giderek bir külünk ısmarlar.Külüngü zamanında yetiştiremeyen Karagöz evden kendi kazmasını getirir.Ferhat dağı kazma ile yararak şehre su getirmesine rağmen Şirin’inannesi Şirin’i vermeye razı olmaz, büyücü bir kadın bularak onlarıayırmak ister. Büyücü kadın Ferhat’a gelerek Şirin’in öldüğünü söyler.Ferhat büyücü kadını öldürür, tam kendi canına da kıymak üzeredir kiKaragöz gelerek Şirin’in ölmediğini söyler ve iki sevgiliyi birbirinekavuşturur ...
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #1 : 01 Eylül 2008, 23:11:18 »

:::LEYLA İLE MECNUN:::

Leyla ile Mecnun'unaşkları bir Arap efsanesine dayanmaktadır . Bu efsanede Mecnunmahlasıyla şiirler söyleyen Kays ibni Mülevvah adlı bir Arap şairiyleLeyli ( Leyla ) adlı bir Arap kızın arasında geçen ve ayrılıkla sonaeren bir aşk serüveni anlatılmaktadır .

Söylentiye göre Kays ileLeyla kardeş çocuklarıdır .Küçük yaşta birbirlerini severler . Kays'ınLeyla için söylediği şiirler dillerde dolaşır .Leyla'nın babası ,adınıdillere düşürdüğü için kızının Kays'la evlenmesini önler .Leyla başkabiriyle evlendirilir .Kays çöllere düşer .Mecnun (deli ) diye anılmayabaşlar .Ayrılık acısına dayanamayan Leyla kederinden ölür . Mecnun bunuduyunca onun mezarının başına koşar ve o da orada can verir .

Bu efsane Arapedebiyatında X. yüzyılda çok yaygın bir hale gelmiş ,Mecnun'a aitolduğu söylenen şiirlerin arasına nesirler de eklenerek hikaye halinegetirilmiştir .Bu konu daha sonra Fars ve Türk edebiyatlarında daişlenmiştir . Bunların arasında en ünlüsü Fuzuli'nin yapıtıdır ( 1535)

Aşağıda okuyacağınız küçük hikaye Fuzuli`nin Leyla vü Mecnun adlı mesnevisinden alınmıştır.

Kays, bilinen adıylaMecnun, Leyla`nın aşkından kendisinden geçip yarı meczup bir haldeçölde giderken, namaz kılmakta olan bir dervişin önünden geçer. Dervişhemen namazını selamlayıp, Mecnun'a "Namaz kılan birinin önündengeçilmez, bunu bilmiyor musun?" diye çıkışır. Mecnun cevap verir "BenLeyla'nın aşkından öyle bir hale geldim ki, senin burada namazkıldığını görmedim bile, sen nasıl bir aşkla namaz kılıyorsun da benimsenin önünden geçtiğimi görüyorsun?"

Leyla ve Mecnun'unhikayesi Türk Halk edebiyatının da etkilemiş ve Leyla ile Mecnun adıylabir Karagöz oyunu haline getirilmiştir .

Karagöz oyunlarında işlenen Leyla ile Mecnun hikayesi ise şöyle :

Oyunun başında Leyla ileMecnun birbirlerine olan sevgilerini şiirlerle dile getirirler.Aralarında bir gül ağacı vardır. Zebani gelerek gül ağacını alır veyerine karaçalı koyar. Karagöz bu karaçalıyı almak isterken zebaniKaragöz’ü kaldırıp baş aşağı kara çalının üzerine atar. Hacıvat gelerekKaragöz’e Leyla ile Mecnun’un hikayesini anlatarak, Zebani’nin karaçalıyı onları ayırmak için koyduğunu söyler.

Perdeye içinde Leyla’nınbabası ve annesinin olduğu bir kervan gelir. Hacıvat onlara bir evbulur. Daha sonra Mecnun’un babası olan Halepli Haşim gelir. HacıvatLeyla’nın anne ve babasının olduğu yere ergeç Mecnun’un da geleceğinisöyler. Mecnun gelip Leyla’ya olan aşkını Hacıvat’a anlatır ve ondanyardım ister. Bu esnada bir aslan gelip Karagöz’ün köpeğini yutar.Leyla’nın babası kızını Mecnun’a istemeye gelen Hacıvat’ı kovar.Hacıvat, Karagöz’ün ninesi olan Cazu’dan yardım ister. Cazu nineLeyla’nın babasına giderek eğer kızlarını Mecnun’a vermezlerseLeyla’nın öleceğini söyler.

Bunun üzerine Leyla’nınbabası kızını Mecnun’a vermek için üç şart koşar. Birincisi Mecnun çoksevdiği dişi ahuyu öldürecektir. İkincisi aslan ile boğuşup onu daöldürmesi. Üçüncüsü ise yedi başlı ejderhayı öldürmesi. KaragözMecnun’a bir bıçak verir. Mecnun kendi isteğiyle ahuyu öldürür. Dahasonra aslan ile ejderhayı da öldürür ve koşulları yerine getirmiş olur.Zebani iki sevgilinin kavuşmasını engellemek amacıyla araya yine karaçalı koyarsa da Mecnun bıçağı ile karaçalıyı kesip atar.
Sevgililer birbirlerine kavuşurlar ve kervanla memleketlerine dönerler ...
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #2 : 01 Eylül 2008, 23:11:33 »

:::KEREM İLE ASLI:::

Bu aşk hikayesinin AşıkKerem ya da Kerem Dede diye anılan Azerbaycan yöresi halk şairinin aşkserüvenini konu eden şiirleri halk arasında yayıldıktan sonra adıbilinmeyen halk hikayecileri tarafından bu şiirler çerçevesindeoluşturulduğu ileri sürülür .( XVII. yy. )

İsfahan Padişahı'nın oğluKerem keşiş kızı Aslı'ya gönül verir .Ancak din ayrılığı yüzündenonunla evlenmesi mümkün olmaz . İlden ile göçen keşişle kızı Aslı'nınardından uzun yolculuklar yapan delikanlı Halep Paşası'nın emri üzerineAslı'yla evlendirilir .Ancak düğün gecesi keşişin kızına giydirdiğigömleğin düğmeleri bir türlü çözülmeyince Kerem ah edip yanarak ölür .Onun külleri arasında kalmış kıvılcımla Aslı'da saçlarından tutuşup canverir .

Hikaye boyunca Keremarkadaşı Sofu'yla birlikte uzun yollar aşar . Anadolu'nun birçok yerinigezer ,Hanlarda kahvelerde şiirler söyler ,yollara , dağlara ,akarsulara, hayvanlara Aslı'ya benzettiği güzellere şiirler söyleyerekderdini anlatır .Aslı'yı yakından görebilmek için kızın annesine bütündişlerini çektirir .

Hikayeye olağanüstüögeler de karışmıştır .İki sevgilinin doğumları bir dervişin verdiğisihirli elmayla olmuştur .Zorda kalan Kerem'i Hızır kurtarır .Dağlarırmaklar o şiir söyleyince geçit verir .

Sevgilisine kavuşmayolunda çileler çeken ve onun uğrunda yanan Kerem , modern edebiyattabir ülküye bağlanıp can verebilen kahramanın simgesi sayılmıştır .



Ala gözlerine kurban olduğum
Hep senin derdinden yanar ağlarım
Kime arzedeyim garip halimi
Ellerin yanında görür ağlarım ..

Benden kaçar sevdiğim, gayrden kaçmaz
Dahi pek küçüktür, aşıkın bilmez
Yalvarsam Mevla'ya dileğim geçmez
Yüzümü yerlere sürer ağlarım ..

Yine düşt'ayrılık vücut şehrine
Yürek mi dayanır dilber cevrine
Sürülünce insan mahşer yerine
Hak'kın divanına durur ağlarım ..

Kerem der bu firkatla yanarsam
Tükenir ömrümüz bir gün ölürsem
Bu hasretle kıyamete kalırsam
Kefenim boynuma sarar ağlarım ...

Aşık Kerem
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #3 : 01 Eylül 2008, 23:11:47 »

:::BOŞKA İLE ADMİRA:::

Boşka ve Admira Yugoslavya parçalanmadan önce Saraybosna'
da yaşayan iki genç. Admira Müslüman, Boşkaise Sırp bir aileden. Ama ikisi de Saraybosnalı. Çocuklukları aynımahallede geçer. Lise yıllarında bu iki genç birbirlerine aşık olupnişanlanırlar. 1992 yılının ilkbaharında Boşka ve Admira evlilikplanları yaparken Bosna'da savaş başlar.

Bu tarihten itibaren buiki insanın hayatlarına anlam kazandıran birçok şey savaşın acımasızellerinde bir bir yok olup gider. Önce Sırp ordusunun Bosna'yı talanedip masum ve savunmasız insanları toplama kamplarında katletmeleriniseyrederler. Sonra birlikte büyüdükleri insanların birbirlerine düşmanoluşuna, oynadıkları sokakların, yaşadıkları evlerin yıkılışına şahitolurlar. Bütün bu karmaşanın içinde Boşka ve Admira'nın sarılıptutundukları iki şey vardır: birbirlerine olan sevgileri, veSaraybosna'ya tutkunlukları.

Birçok Saraybosnalı gibi Boşka ve Admira dahazırlıksız ve savunmasız yakalanırlar Sırp kuşatmasına. Yine de şehriterketmezler. Bu arada Boşka'nın birçok arkadaşı Saraybosna'yıçevreleyen Sırp çetelerine katılırlar ve Boşka'nın da katılması içinbaskıda bulunurlar. Boşka her seferinde reddeder.

