|
|
 |
« : 21 Ağustos 2008, 20:09:10 » |
|

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)in son sözü, "namaz" oldu...
Resul-i Ekrem’in (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat edeceği günsabah vakti, kendisinde bir hafiflik görüldü. Yanındakiler sevinerek,iyidir diye ayrılıp işlerine gittiler. Yanında yalnız kadınlar kaldı.Böyle ümitle ferahlık arasında iken Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem); – Kadınlar çıksın, bu melek yanıma girmek istiyor, dedi.
Herkes çıktı, yalnız Hz. Aişe kalmıştı. Resul-i Ekrem’in(sallallahu aleyhi ve sellem) başı onun kucağındaydı. Meleği karşılamaküzere Efenodimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)oturdu. O da evin birköşesine çekilmişti.
Bir müddet melekle konuştuktan sonra tekrar Âişe Valideomiziçağırdı ve başını onun kucağına koydu. Kadınlara da içeri girmelerinisöyledi. Hz. Aişe, Resul-i Ekrem’e (sallallahu aleyhi ve sellem);
– Bu melek, Hz. Cebrail (aleyhisselam)a benzemiyordu, dedi.
Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
– Evet, ya Aişe, bu, ölüm meleği idi. Bana geldi ve “Allahu Teâlâbeni sana gönderdi ve iznin olmadan yanına girmememi emretti. İzinvermezsen geri dönerim, izin verirsen girerim. Ve yine sen müsaadeetmeden ruhunu almamamı bana emretti. Emrin nedir?” diye sordu. Ben dekendisine “Ceborail gelinceye kadar benden uzaklaş” dedim. İşte şimdiCebrail’in gelme saatidir.
Hz. Aişe (r.a.) bunun üzerine, “Ne bir fikir yürütecek ne de bircevaba muktedir olacak durumda idik. Büyük bir felâketle karşılaşmışolarak dehşet içinde kaldık. İşin önemine binaen kimsenin ağzından sesçıkmıyor, ehl-i beyt dehşet içinde bekliyordu. Tam bu sırada Hz.Cebrail’in (aleyhisselam) kapıya geldiğini anladım. Selâm verdi,kadınlar çıktı. Hz. Cebrail (aleyhisselam) girdi ve Resul-i Ekrem(sallallahu aleyhi ve sellem) e:
– ALLAH Teâlâ’nın sana selâmı vardır, kendini nasıl bulduğunu sanasoruyor. Şüphesiz O, senin nasıl olduğunu daha iyi bilir, ancak seninkerem ve şerefini artırmayı ve ümmetin arasında örnek olmayı kastetmiştir, dedi.
Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem)
– Kendimi sancılar içinde buluyorum, dedi. Hz. Cebrail de (aleyhisselam):
– Sana müjde olsun! ALLAH Teâlâ seni vaat ettiği mevkilereyükseltmek için bu acı ve sancıları sana vermiştir, dedi. Resul-i Ekrem(sallallahu aleyhi ve sellem);
– Ey Cebrail, ölüm meleği yanıma girmek için izin istedi, dedi ve olayı anlattı. Hz. Cebrail (aleyhisselam):
– Ya Resulallah, Rabbin sana müştaktır, senden başka hiç kimsedenböyle bir müsaade istememiş ve istemeyecektir. ALLAH Teâlâ böylecesenin şerefini tamamlamak istiyor, dedi. Resul-i Ekrem(sallallahu aleyhi ve sellem) :
– O hâlde Azrail gelinceye kadar ayrılma, dedi. Kadınların içeri girmesine izin verildi. Resul-i Ekrem, Hz. Fâtıma’ya:
— Yaklaş, diye buyurdu. Hz. Fatıma Resul-ü Ekrem’e doğru eğildi.Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ona gizlice bir şeyler söyledive gözleri yaşlı olarak başını kaldırdı. Resul-i Ekrem (sallallahualeyhi ve sellem) tekrar Hz. Fatıma’ya:
– Yaklaş, diye buyurdu. Bu defa da kulağına bir şeyler fısıldadı ve Hz. Fatıma (r.a.) gülümseyerek başını kaldırdı.
Tabii bu durum, Hz. Aişe başta olmak üzere odadaki kadınolarımeraklandırdı. Hz. Aişe (r.a.) sonra bir fırsatında Hz. Faotıoma’oya budurumu sordu. O da:
– Birinci seferinde Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem)bana, “Ben bugün ölüyorum” diye buyurdu ve ona ağladım. İkinciseferinde, “Ben ALLAH’a dua ettim; ehl-i beytimden ilk olarak seni banaulaştırmasını ve seni benimle bir arada bulundurmasını isotedim”şeklinde buyurdu, buna da güldüm, dedi ve oğullarıonı kendisine çekerekbaşlarını kokladı.
Tam bu sırada ölüm meleği geldi, selâm verdi ve içeri giromek için izin istedi. İzin verildi, içeri girdi ve:
– Ya Muhammed, ne emrediyorsun, diye sordu. Resul-i Ekorem (sallallahu aleyhi ve sellem)
– Şu anda beni Rabbime ulaştır, buyurdu. Hz. Azrail de (a.s.):
– Olur, seni bugün Rabbine ulaştırırım, çünkü Rabbin sanamüştaktır. Senin dışında hiç kimse hakkında böyle bir tereddüde meydanvermedi. Senden başka kimseden izin almamı emretmedi. Fakat seninsaatin yakındır, dedi ve ayrıldı. Bu sırada Hz. Cebrail (a.s.) gelerekselâm verdi ve:
– Vahiy dürüldüğü gibi dünya da benim için dürülmüş oldu. Artık nedünyanın bende bir ihtiyacı ve ne de benim dünyada bir ihtiyacım kaldı.Bu, benim yeryüzüne son inişimdir, dedi.
Kimsenin ses çıkaracak durumu yoktu. Hz. Aişe, Efendimiozin(sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek başını göğsü arasına aldı veEfendimioz(sallallahu aleyhi ve sellem)'in göğsünü tuttu. Bu sıradaEfendimiz kısa bir bayogınlık geçirdi. Sonra alnından inci tanesi gibiterler akmaoya başladı. Hz. Aişe terini sildi ve şöyle dedi:
– Böyle güzel koku hiç almış değilim. Sonra ayılınca:
– Anam babam sana feda olsun, bu terler ne idi, dedi. Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem)
– Mü’minin ruhu ter ile, kâfirin ruhu ise merkebin canı gibi ağızve burun deliklerinden çıkar, buyurdu. İşte ancak o zaman Hz. Aişe veyanındaki kadınların aklı başına gelmişti, korku dolu bir halde hemenerkekleri çağırdılar.
İlk gelen erkek, Hz. Aişe’nin babasının ona gönderdiği, karodeşiAbdurrahman’dı. Ne yazık ki o bile Resul-i Ekrem’in haoyatınayetişememişti. ALLAH Teâlâ, Cebrail ve Mikail’i görevolendirdiği içinvazifeyi onlar üzerlerine almışlardı da hiçbir erkek ölümü ânındayanında bulunamamıştı. Resul-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem)kendinden geçip baygınlık geçirdiği sırada da, sanki “Hangisinitercih ediyorsun?” diye bir muhayyerlik içinde, “Hayır, Refik-i Â’lâ’yıistiyorum” buyurmuştu. Dili açıldığı ve baygınlığı geçtiği vakitkadınlara döndü:
– Namaz, namaz; zira siz namaza devam ettiğiniz müddetçe dinebağlısınız. Onun için hepiniz namaza devam ediniz, buyurdu ve “namaz,namaz” diye diye ruhunu teslim etti.
|