Admira ile birlikte Saraybosna'da kalıpşehirdeki yaşlı ve düşkünlere yardım ederler. Onlar için yiyecekkuyruklarında beklerler. Kışın evlerine odun taşırlar. Kuşatma çemberigün geçtikçe daha da daralır. Yaşam daha da zorlaşır. Bunun üzerineyaşadıkları yeri terkedip, şehrin merkezine yerleşirler. Bu aradaBoşka'nin ailesi Sırbistan'a göçer.

Boşka ve Admira'nın Saraybosna'da verdikleriyaşam mücadelesi iki yıl sürer. Bu arada evlenirler de. 1994ilkbaharında Sırbistan'a, Boşka'nin ailesinin yanına gitmeye kararverirler. Saraybosna'nın giriş-çıkışlarını tutan Sırp askerlerinden veşehri savunan direniş gruplarından izin alırlar.

Geçiş günü gelir. Boşka ve Admira, önceAdmira'nın ailesini ziyaret edip onlarla vedalaşırlar. Sonra askerlerinonlara söylediği geçis noktasına doğru yürürler. İkisi elele kilitnoktasındaki köprüyü geçerler. Köprüden sonra bir iki adım attıklarısırada birkaç el silah sesi duyulur. Boşka ve Admira yere düşerler.

O anda mı ölürler, yoksa daha sonra mıbilinmez. Fakat, ölümde bile rahat bırakmaz savaş Boşka ile Admira'yı.Kimse yanaşamaz yanlarına on gün boyunca. Ailelerin girişimlerisonuçsuz kalır. Ne şehri savunan direniş grupları ne de Sırp askerlerikimseyi yaklaştırmazlar yanlarına. Boşka ve Admira kurtlara, köpeklereyem olurlar. Olay büyür, televizyona, gazetelere yansır. On gün sonraBoşka ve Admira'dan geriye kalanlar, aileler tarafından alınıp gömülür.Kurşunlari hangi tarafın ateşlediği bulunamaz. İki taraf dabirbirlerini suçlarlar ..
[/COLOR]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #4 : 01 Eylül 2008, 23:12:25 »

:::TAHİR İLE ZÜHRE:::

Padişahkızı Zühre ile Vezir oğlu Tahir'in ölümle biten aşk serüvenini anlatanbir Türk halk hikayesidir. Sevgililerin birleşmesini Zühre'nin annesivar gücüyle engelller . Sürgüne gönderilen Tahir sevgilisi başkasıylaevlendirileceği sırada gizlice döner .Ama delikanlı öldürülür . Tahirinöldürüldüğünü duyan Zühre'de kendini öldürür .

Tahir ile Zühre'nin Karagöz oyununda anlatılışı da şöyle :

Zühre’nin babasıHacıvat’a bir kahya aradığını söyler, Hacıvat da Karagöz’ün bu işiyapabileceğini söyler. Karagöz eve kahya olarak girer. Tahir ile Zührebirbirlerini çok sevmektedirler. Zühre’nin babasının yanında kahya olanTahir’in babası ölürken Tahir ile Zühre’nin evlenmelerini vasiyetetmiştir. Zühre’nin babası da evlenmelerini istemektedir. Tahir ileZühre’yi yanına çağırarak bu fikrini onlara da söyler. Karısının daonayını almak için durumu ona da anlatır. Bu fikri kabul etmeyenZühre’nin üvey annesi sonradan kabullenmiş gibi görünür. Odasınagittikten sonra Karagöz’ü odasına çağırarak Tahir’i kendisininsevdiğini söyler.

Zühre ile evlenmesineengel olması için kocasına büyü yaptırır, Karagöz’e para vererek büyüyükocasının sarığının içine koymasını ister. Karagöz, Zühre’nin babasıuyurken büyüyü sarığının içine koyar. Zühre’nin babası uyandığındaevlenme işinden vazgeçtiğini söyler. Tahir bu sevdadan vazgeçmeyeceğinisöyleyince Zühre’nin babası seymenleri çağırarak Tahir’i Mardin’esürgüne gönderir. Bir süre sonra Tahir kaçıp geri gelir ve Karagöz’e buişi düzeltmesi için yalvarır. Karagöz bir punduna getirip Zühre’ninbabasının sarığından büyüyü çıkarır. Birden kendine gelen Zühre’ninbabası kızını Tahir’e vereceğini söyler. Olan biteni Zühre’nin babasınaanlatan Karagöz iki sevgilinin kavuşmasını sağlar..
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #5 : 01 Eylül 2008, 23:12:35 »

:::ARZU İLE KANBER:::

Birbirlerinikardeş sanarak büyüyen iki gencin asklarini anlatan ve 17. yüzyildaortaya çiktigi sanilan Türk halk öyküsü. Konusu söyledir: Bir kervan,yolda eskiya baskinina ugrar. Baskindan yalniz küçük bir erkek çocugusag olarak kurtulur. Bir aile tarafindan evlatlik olarak alinan çocugaKanber adi verilir. Bir süre sonra bu ailenin bir kiz çocugu olur,adini Arzu koyarlar. Iki çocuk birbirlerini kardeş sanarak büyürler.Bir süre sonra aralarında ilgi veyakınlık başlar. Kardeş olmadiklarınıögrenince de evlenmek isterler. Arzu"nun annesi bu evlilige karsi çıkarve kızını zengin bir tüccarla evlendirir. Ama adam kisa bir süre sonraölür.Arzu ile kanber evlenmek için yeniden uığrasırlarsa da, anne engelolur. Asıklar bir rastlantı sonucu birbirlerini bulurlar. Kavusmaninheyecaniyla ikisi de bayilir. Sürekli olarak kızını izleyen kötüyürekli anne onlari gene ayırmak ister, ama gençlerin çevresi su ilekaplandigindan yanlarina ulasamaz. Az sonra iki sevgiliningögüslerinden birer güvercin çikarak uçar ve böylece ikisi de orada canverirler..
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #6 : 01 Eylül 2008, 23:12:52 »

:::SEVGİLİLER GÜNÜN HİKAYESİ:::

AzizValentine'ın öyküsü III. Yüzyıl'dan gelir. O dönemde Roma tahtındaİmparator II. Claudius vardı, "Zalim" adıyla tanımlanan Claudius aşırısavaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak askerolmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.

EVLİLİĞİ YASAKLADI
Öylesine ilerigitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahiyasakladı. Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Romakenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerininardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşkyasaklanmıştı. Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar'ın 12 tanrıyatapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hıristiyanlar'lailişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.


Buemre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozofValentinus'da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator'unhatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı.Valentinus'un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerekgünümüze kadar ulaşmıştır.

GÜZEL JULİA VALENTİNUS'A GİDER
Hapishaneyi korumaklagörevli gardiyanın kızkardeşi Julia'nın gözleri doğuştan görmemektedir,gardiyan Valentinus'un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körleringözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus'un yanınagetirir. Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar,Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı'yayönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus'un anlattıklarıyla görür,onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur.

Bir gün sorar;
- "Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı?"
Aziz gülümser;
- "Evet, herbirini."
Julia;
- "Her sabah ve hergece ne için dua ettiğimi biliyormusun? Görebilmek için dua ediyorum,senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.",
Valentinus;
- "Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım."
Julia, yere diz çöker ve;
- "Böylesine inanmak istiyorum, yardım et."
Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içersi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır;
- "Valentinus, görüyorum, görüyorum."

14 ŞUBAT'TA ÖLDÜRÜLÜR
Valentinus duayadevam etmesini söyler. Ertesi gün Valentinus'un ölüm emri gelir, AzizJulia'ya son bir not yazar, Tanrı'ya hep yakın olmasını öğütler venotun altını "Senin Valentine'ından" diye imzalar. Mektup, ertesi günJulia'ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270'dir. Valentinus, sonradanPapa I. Julius tarafından "Porta Valentini" adı verilen bir kemerkapısının altına gömülür (Şimdi orada yani Roma'da Praxedes Kilisesivardır.)

Julia,mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzdesevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradankaynaklanır.

GENÇLERİN İLK CİNSEL DENEYİMİ
İşin aslınabakılırsa, 15 Şubat tarihi Roma tanrıçalarından Februata Juno adınayapılan kutsama töreninin günüdür; birbirleriyle ilk kez cinselilişkiye girecek gençlerin adlarının yazıldığı parşömenler, o güntanrıçaya sunulurdu. Papalık daha sonra yasaklanan bu geleneğin yerine,azizlerin adlarının yazılı olduğu listeleri sergilemeye başladı.

Bizyine Roma'ya dönelim. 15 Şubat'ta kutlanan gençlerin aşk festivalininözgün adı Lupercalia'dır, geleneksel olarak hediyeler verilirdi.Kuşların çiftleşme döneminin başlangıcı kabul edilen Şubat ayıdöneminde, gençler de onları örnek alarak eşleşirlerdi. Hıristiyanlığıngüçlenmesinden sonra, Pagan inançları yasaklandı veya yerlerineHıristiyan versiyonlar getirilmeye başlandı. Aziz ValentineHıristiyanlığın simgesi olan sevgi ve evlilik kuramı ilekişiselleştirildi, onun Lupercalia Festivali'nin arifesinde öldürülmüşolması iyi bir raslantıydı, böylece Roma'nın bereketlilik ve döllenmekutsamalarıyla, Hıristiyanlığın evlilik ve çoğalma ilkesibütünleştirilmiş oldu. Amaca ulaşılmıştı.

Günümüzdekiyorumuyla "St Valentine" yani Sevgililer Günü, Roma'daki gibisevenlerin birbirlerine sevgilerini Valentinus'un son mesajında olduğugibi küçük kartlar ve hediyelerle sunmaları şeklinde kutlanmaktadır.Aslında kökende yine birleşme, bütünleşme ve çoğalma güdüsü yanibereketlilik vardır. Aynı zamanda da, Tanrısal aşkla, dünyasal aşkınbirleştiği yer, Julia'nın öyküsünde olduğu gibi birleştirilir. Amailginçtir ki, aşkı yasaklayan bir despotun binlerce yıllık anısı,Kozmik Şakacı'nın oyunuyla artık aşk yüzünden akla gelmektedir...
[/COLOR]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #7 : 01 Eylül 2008, 23:13:08 »


:::OMEGA SAAT EFSANESİ:::

Bi otomobil tamircisiılık ilkbahar gecelerinden birinde evine giderken yolun kenarında biaraba ve arabanın başında da patlayan lastiği değiştirmeye çalışan ikigüzel kız görmüş. Yardım amacıyla kenara yanaşmış. Ama istepne depatlakmış maalesef. Adam, "Bu saatte bunu tamir etmek imkansız. İyisimi ben sizi evinize bırakayım, yarın bir çaresine bakarız" demiş. Evinönüne geldiklerinde kızlar adamı bi fincan kahve içmek için evlerinedavet etmiş. Ev, bi apartmanın 7. katında, hoş bi daireymiş. İstepneyleuğraşırken elleri kirlendiğinden eve girer girmez adam banyoya gidipellerini yıkamış. Bu arada OMEGA marka saatini de kolundan çıkarıp,aynanın önüne koymuş. Kızlardan birinin, "Kahve hazır" diyeseslendiğini duyunca hemen ellerini kurulayıp banyodan çıkmış. Oaceleyle de OMEGA marka saatini çıkardığı yerde unutmuş. Kızlarınsohbeti çok keyifliymiş. Grup vaktin nasıl geçtiğini anlamamış. Sonundaadam geceyi kızların evinde geçirmiş. Sabah da 7’de kalkıp işe gitmiş.Tamirhanesine vardığında saatini kızlarda bıraktığını farketmiş, "İyibari, kızları tekrar görmek için bahane olur" diye düşünmüş. Akşam işbitimi saatini almak için kızların evine gelmiş ama kapıcı bahsettiğikızların artık o dairede yaşamadıklarını söylemiş. Bu iki talihsiz kız3 hafta önce trafik kazası geçirip ölmüşlermiş meğer. Şu an da, adamınonları ilk gördüğü yere çok yakın olan bi mezarlıkta yatıyolarmış.Tamirci duyduklarına inanamamış, "Nasıl olur? Ben dün akşam evlerindeonlarla beraberdim" demiş. Kapıcı bunun imkansız olduğunu söyleyerekadamı, kapısı avukat tarafından mühürlenmiş dairenin önüne götürmüş.Adam çok meraklanmış tabii. Ertesi gün avukata gidip durumu anlatmış veberaberce kızların dairesine gelmişler. Mühürü açıp içeri girmişler.Adam doğruca banyoya gitmiş. OMEGA marka saat aynanın önünde bıraktığıgibi duruyormuş..
[/COLOR]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #8 : 01 Eylül 2008, 23:13:29 »

:::YILAN HİKAYESİ:::

Padişahla karısının birtürlü çocuğu olmuyormuş, ne yapmışlarsa bir türlü bir çocuk sahibiolamamışlar. Bir gün yaşlı, uzun sakalları olan beyaz bir adam sarayakonuk gelmiş, padişah adamı çok sevip akşam yemeğine alıkoymuş.Yemekten sonra sakallı ihtiyar


"Galiba sizin meyveniz yok" demiş.

Padişah hemen atılmış,

"Her meyveden var, ne istersiniz?" demiş.

"Yok," demiş ihtiyar, "onu söylemiyorum, galiba sizin çocuğunuz yok, onu söylemek istiyorum."

Padişahla karısının gözleri dolmuş,

"Çok istedik, ama olmadı" demişler.

"Peki" demiş ihtiyar, "bensize bir yol göstereceğim, dediklerimi yaparsanız çocuğunuz olur.Ülkenin en ucundaki dağın tepesinde bir pınar var. Baharın yazabağlandığı gece, tam sabah olurken, mehtap batmadan, güneş de çıkarkençırılçıplak o pınara girip yıkandıktan sonra, 'hayırlısı neyse olsun'deyip birbirinize kavuşacaksınız."

Yaşlı adam bunlarısöyledikten sonra odasına çekilmiş, ertesi sabah da kimseye görünmedensaraydan ayrılıp gitmiş. Padişahla karısı, büyük bir kalabalıkla yolaçıkmışlar. Dağın başındaki pınara girip yıkanmışlar, sonra daçadırlarına çekilip yataklarına girmişler. Padişahın karısı,

"ALLAHım bize bir evlat ver de nasıl verirsen ver" demiş.

O gece padişahın karısıhamile kalmış. Aradan dokuz ay geçmiş. Doğum vakti gelmiş. Sarayaülkenin en ünlü ebelerini çağırmışlar. Ama sultan bir türlüdoğuramıyormuş, ne yaparlarsa yapsınlar sultan bir türlüdoğuramıyormuş. Kentte babasıyla ve üveyannesiyle yaşayan çok güzel veçok fakir bir genç kız varmış. Padişah, öfkesinden karısınıdoğurtamayan bütün ebelerin başını vurdurtmuş. Bunu duyan kötü kalpliüveyanne, saraya gidip

"Benim bir üvey kızım var. Sultanı doğurtsa doğurtsa o doğurtur" demiş.

Bunun üzerine saraydan adamgönderip kızı çağırtmışlar. Kız başına ne geleceğini anlamış, doğruannesinin mezarına gitmiş, annesinden akıl sormuş:

"Anneciğim ben ne yapacağım, hiç bir ebenin doğurtamadığı sultanı doğurtmak için beni çağırdılar. Benim de kellemi kesecekler."

Tam o sırada ak sakallı bir ihtiyar peydah olmuş mezarın yanında,

"Ağlama kızım" demiş, "bensana ne yapacağını anlatacağım, dediklerimi yaparsan, kellenikurtarırsın." Sonra kıza ne yapacağını anlatmaya başlamış. "Sultanbenim dediklerimi tutmadı, hayırlısını isteyeceğine, ne olursa olsundedi, bu yüzden de evlat yerine karnında bir yılan taşıyor şimdi, sensaraya gidince, hemen bir kazan süt isteyeceksin, sütü sultanınbacakları arasına yerleştireceksin, sütün kokusunu alan yılan da dışarıçıkacak."
[/B][/COLOR]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #9 : 01 Eylül 2008, 23:13:46 »

:::MARTILAR NEDEN DENİZİN ÜZERİNDE UÇARLAR:::

Bundan yüzyıllar öncedeniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış. Tabi her masalda olduğu gibi bumasalda da o ülkenin bir kralı ve tabii ki bir de prensesi varmış.Prenses dünyalar güzeli bir kızmış. Kralın emri ile her gün prensesdolaşmak için saray muhafızları ile birlikte sarayın dışına çıktığındaona bakmak yasakmış. Halk onun dolaşmaya çıktığı ilan edildiğindeeğilir ve gözlerini kapatır, ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmeninbedeli ölümle cezalandırılırmış. Günlerden bir gün yine prensesdolaşmak için çıktığında... Fakir bir köylü delikanlı iradesiniyenememiş ve yavaşça başını kaldırıp prensese bakmış ve başını kaldıranfakir delikanlı ile prenses o anda göz göze gelmişler... Tabii ki...Tahmin edeceğiniz gibi fakir delikanlı pensese inanılmaz bir aşklatutulmuş. Prensesin de o derin bakışlarının boş olmadığını düşün enfakir delikanlı günlerce uyuyamamış ve ölümü bile göze almak pahasına,prensesi bir kere daha görmek için uğraşmış durmuş. Bu arada fakirdelikanlıya da tutulan güzel prenses onun zarar görmemesi için günlercekendini saraya kapatmış. Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyigöze alarak gizlice sarayın bahçe duvarına tırmanmış ve prenses ile birkere daha göz göze gelmişler. Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış veprensesle konuşacağı anda saray muhafızlarına yakalanmış. Kralınkarşısına götürülen delikanlı nasıl olsa ölümle cezalandırılacağınıbildiğinden krala prensese duyduğu aşkını anlatmış. Kral ölüm emrinivereceği anda prensesin yalvarışlarına dayanamayarak fakir delikanlıyabaşka bir ceza vermeyi kabullenmiş.


İŞTE HİKAYEMİZ DE ZATEN BURADA BAŞLIYOR.

Hemen bir gemihazırlattıran kral gidilebilecek en uzaktaki adaya bir fener yaptırmışve fakir delikanlıyı da o adada yanlız yaşamaya mahkum etmiş...Aradanbir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan fakir delikanlıprensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara anlatmayabaşlamış... Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese olanaşkından haberdarmış. Sonunda martılar bile fakir delikanlıyı anlamışve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar... Ve zamanlaprensesin de yazmış olduğu mektupları fakir delikanlıya götürenmartılar aracılığı ile aşkları iyice büyümüş; ta ki... Bir sabahsarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresineağzında bir mektupla konan martıyı kralın görmesine dek. Tabiikorkulduğu gibi olmamış... Ağlayarak kızına sarılan kral, hayvanlarınbile bu aşkı anlarken kendisinin anlayamadığı için kendisindenutandığını söyleyerek prensese hemen bir gemi göndertip fakirdelikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş. Buna çokmutlu olan prenses hemen fakir delikanlıya bir mektup yazmış veolanları anlatmış. Tabii bu arada mektubu götürmek için bekleyenmartıya da her şeyi anlatarak bütün martıları düğünlerine çağırmış.Buna çok sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek içinyola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martıarkadaşına haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek içingagasını açtığında mektubun düştüğünü farketmiş. Ve mektubu tümmartılar hep birlikte aramaya başlamışlar... Fakat bir türlübulamamışlar. Bu arada prensesten mektup alamayan fakir delikanlı,yazmış olduğu mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış...Biraz ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve mektubuarıyorlarmış... Prensesin kendisini unuttuğunu yahut istemediğini sananfakir delikanlı martıların onun için gelmediğini düşünerek, fenerdenkendisini kayaların üzerine atarak intihar etmiş. Ve malesef kralıngemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni ilekarşılaşmışlar...

İşte o gün bugündür, herşeyi düzeltmek için denizler üzerinde uçan martılar o mektubu ararlar.O mektubu bularak o inanılmaz sevgiyi ve her şeyi geri getiriceklerinisanırlar ve bu yüzden de hep denizler üzerinde uçarlar.
[/B][/COLOR]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #10 : 01 Eylül 2008, 23:14:10 »

:::YAVUZ İLE EYLEM:::



vaktiyle büyük kentin birinde varoş birmahalede yaşayan geçimini marangozlukla yapan bir delikanlı varmış...ekmegini ahşaptan çıkarmayı severmiş , bu onun için hem iş hemdezevkmiş.. tabi delikanlı dedikya ilaki varmış bir sevdalısı onunda herdelikanlı gibi ... ama onun için sevda başka telden çalarmış .. onunaşkı kendisini bile aşmış ... sevmiş ,ölümüne sevmiş hemde ...sevdigininde ondan eksik yanı yokmuş hani, inanılması güç ama üçkelimesinden biri sürekli yavuz ' muş .. bu aşk çocuklukta başlamışdaha yaşları yedi .. buna yüce yaradanın yazgısımı diyelim yoksa ,ALLAHın onlara o yaşta bıraktıgı bir lu tufmu... evet onlar yedilerinde tanıştılar aşkla , sevdayla ... o yaşlarda aşk acısı çekmek zorolmasa gerek malum daha yaş yedi ama" aşk her yaşta aşktır" deyimiolmassa daha bir gözel olurduya ....
artık yavuz 'la eylem büyümüş olgunluk çaglarına erişmişlerdi ,hayatı tos pembe görmedikleri gibi dahada bir sevdalarına sarılmışlardı... onlar için aşk , aşk degildi , hayattı , nefesti , benlikti ..uzunlafın kısası aşk aşktan çıkmıştı artık ....
yavuz için sadece gözleri vardı eylemin bu hayatta yalansöylemeyen , derdini gizlemeyen ... ama bir gün eylemin gözleri birbaşka türlü gülümsüyordu .. yavuz bunu anlamıştı ama anlamamazlıktangeliyordu ... çünkü gözleri başka ,dili başka şeyler söylüyordu ..belkide eylem gızana gelmiş unutmuştu sevdalarının çocukluktan beribaşladıgını .. evet eylem yalan söylüyordu "kaç gündür teyzemlerdeyimgelemedim yanına "diyordu o yalancı diller ...ama gözlere laf yok,gözler benligini koruyordu herzamanki gibi...
megerse mahalleye artık sık sık ugrayan zengin züppeler eylemesarkıntılık yapıyorlarmış .. laflar gaflar arda geliyormuş... işte buşereften paylarını almayan insan müspetteleri bir gün sıkıştırmışlareylemi bir kapı eşiginde agzını baglayıp götürmüşler tenha yere .. veeylemin ırzını namusunu kirletmekle kalmamışlar yavuza tehditsavurmuşlar eylem aracılıgla ..
işte o dil böyle yalan söylüyordu ..yavuza başından geçen hiç birşeyi paylaşmamış ..çünkü onun için namus , şeref , haysiyet kavramıvardı.. başından geçen bu igrençlikleri aşkına ihanet sayan eylemintihara kakışmak ister ama her defasında yüce yardanın engelinetakılır ...

artık bu yaşadıgı olay eylem için bir kırılma noktasıdırhayatında . degil yavuzla konuşmak yüzüne bakmaya utanır olmuş artık ..yavuz bu halinden çok rahatsız olmaya başlamış ..bu hayattan güçüpgitmek isteyen eylemi kaç kere ölümün eşiginden kurtarmış ... eylembaşından geçen olayları deli aşıgına anlatmak istemiş çogu zaman ama azçok şeyi tahmin edebilen yavuz dinlemek istememiş.. kütü bir şeyoldugunu biliyormuş , ama öyle bir sevdaymışki bunu bile sineye çekmeyehazırmış eylemle mesut olmak için ...
yavuz un baskılarına dayanamayan eylem evlenmeye karar vermiş ..başka şansı yokmuş çünkü , yavuzn çaresizligi gözlerinden okunuyormuşkimsenin anlatmamasına ragmen her şeyi anlamış gözlerinden eylemin .. okadarsevmiş eylemi.. dügün günü herkesin keyfi yerinde misafirler bir oyana bvir bu yana kendilerini savururken eylemden çıt çıkmıyordu .. amasineci yavuz yine sineye çekmişti olanları ve kalkıp oynamaya başladı.. yavuzn zeybegide bir başka türlü çalıyordu hani ... yavuzn gözeloyununa dayanamayan eylemde kalkıp yavula karşılıklı oynamaya başladıkoskocaman alanda ikisi tek başınaydı .. her kes onları seyrediyordubiliyorlardı aşklarını misafirler çıktılarmı meydana aşka hürmettebırakırlardı oyunu ..
ama ölüm denilen o kaypak türkü onları dügünde yakaladı ..onların sevdasını hazmedemeyen o zengin züppeler dügünü basmaktanutanmamışlardı .. çapraz ateşe tuttular hiç bir şey demeden iki aşıgı.. kurşunlar havada uçuşuyor iki sevdalı kan revan içinde birbirinesarılıyorlardı..
eylem o gün hayata gözlerini yumdu .. yavuz dört kurşun bedeninealmasına rahmen hayatta kaldı ölmedi.. onun şimdi yaşaması için tek birneden vardı artık...
[/B][/COLOR]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #11 : 01 Eylül 2008, 23:14:29 »

Ankakuşu Efsanesi

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg a inanır ve onun kendilerinikurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlarda Simurg u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçekuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuşsürüsü Simurg un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg un var olduğunuanlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg unhuzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg un yuvası, etekleri bulutlarınüzerinde olan Kaf Dağı nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsizvadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmayabaşlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış):
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
baykuş yıkıntılarını özlemiş,
balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelenAltıncı Vadi 'şaşkınlık' ve sonuncusu Yedinci Vadi 'yokoluş'ta bütünkuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı na vardıklarında geriye otuz kuşkalmış.
Simurg un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;
'SİMURG ANKA - Otuz Kuş' demekmiş.
Onların hepsi Simurg muş. Her biri de Simurg muş.
Simurg Anka yı beklemekten vazgeçerek,şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendiküllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, herbirimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda,tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #12 : 01 Eylül 2008, 23:15:11 »

HiLaLin GöZüKTüGü İLk GeCe

Ege'de bir efsane vardır; " Hilal' in gözüktüğü ilk gece, yıldızlarınaltında denize dileğinizi iletirseniz, deniz size mutlaka geri döner vedileğinizi yerine getirir... "

Gülay,iskelenin ucuna doğru yürümeye başladı. Güneş, batmaya hazırlanıyorduve deniz oldukça dalgalıydı. Dalgalar zaman zaman iskeleyi aşıp, ayakbileklerini ıslatıyordu. Yavaş ve donuk gözlerle, iskelenin ucuna kadaryürüdü ve durdu. Yavaş hareketlerle oturarak ayaklarını denize bıraktı.Bacakları ıslanıyor, arada bir gelen dalgalarla da baldırlarına kadarıslanıyordu. Gözlerini kısarak ufuğa baktı. Turuncu ve kırmızınınkarışımından oluşan karışım, hafif hafif karanlık maviye karışıyor vebulutların arasından karşıdaki adalar gözüküyordu. Gökyüzünde bulutlarsimetrik bir şekilde duruyorlar ve çok hafif bir şekildeilerliyorlardı.


Gülaybir İstanbul çocuğuydu. Genç yaşta aşık olmuş, okuduğu üniversiteyisevdiği adamla evlenmek için bırakmıştı. Çok kısa bir zamandahazırlıklarını tamamlamışlar ve sade bir düğünle evlenmişlerdi.

Evliliklerinde,kimsenin çözemediği bir mutluluk sırrı vardı. Onlar hiç tartışmaz,kavga etmez ve daima iyi geçinirlerdi. Herkes bunu kötüye yorsa bile,onlar böylesine mutlu ve huzurlu iki sene geçirmişler, ikibin sene dahageçirmeye yetecek kadar da yanlarında sevgi biriktirmişlerdi. Mutluluksırları eşinin trafik kazasında hayatını kaybetmesiyle son buldu.Gülay, adeta yıkılmış ve erimişti. Kazadan aylar sonra bile haleneşinin eve döneceğini düşünür, her akşam onu karşılamak için en güzelkıyafetlerini giyerdi. Gece olduğu halde halen eşi eve gelmeyince,sinir krizleri geçirir, ağlayarak sabahı bulurdu. Ailesi bir süre sonraGülay' ı yanına almıştı. Daha sonraları iyice içine kapanan genç kadın,zamanla insanlarla konuşmayı bile bırakmış ve sadece dalgın dalgındüşünür olmuştu. Böyle zor geçen 1 senenin ardından Gülay psikolojiktedavi görmeye başlamış ve ilaçlarla yaşamaya alışmıştı. İlaçlar onubol bol uyutuyordu. Uyandığı zamanlarda karnını doyuruyor, eşinemektuplar yazıyor ve akşamları erken saatlerde tekrar uykuya dalıyordu.Bir süre sonra uyku ilaçlarının müptelası olan genç kadın, doktortavsiyesiyle, ailesi ile birlikte Çanakkale' ye taşındı. EvleriÇanakkale yolu üzerinde bir köyün biraz uzağındaydı. Evlerinin hemenarkasında yükselen yüksek dağlar ağaçlarla kaplıydı. Evlerinin hemenönünde ufak bir bahçeleri ve deniz balkonları vardı. Bahçenin önündetaşlıkla kaplı bir sahil ve hemen ilerisinde deniz vardı. Gülay denizegirmeyi çok sevmesine rağmen, buraya taşındıklarından beri hiç denizegirmemişti. Gündüzleri bahçedeki çiçekler ve ağaçlar ile uğraşıyor,ailesinin sohbetlerini dinliyor ve akşamları deniz balkonlarında eşinemektuplar yazıyordu.

Ayaklarınagelen suyun soğukluğu ile irkildi. Hava iyice kararmaya yüz tutmuş veaz önceki o güzel renk karışımı, yerini sise bırakmıştı. Deniz birazdaha durgunlaşmış ve dalgalar yerini ufak çırpıntılara bırakmıştı.Burada her insan mutluluğu tadabilirdi çünkü doğanın güzelliklerini hersaat görebilirdiniz. Sabahları adeta bir havuz gibi sakin olan denizdeyürüyerek bile balıkları seyredebilir, akşamları çıkan rüzgarlar ileruhunuzun en derinliklerinde yolculuklara çıkabilirdiniz. Fakat bunlargenç kadını mutlu etmeye yetmiyordu. O, eşinin ölümüyle birlikte sankibir yarısınıda kaybetmişti. Gördüğü her güzelliği ve tadına baktığı hermutluluğu onunla paylaşmadığı sürece, ne anlamı vardı bu güzelliklerin? İçi her zamanki gibi, kara bulutlarla kaplanmıştı. Ufukta görebildiğison noktayı seçmeye çalışıyor ve amansız bir şekilde içinin yandığınıhissediyordu. Bu acımasız olay neden onun başına gelmişti ? Devamlımutluluğunun neden ve kimin tarafından kıskanılıp, yok edildiğinidüşünüyor fakat bir türlü düşüncelerini bir yere bağlayamıyordu. Eşiniher düşünüşünde, ona bir daha dokunamayacağını, bir daha öpemeyeceğinive bir daha asla onun kokusunu koklayamayacağını farkediyor ve budüşünce yüreğini sıkıyordu. Kurtulmak için çırpınsa bile kurtulamıyor,çevresinde ki herşeyin bir çaresizlik çemberiyle sarıldığınıhissediyordu. Her gece uyurken, rüyasında eşi ile buluşacağınıdüşünüyor ve bu düşünce onun karanlıklarında, sıcak ve parlak bir ışıkoluşturuyordu. Bu ümitle uykuya dalıyor, fakat bir türlü eşinirüyasında göremiyordu.

Rüyasındaonu görebilmek için bir çok yol denemiş fakat hiç birinde başarılıolamamıştı. Bu onu gitgide dahada ruhunun derinliklerine götürüyor,saatlerce boş boş düşünmekten başka birşey yapmıyordu. Ailesi bu durumaçok fazla üzülüyor, biricik kızlarının tekrar eski haline gelmesi içinellerinden geleni yapıyorlardı. Lakin hiç biri genç kadının yüzünügüldürmüyordu, o sanki intihar etmeyi gururuna yediremediğinden dolayısadece yaşamını sürdüren biri haline gelmişti. Bu durumdan nasıl ve nezaman çıkacağını hiç kimse bilmiyor fakat bunun böyle sürüpgidemeyeceğini tahmin ediyorlardı. Buraya geldiklerinden beriilaçlarını da kullanmıyordu. Ailesi, onu ilaç kullandığı zamanlardandaha iyi görüyordu. Çünkü kızları ilaç kullanırken devamlı uyuyor,söylenen hiç birşeyi anlamıyor ve daima hasta gibi oluyordu. Oysaşimdi, sabah erken kalkıyor, bahçeyle uğraşıyor, deniz kenarındaoturuyor ve alışagelmiş mektuplarını yazıyordu. Onlar için bu bile,oldukça iyi bir gelişmeydi.

Gülayiskeleden kalktı ve eve doğru yürümeye başladı. Sahilde ki taşlardandolayı düzgün yürüyemiyor ve yalpalıyordu. Çocukluğundan beri burayagelip gittiklerinden, denize dair olan tüm hikayeleri bilirdi. Yarın ayhilal şeklini alacaktı ve genç kadın bir dilek dileyecekti. Eveulaştığında akşam yemeği hazırlanmıştı. Sessiz bir şekilde yemeğiniyedi ve odasına çekildi. Yarın için içi umutla dolmuştu. Kimbilir belkigerçekten deniz ona geri döner ve isteğini yerine getirirdi. Budüşüncelerin verdiği garip bir huzurla uykuya daldı.

Sabahuyandığında henüz güneş yeni doğuyordu. Uzun zamandır yaptığı gevşekhareketlerin tersine, büyük bir çeviklikle yatağından sıçradı. Üzerinideğiştirip yatağını ve odasını topladı. Kahvaltısını yaptıktan sonraher zamanki gibi bahçedeki çiçeklerle ilgilenmeye başladı. Çiçeklerinhepsi bugün daha bir canlıydılar. Gülümsemeyi unutan yüzü ile onlaragülümsedi ve her biriyle tek tek ilgilenmeye başladı. Diplerinitemizliyor, sularını veriyor ve hepsine birer öpücük konduruyordu.Gülay' ı balkondan izleyen annesi ve babası birbirlerine sarıldılar.Onu böyle görmek onları çok mutlu etmişti. Akşama doğru genç kadındeniz balkonuna gitti ve büyük bir titizlikle kağıdı önüne yerleştirip,kalemini çantasından çıkardı. Yazacağı her kelimeyi özenle seçmeliydi.Düşüncelerini netleştirdi ve yazısına başladı ;

" Sevgili Deniz,

Bilirsin,çocukluğumdan beri devamlı seninleyim. Tatil için geldiğimiz zamanlardasaatlerce seninle dans eder, İstanbul' a döndüğümüzde devamlı seniizlerdim. Sen kimi zaman durgun, kimi zaman neşeli olurdun. Hep bunuçözmeye çalıştım ve artık çözdüğümü sanıyorum. Sanırım sen aya aşıksındeniz. Ne zaman ay çıksa, onun ışıklarını alıp, binlerce yakutmuş gibiyansıtıyorsun. Rüzgar ile konuşuyor, kıyı ile oyunlar oynuyorsun.Akşamları kimseye içini göstermiyor, adeta içine bakmaya çalışanolursa, sendeki aşkı göreceklermiş gibi kendini saklıyorsun. Fakatsabahları ayın yerini güneşe bırakmasıyla birlikte durgunlaşıyor,kendini unutuyorsun. Akşama kadar böyle zaman geçirip, akşam kendiniaya hazırlıyorsun. Kimi zamanlar rüzgar şiddetleniyor ve bulutlar ayıkapatıyor. Böyle zamanlarda, sevdiğini göremediğin için oldukçasinirleniyor ve içinde ne bulursan darmadağın ediyorsun. Ben seninöfkeni kıyılara vurduğun tekmelerden bile anlıyorum denizim. İnan bana,belki de seni benden iyi anlayacak kimse yoktur...

Söylebana denizim, bir gün ayın hiç bir zaman doğmayacağını anlasan neyapardın ? Bir daha hiç yakamozlar oluşturamayacağını, onunla olansevginizin içinde olmasına rağmen onu asla göremeyeceğini bilsen nedüşünür, ne hissederdin ? Eminim ki öfkeyle buraları yıkardın ve birdaha hiç yüzün gülmezdi. İşte sevdiğini kaybetmek böyle birşey denizim.Sen ayını asla kaybetmeyeceksin ama ben güneşimi kaybettim. Onu herdüşündüğümde içim ağlıyor, yaşam duruyor. Hiç bir şey yapmakistemiyorum. Bedenimi yırtmak ve gökyüzüne yükselmek, her neredeyse onubulmak istiyorum. Lakin hiç bir şekilde onu tekrar göremiyor ve onatekrar sarılamıyorum. Anlattıklarımı her gün az çok gözlerimdenanladığını farzediyorum. Bu yüzden sana yazmaya ve senden yardımistemeye karar verdim denizim. Hilal' in göründüğü ve senin en sevinçliolduğun bugün senden bir dileğim olacak. Beni sevdiğime kavuşturdenizim. Bir defalığına bile olsa onu görmek istiyorum. Beniaydınlatan, neşemi yerine getiren ve zamanla hayatımın anlamı olmuş ogülümseyişini görmek istiyorum. Artık buralarda daha fazla onsuz kalmakistemiyorum. Ne olur denizim, beni onunla buluştur. Onu görmeme ve birdefacık dahi olsa sarılmama aracı ol. Beni anlayacağını umud ediyor vebana dileğim ile ilgili geri dönmeni bekliyorum.. "

Gülay,mektubunu dikkatle katladı ve göğsüne yerleştirdi. Akşam yemeğiniyedikten sonra iskeleye çıkarak bir süre karanlıkta hiç bir ışığınmeydana getiremeyeceği o güzel yakamozu izledi. Ardından yaşlı gözlerledileğini denize bıraktı ve gözlerini kapattı. Sanki deniz dileğinihemen yerine getirecek gibi hissediyordu. Sanki gözlerini açsa,sevdiğini karşısında görecek ve bu doğaüstü olaya deniz neden olacaktı.Yavaşça gözlerini açtı ama sevdiğini göremedi. Gözlerinden bir kaçdamla yaş, denize damladı. Genç kadın büyük bir hüzünle yürüyerek evinegitti ve kimsenin yüzüne dahi bakmadan odasına kapandı. Ağladı, ağladı,ağladı.. Hayat, yaşanılabilecek bir olgu olmaktan çıkmış ve adeta birçileye dönüşmüştü. Buna daha fazla sabredemiyordu. Fakat aksi yöndedeyapabilecek hiç birşeyi yoktu. Kalbi daralıyor ve nefes almasızorlaşıyordu. Derin derin nefes alarak kendine gelmeye çalıştı fakather nefes alışında göğsü sızlıyor adeta nefes alırken bedeniyırtınıyordu. Hırıltılar çıkarmaya başladı. Hızlı hızlı öksürdü ve birsüre sonra kendine geldi. Oldukça halsiz kalmıştı, yatağına uzandıgözlerini kapattı.

Geceuykusunda bir rüzgar hissetti. Galiba balkon kapısını açık unutmuştu.Ama kalkıp kapatabilecek hali de yoktu. Rüzgar ayaklarından belinedoğru ilerledi ve göğsünden başına kadar inanılmaz bir yumuşaklıklaesip gitti. Gülay, rüzgar ile birlikte muhteşem bir huzur duygusunasarınmıştı. Gözlerini açtı. Gördüklerine inanamayıp, gözlerini tekrarkapatıp açtı. Denizin ortasındaydı. Sahilden bir hayli uzakta olmasınarağmen evlerini zar zor görebiliyordu. Denizde yürüyebiliyor vekoşabiliyordu. Büyük bir sevinçle ordan oraya koşup durdu, kendincerüyasının tadını çıkartıyordu. " Gülay... " Duyduğu sesle irkildi. Sestam arkasından geliyordu ve yıllardır hasret kaldığı bir sesti. Hızlaarkasını döndü. Kocası yüzünde o bilindik gülümsemesiyle kendisinebakıyordu. Hiç birşey diyemeden, hasretle kocasına sarıldı. İşte dileğigerçek olmuştu, onca zamandır başaramadığı şeyi deniz başarmıştı.Kocasının kollarından ayrılmadan tüm gücüyle onu sıktı. Kokusunuöylesine özlemişti ki, yıllarca böyle durabilirdi. " Ah seni öyleözledim, öyle bekledim ki.. " Eşi yanıt vermeden onun yüzüne baktı.Gözlerinde hafif bir keder vardı. Genç kadın, gayet iyi tanıdığıkocasının yüzündeki gülümsemesinin ardına saklanmış, gözlerindekikederi hemen farketmiş ve onunda yıllardır kendisini özlediğinidüşünmüştü. Onu görmenin verdiği sevinçle hiç birşey düşünemiyordu.Kocasına tekrar sarıldı, onu tekrar kokladı. Hiç uyanmak istemiyor,kalan tüm yaşamı boyunca bu rüyanın devam etmesini istiyordu. Yıllarınverdiği özlem ve hasretle saatlerce konuştular. Birbirlerini ne kadarözlediklerini, birisinin olmadığı yaşamda diğerinin eksikliğinin nasılhissedildiğini anlatıp durdular. Her ikiside heyecanlı ve sevinçliydi.Bir o kadarda hüzünlüydüler. Genç kadın güneş ufuktan yavaş yavaşdoğarken, gözlerini bakmaya doyamadığı kocasından alarak denize çevirdive ağlamaya başladı. Kocası " Ağlama.. " dedi. Ağlamaması imkansızdı,birazdan uyanacak ve bu güzel gece sona erecekti. Bir ay boyunca yinekocasına hasret kalacaktı. Ona hızlı hızlı yine mektup yazacağını, hiçdurmayacağını, her ay hilali sabırsızlıkla bekleyeceğini söyledi.Kocası elleriyle karısının ağzını kapattı. Gözlerinde garip bir bakışvardı. Gülay' ı öptü. " Gitme desem de, gideceksin, fakat döneceğindeunutma, burada seni bekliyor olacağım.. " dedi. Güneş doğmuştu, gülayartık uyanması gerektiğini ve uyanmazsa ailesinin endişeleneceğinden,onu zorla uyandıracaklarından, bu güzel rüyanın sarsıntılarla bitmesiniistemediğinden bahsetti. Ona son defa sarılarak, denizin üzerindenyürümeye başladı. Evine doğru yaklaştıkça yüreği sızlıyordu. Ara araarkasına bakıyor ve kocasının orada beklediğini görmek içine tarifiimkansız bir huzur veriyordu. Gözyaşları içerisinde sahile çıktı veevlerinin önündeki kalabalığı farketti. Biraz daha yaklaşınca,kulakları annesinin feryatlarıyla çınladı..

" Gülay, Gülaaay, Gülaaaay.... "
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #13 : 01 Eylül 2008, 23:15:30 »

KEÇİ AYAKLI PAN


Hermes'inbütün çocuklarının en efsanevi olanı, sürülerin, çobanların ve kırlarıntanrısı olan Pan idi. Pan dağlık Arkadia'da doğmuştu. Efsaneye göreHermes genç bir Nympha ile evlenmek için kızın babasının yanında çobanolarak çalışmaya başlamış. Onun koyunlarını gütmüş ve kısa bir süresonra hem babanın hemde kızın gönlünü kazanmış. Böylece sevdiği kızlaevlenebilmiş. Bu evliliğin sonucunda keçi ayakları ve kuyruğu ile Pandünyaya gelmiş. Alnında iki boynuzu çenesinde de bir teke sakalı varmış.


Ormanlarda,kayalarda ve mağaralarda yaşayan Pan, sürüleri göz etmekten, perileriseyretmekten, flüdünün ahenkli sesleri ile çobanları şaırtmaktan büyükzevk alırdı. Ama bazen de kötü niyetli kötü bir varlık gibi ıssızyerlerde, dağ başlarında, yolunu şaşıran, tek kalan insanlara görünüronları korkuturdu. Bütün tabiat zevkleri ve aynı zamanda korkularıPan'dan gelirdi.
[/B]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #14 : 01 Eylül 2008, 23:15:44 »

Karadut Efsanesi
Bir zamanlar birbirlerine aşık iki genç vardi.
Kızın adı Tispe ,delikanlinin ise Piremus.
Komsu olduklarindan birlikte büyüdüler. Cocukken baslayan ask atesi,serpildikce onlarla birlikte buyudu..
Aileleri hic istemezdi gorusmelerini. Birbirlerine uygun olmadiklarini dusunurlerdi nedense?

Oysa onlar olesiye bir ask beslemeye basladilar birbirlerine.
Ikisinden baska kimselerin bilmedigi bir sirlari vardi. Iki evin arasindaki gizli catlak..
Bazi geceler gizlice bu aralikta bulusur birbirlerine seslerini duyurup asklarini sozcuklere dokerlerdi.
Bir gece ormandaki agacin altinda bulusmaya karar verdiler.
Tispe, agaca Piremus'dan once varmisti.
Gittiginde, avini yeni yemis, agzindan kanlar akan kocaman bir aslanla karsi karsiya geldi.
korkarak bir magaraya dogru kosmaya basladi.
Boynundaki esarp, farkinda olmadan dusuverdi. O sirada Piremus geldi gordukleri karsisinda donup, kalmisti.
Kocaman aslan, agzinda kanlarla birlikte, biricik sevgilisi Tispe'ninesarbini parcaliyordu. O an aklina gelen ilk ve tek sey,aslaninTispe'yi oldurerek yedigiydi. Tispe'siz yasayamazdi.

Aklindan gecen, sadece aski ugruna canina kiymakti. Belinden hancerinicikardi ve gogsune sapladi. Kanlar icindeki cansiz bedeni yere dustu.Tispe'yse korkusunu bir kenara atip, bir an once askini gormek icinmagaradan cikmaya karar vermisti.
Agacin altina geldiginde, o korkunc sahneyle yuzlesti.
Piremus'un cansiz vucudu yerdeydi ve elinde Tispe'nin dusurdugu esarbi tutuyordu.
Tispe sevdigi gencin elindeki esarbi ve uzaklasan aslani gorunce anladiherseyi. Tispe bir an bile dusunmeden hanceri cekip cikardi ve kendigogsune goturdu.
Yasadiklari olesiye derin bir askti ve onlari olum bile ayirmamaliydi . Az sonra sevgili Piremus'un bedeninin ustune yigildi.
O anda tanrilar bu yuce aski olumsuzlestirmek istediler ve bu ciftin ustunde duran agaci, onlarin aşkına adadilar.
Piremus'un kanini bu agacin meyvalarina , Tispe'nin gozyaslariniysa, agacin yapraklarina verdiler.

O gunden beri kara dutun cikmayan lekesini, dut agacinin yapraklari temizler..
Bilir misiniz dut agacinin meyvasinin lekesicikmaz ama elinize agacinyapragini alir ovusturursaniz , lekenin yok oldugunu gorursunuz...
[/B][/COLOR]
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #15 : 01 Eylül 2008, 23:16:29 »

Ay-Atam Efsanesi

Ay-Atam Efsanesi, Memlükler döneminde Mısır'da yaşamış olan Türk tarihçisiAybek üd Devâdârî tarafından kayda geçirilmiş bir Türk efsanesidir.Aybek üd Devâdârî'nin verdiği bilgilere göre bu efsaneyi halk dilindenyazıya aktaran ilk kişi Ulug Han Ata Bitikçi adlı eski bir Türk bilginidir.

Ulug Han Ata Bitigçi'nin içinde Ay-Atam Efsanesi'nin de yer aldığı birkitabını ele geçiren Cebrail bin Bahteşyu adlı İranlı bir tarihçi,Ay-Atam efsanesi'ni Türkçe'den Farça'ya tercüme etmiştir. Bu farçatercümeyi bulan Aybek üd Devâdârî efsaneyi olduğu gibi kendi kitabınaaktarmıştır.

Ay-Atam Efsanesi'nin konusu insanoğlunun yaratılışıdır.İnsanın yaratılışını dört unsura (su, ateş, toprak, rüzgar) ve balçığabağlayan bu efsanede Ön Asya mitolojisinin etkileri görülür. KimiTürkologlar, Ulug Han Ata Bitikçi'nin yeni müslüman olmuş bir Türkdüşünürü olduğunu düşünmektedirler.
Efsanede geçen ve Kara Dağcıadlı bir dağın üzerinde bulunan Ata Mağarası motifi, Türk mitolojisinintemel motiflerinden biridir. Bozkurt Destanı'nda kurtla yaşayan sonTürk çocuğunun kaçıp sığındıkları Turfan'ın kuzeybatısındaki büyük dağve dağdaki mağara da böyle bir yerdir. Ergenekon'da da durum böyledir.Nitekim Ay-Atam Efsanesi'nde anlatılan mağara da Kara Dağcı adlı birdağın üzerinde bulunmaktadır. Büyük Hun ve Kök Türk devletlerizamanında Türkler'in Tanrı'ya tapınmak için bir tür tapınak olarakkullandıkları ata mağaraları da konu ile ilgili ve önemlidirler.
İnsanınyaratılışını dört unsur ve balçığa bağlama daha çok Ön Asyamitolojisinin geleneğidir. Ancak, dört unsur inanışı Uygur Türkleri'ndede vardır. Ayrıca efsanenin kişi ve yer adlarının öz Türkçe olması, AtaMağarası motifinin efsane de önemli bir yer tutması ve dolayısıylaTürkler'in ünlü mağara kültünün efsanede yer alması, Ay-AtamEfsanesi'nin bir Türk efsanesi olduğunu ortaya koyar. Ama efsanenin ÖnAsya etkisi taşımasını ve Aybek üd Devâdârî'nin müslüman olmasıdolayısıyla efsanenin bazı bölümlerini kırpmış ya da müslümanlaştırmışolması ihtimalini göz önünde tutarak efsaneyi incelemek gerekir.
Ay-Atam Efsanesi özetle şöyledir:
Çok çok eski çağlarda...

Çok yağmurlar yağdı. Gökdelinmiş gibiydi. Dünya sele boğuldu, her yanı çamurlar kapladı.Çamurlar akan selle yuvarlanarak Kara Dağ'daki bir mağaraya doldular.Mağaranın içindeki kayalar yarıldı. Yarıkların kimileri insanıandırıyordu. Sürüklenen çamurlar bu insan biçimli yarıklarıdoldurdular.

Aradan çok zaman geçti....

Yarıklardaki balçıklar sularile benzeşti, hâllodu. Güneş Saratan burcuna gedi ve havalar çokısındı. Yarıklardaki balçık sular ile pişti. Yarıkların bulunduğu bumağara tıpkı bir kadın gibiydi. İçi de insanlara can veren bir kadınkarnı gibiydi.

Dokuz ay durmadan yel esti....

Su, ateş, toprak ve yel, insana can vermak için birleştiler. Dokuz ay sonra bir insan çıktı ortaya. Adına Ay-Atam dediler.

Ay-Atam, gökten indi yere kondu. Bu yerin suyu tatlı, havası da serindi.

Sonra yine yağmurlar, sellerbaşladı. Mağara yeniden çamurla doldu. Güneş bu kez Sünbüle burcundadurdu. Sünbüle burcundaki güneşin sıcaklığı ile balçıklar sular ilepişti. Bu kez bir hatun kişi çıktı ortaya. Adına Ay-Va dediler.

Ay-Atam ile Ay-Va evlendiler.Kırk çocukları oldu. Bunların yarısı erkek, yarısı da kızdı. Onlar daevlendiler; soyları çoğaldı.

Bir zaman geldi Ay-Atam ileAy-Va Hatun'un ömürleri doldu; öldüler. Çocukları, ana-babalarınıtüredikleri mağaraya gömdüler. Mağaranın kapısını altın kapılar ilekapattılar, dört bir yanını çiçekle süslediler.
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
♥..šεv₫a..♥

Admin-E

Süper Uye

*


Üye No : 133

Yaş : 20

Cinsiyet : Bayan

Nerden : İstanBuL

Konu  : 1850

Mesaj : 12502


276 Mesajına Toplam
324 Kere Teşekkür Edildi

61 Mesajına Toplam
63 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 41


Karma Sayısı: 41
Offline
« Yanıtla #16 : 01 Eylül 2008, 23:16:49 »

      
KARAMAN'IN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU

Bu deyimle ilgili çeşitli rivayetler ve hikayeler vardır. Biz burada derleyebildiğimiz hikayeleri anlatacağız.


BİRİNCİ HİKAYE

Karamanoğullarıyla, Osmanlı Devletinin kıyasıya savaşa tutuştuğuyıllarda, Karaman halkı savaşlardan çok çekmiş; ezilmişler, evleri,barkları, malları çok zarar görmüş. O devrin uluları toplanıp, "Bukardeş kavgasını tatlılığa bağlıyalım" diye kurultay kurmuşlar. KaramanBeyi ile Osmanlı Beyi'ni Konya'ya çağırmışlar, her iki tarafınşikayetini dinlemişler. Sözü tatlıya getirip, her iki beye de, bir dahasavaş yapmamaları için yemin ettirmişler.

Karaman Beyi yemin ederken, elini koynunua götürerek: "Bu can buradakaldıkça, Osmanlı'yı kardeş bilip, kılıç çekmeyeceğime söz veriyorum"demiş. Fakat kurultaydan çıkan Karaman Beyi, kaftanının altından birkuş çıkarıp salıvermiş ve "İşte can çıktı söz bitti" demiş. KaramanBey'inin koynundan kuş çıkarıp salıvermesinden sonra bu darb-ı meselhalk arasında yayılmıştır.


İKİNCİ HİKAYE

1243 senesi Kösedağ savaşından ve bozgunundan sonra, Selçuklu ordusuçekilmiş, Moğol ordusu yer yer Anadolu'yu istilaya başlamıştı. MoğollarMüslüman olmadıkları için, Müslüman Türklere karşı çok düşmanca hareketediyorlardı. Kuvvetçe çok üstün durumda bulunuyorlar ve her savaştagalip geliyorlardı. Konya'yı istila ettikten sonra, Kerimüddin KaramanBey zamanında Karaman'ın üzerine yürüdüler.

Tarih takriben 1258 sıraları idi. Karamanoğlulları telaşa düştüler.Zira Moğollar kendilerine direnen yerlerde halkı kılıçtangeçiriyorlardı.

Ne yapıp yapıp, bu putperest Moğolları yenmek lazımdı. Karamanlılarbasit bir harp hilesi düşündüler. Netice de Moğollar'a baskınyapacaklardı. Moğol ordusu Konya üzerinden Karadağ'a doğru ilerliyordu.O tarihte Karadağ ormanla kaplı idi.

Karaman askerleri koyun postuna bürünerek, bir koyun sürüsünün arasınakarıştılar. Sürü ile birlikte Moğol ordusuna doğru yaklaşmayabaşladılar.

Moğol ordusu, sürüyü gasbetmek, yiyip içmek için bir kaç koyunyakalayıp kestiler, kızarttılar ve içkiyle beraber yemeye başladılar.Tam sızdıkları sırada, koyun postuna bürünen Karaman askerleriüzerlerindeki postları atarak, Moğolların üzerlerine çullandılar. Biryandan da ormanda gizlenmiş bulunan esas ordu, Moğollara hücum etti.Bütün Moğol ordusu orada yok edildi. Tek tük kaçıp kurtulabilenMoğollar da etrafa bu deyimi yaydılar.


ÜÇÜNCÜ HİKAYE

Karaman kalesi Osmanlı ordusu tarafından sarıldığı zaman, kale içindeki halk, canını ve malını kurtarmak endişesine düşer.


Bu arada, bir sürü sahibi de sürüsünü kurtarmak hazırlığı içindedir.Sürünün, Karaman kalesi'nin dışına açılan karanlık dehlizde yolunubulabilmesi için, keçilerin boynuzlarına yanan meşaleler takar ve busuretle dışarıya çıkarlar.

Kaleyi sarmış bulunan Osmanlı askerleri, arka tarafta ellerindemeşaleler bulunan bir ordunun kendilerine saldırmak üzere bulunduğunusanarak, kuşatmayı kaldırıp, ağırlıklarını bırakarak kaçarlar. Bununbir sürü olduğunu, iş işten geçlikten sonra anlarlar, ve bu lafıçıkarırlar.

KARADAĞ İLE İLGİLİ EFSANE

Karaman’ın kuzeyindeki Karadağ ve Binbir kilise çeşitli efsanelere konuolmuştur. Kerem, Aslı’yı ararken Karadağ’a uğrar, gelir. Bu sıradabüyük bir fırtına çıkar ve yolunu kaybeder. Derinden bir “Ahh” çekereksazını eline alır ve şöyle der.

Yanarım sevdadan dumanın tütmez
Sen de benim gibi yanasın dağ hey
Bellerin yol vermez bülbülün ötmez
Üstüne karalar giyesin dağ hey

Fırtınadan sonra KEREMyoluna koyulur. Uzaklaşırken ardına dönüp bakar ki, dağ cayır-cayıryanmaktadır. O günden sonra kara bir dağ olur. Ne gülü kalır nebülbülü, adına da KARADAĞ denir.
KARAMANOĞULLARI HAKKINDA BİR DESTAN

Gedik Ahmet Paşa’nın Pir Ahmet Bey’i yenerek başta Ermenek olmak üzerebütün Karamanoğlu ülkesini yakıp yıkması üzerine (Aşık Muslu) adındabir halk şairi şunları söylemiştir. (Bazı dörtlükler alınmıştır.)

Gedik Paşa geldi otağ kurdu
Pir Ahmet Paşa’ya sorgu soruldu
Boyunlara kalın zincirler vuruldu
Gedik Paşa etme elden say bizi
         
Acep iller hep böyle mi bozulur
Kara yazı hep böyle mi yazılır
Kişi sağken mezar mı kazılır,
Gedik Paşa etme elden say bizi

Yeşil bayrak kalelerden söküldü
Çoluk çocuk sokaklara döküldü
Kale yandı ahalisi sürüldü
Gedik Paşa etme elden say bizi
         
Aşık Muslu yurdun yıkık görünce
Beylerin boynu bükük görünce
Destanın ı gözyaşıyla silince,
Gedik Paşa etme elden say bizi

AYRAN DEDE
Çevrede yaygın olarakanlatılan efsaneye göre, Yavuz Sultan Selim İran Seferine (1514Çaldıran) giderken Karaman-Ereğli güzergahında yer alan Ayrancıbölgesine geldiğinde, şimdi kazanın yanında ve üzerinde baraj kurulanakarsu ile karşılaşır. Bu akarsu üzerinde değişik aralıklarla 12 köprüvardır. Yavuz Sultan Selim ordunun iki koldan Köprülerden geçmesiniemreder. Hilmi DEDE Köprüsünden geçerken komutan askerlerin içmesi içintemiz suyu nereden bulabileceğini Hilmi DEDE’YE sormuş, o da evindekarısının yayıkta yaymakta olduğu ayrandan ikram etmek istediğinisöyler. Çevrede “Sokutaşı”olarak adlandırılan oyuk taşın içerisine birmiktar ayran doldurur. Komutan “İlahi dede bu kadarcık ayran kocaorduya yeter mi?” der. Ayrandan bütün askerler içip yinede bitmediğinigörünce, Hilmi DEDE’nin sırtını sıvazlayarak “Sen Hilmi Dede değil”,bilakis Ayran Dede’sin demesi üzerine ilçenin adıda AYRANCI olur.

SAKLA SAMANI GELİR ZAMANI

Ayrancı ilçemizdeSelçuklular devrinde yapılmış ATLAS HANI vardır. Yaşlı bir kadınyılların iyi gittiği zamanlarda, saman yaptırmakta ve yaptırdığısamanları da NODA’layarak saklamaktadır. Aradan geçen birkaç yıl sonrabüyük bir kuraklık olmuş ve kıtlık baş göstermiş. Böylece yaşlı kadınnodalardaki samanları satarak parasıyla bu ATLAS HANI yaptırmıştır. Birde tekerlemesi vardır ki kadın şöyle der:
Sakladım sarı samanı
Geldi zamanı
Satın parasıyla
Yaptırdım Atlas Hanı,

İşte han ile ilgilianlatılan bu efsaneye göre “Sakla Samanı Gelir Zamanı” sözününkaynağının bu çevre ve ilimiz Karaman olduğunu söyleyebiliriz.
ZİYA EFENDİ EFSANESİ
Çevrede yaygın olarakanlatılan efsaneye göre; Yavuz Sultan Selim İran seferine giderkenKaraman-Ereğli güzergahında yer alan Ayrancı bölgesine geldiğindecoşkun şekilde akan ve şimdi üzerine baraj kurulmuş olan dere ilekarşılaşır. Bu akarsu üzerinde değişik aralıklarla on iki köprü vardır.Yavuz iki koldan köprülerden geçilmesini ister. Birinci kolun başındakendisi bugün “Ziya Efendi Köprüsü” adı verilen köprüden geçmek ister.
Yavuz Sultan Selimordusunun başında köprüye gelince, Ziya Efendi ve adamlarıncakarşılanıp, köprüden geçmelerine izin verilmez. Yavuz, Ziya Efendi’yeköprüden geçmek için fazlasıyla para teklif eder. Ziya Efendi kabuletmeyerek Yavuz Sultan Selim’e gözlerini kapatıp, açmasını söyler.Yavuz gözlerini açınca dağların taşların altın olduğunu görür. ZiyaEfendi bu işte paranın önemli olmadığını ancak kendisinigeçirtmeyeceğini söyleyince, Yavuz da “Geçme namert köprüsünden, selleralırsa alsın beni” diyerek ordusunu sudan geçirir. Sudan geçerken ikiasker boğulur ve iki katır da sırtındaki erzaklarla birlikte suyakapılır kaybolur. Ordunun karşıya geçişi tamamlanınca, Ziya EfendiYavuz Sultan Selim’in huzuruna çıkar ve ölen askerlerin düşman casusuolduğunu, kaybedilen erzakların da dul ve yetimlerden gönülsüzcealındığını belirterek, Yavuz’a altından yapılmış bir ibrik hediye eder.
Yavuz Çaldıran’avardığında namaz kılmak için abdest alırken ibriğin üzerindeki yazılargözüne ilişir. Yazı şöyledir : “AKŞAMKİ AŞINI SABAHA BIRAK AŞ OLUR,AKŞAMKİ İŞİNİ SABAHA BIRAKMA, İŞ OLUR”. Bunu okuyan Yavuz Sultan Selimorduya hemen saldırı emrini vererek büyük bir zafer kazanır.
Bu tarihi köprününgünümüzdeki hali ise içler acısıdır. Defineciler tarafından yıkılacakderecede harap edilen köprünün yanındaki mezarlık da, başta ZiyaEfendi’ye ait olduğu söylenen mezar olmak üzere, büyük ölçüdeyağmalanmıştır.
      
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

ALLAH RASULÜ BUYURDU; şu 3 şeye bakmak sünnettir 1) kabeye 2) kuran-ı kerime 3) annenin yüzüne
dadas_tosun

Çalışkan Üye

*


Üye No : 3883

Nerden :

Konu  : 0

Mesaj : 69


1 Mesajına Toplam
1 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 1


Karma Sayısı: 1
Offline
« Yanıtla #17 : 22 Eylül 2008, 13:45:11 »

birde isa ile fatıma olacaktı iyi bak
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
kral_faruk

Süper Uye

*


Üye No : 17168

Nerden : Türkistan

Konu  : 63

Mesaj : 733


6 Mesajına Toplam
6 Kere Teşekkür Edildi
Karma Sayısı: 0


Karma Sayısı: 0
WWW
Offline
« Yanıtla #18 : 19 Mart 2010, 02:33:08 »

şu omega sanki sırf reklam için uydurulmuş. ben hiç bişey anlamadım .
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

BİZ OSMANLIYIZ . BİZ HARİTAYI KANCIK ERMENİLER GİBİ HAİN PKK GİBİ ADİ YUNAN GİBİ DÜZENBAZ RUM GİBİ KARANLIK ODALARDA FAHİŞE MASALARINDA ÇİZMEYİZ .
BİZ HARİTAYI CENK MEYDANLARINDA MERTÇE DÖVÜŞEREK ÇİZERİZ .
 
ALLAH ım BİZE HER GECE RÜYASINI GÖRDÜĞÜMÜZ DÜNYAYA HÜKMEDEN BİR DEVLETİ YENİDEN NASİP ET... AMİN.AMİN.AMİN.AMİN.AMİN.
Sayfa: 1 2 [Hepsi]   Yukarı git
Yazdır

Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
YÖRESEL EFSANELER Dini Hikayeler, Dini Sözler, Dini Şiirler Kardelen 0 752 Son Mesaj 17 Mayıs 2007, 09:23:08
Gönderen: Kardelen
onay almadan kişi ekleme Dökümanlar ElaNuR 2 677 Son Mesaj 12 Mayıs 2008, 14:23:32
Gönderen: gubbanolim_25
Foruma Resim Ekleme ERZURUM FORUM KURALLARI ♥..šεv₫a..♥ 0 704 Son Mesaj 23 Ağustos 2009, 00:23:50
Gönderen: ♥..šεv₫a..♥
İkizlerin Savaşı - Efsaneler Üçlemesi - Tracy Hickman - Margaret Weis Kitap Özetleri gubbanolim_25 0 303 Son Mesaj 09 Kasım 2009, 04:05:01
Gönderen: gubbanolim_25
Şimdi bitişlere susuşlar ekleme zamanı Şiirler AyKuUt 5 338 Son Mesaj 05 Aralık 2009, 21:45:54
Gönderen: AyKuUt