Konu Bilgileri Kısayollar
Konu Başlığı Tarihçesi
Cevaplar 3
Sonraki Sonraki Konu
Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Görüntülenme 1372
Önceki Önceki Konu

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Tarihçesi  (Okunma Sayısı 1372 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
palandoken

Süper Uye

*


Üye No : 3

Nerden :

Konu  : 1062

Mesaj : 1672


237 Mesajına Toplam
495 Kere Teşekkür Edildi

12 Mesajına Toplam
12 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 33


Karma Sayısı: 33
Offline
« : 10 Temmuz 2007, 22:12:51 »


TARİHÇE

 

Hınıs ilçesinin kuruluş tarihçesi hakkında kesin bir bilgiye rastlanılmamaktadır. İlçenin tarihi hakkındaki malümat Halilçavuş bucağına bağlı Göller köyünden (Rüştü KÜRÜK)  isimli şahsın kitapları arasında çıkan  “ Mevcut Konusu Naci“ adlı eserden alınmıştır. Öğrenildiğine göre Hınıs ilçesi m.ö. 1400 yıllarında bir Ermeni Beyliği iken zapt edilmiştir. Uzun süre İranlıların egemenliğinde kalan Hınıs Bizanslıların eline geçmiş ve 1071 yılında Selçuklu Hükümdarı Alparslan’ ın Malazgirt zaferi ile Selçukluların idaresine geçmiştir.

 

Anadolu Selçukluların son zamanlarında İranlılar Hınıs’ ı ikinci kez elegeçirmişler bu devrede İranlılar tarafından Hınıs Kalesi yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun yükselme devrinde İranlılardan alınmıştır. Osmanlı imparatorluğu devrinde iki defa Mutasarıflıkla idare edilmiştir. İlçe hakkında başkaca bir bilgi kayıtlarda mevcut değildir
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged

İnsan sölediği sözün mahkumu söylemediği sözün hakimidir
palandoken Nickli Üyemize Teşekkür Eden Kullanıcı: erkankurnaz ( 28 Eylül 2008, 16:55:06)
ROCKY BALBOA

Yeni Üye

*


Üye No : 367

Yaş : 31

Cinsiyet : Bay

Nerden : ankara

Konu  : 0

Mesaj : 9

Karma Sayısı: 0


Karma Sayısı: 0
Offline
« Yanıtla #1 : 31 Ocak 2008, 11:36:21 »

Hınıs'ta gün görmekte (yaşamakta, revaçta) bulunan oyunların adları alfabe sırası mucibince (gereğince) şunlardır: Aşırma, Belen, Delilo (Lorki), Depşororo, Hanmay, Hoşbilezik, Keçiki, (Nadem Hırçıki), Koçeri, Kutto, Laççin, Lezli, Nari, Nargülüm, Ninarano, Piçügürik, Temürağa, Yari, Yarkuşta, Zeliyi, Zirave.
   Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
  Resimleri Görebilmek İçin    Üye Ol   veya   Giriş Yap  Kategori:    Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
  Linki Görebilmek İçin    Üye Ol   veya   Giriş Yap
Kültür
  Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
  Resimleri Görebilmek İçin    Üye Ol   veya   Giriş Yap  Yorum Sayısı:    Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
  Linki Görebilmek İçin    Üye Ol   veya   Giriş Yap
0
  Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
  Resimleri Görebilmek İçin    Üye Ol   veya   Giriş Yap  Okunma: 57   Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
  Resimleri Görebilmek İçin    Üye Ol   veya   Giriş Yap  Tarih: 12 Ocak 2008 12:45

Hınıs'ta gün görmekte (yaşamakta, revaçta) bulunan oyunların adları alfabe sırası mucibince (gereğince) şunlardır: Aşırma, Belen, Delilo (Lorki), Depşororo, Hanmay, Hoşbilezik, Keçiki, (Nadem Hırçıki), Koçeri, Kutto, Laççin, Lezli, Nari, Nargülüm, Ninarano, Piçügürik, Temürağa, Yari, Yarkuşta, Zeliyi, Zirave.
Adları geçen Hoşbilezik, Lorki ve Temürağa fazlasıyla gün görmüş (ilgi görmüş, rağbette) olarak aslen Erzurum oyun çeşitlerindendir. "Temürağa" adlısının ağırbaşlılığını, bütün Anadolu sıra oyunları üzerindeki asil (soylu) etkisini buracıkta işaretlemek uygun olacaktır. Yarkuşta adlısına gelince; onun üzerinde de bir iki satırla durabiliriz.
Ankara Radyosu'nda "Bitlis'ten alınan bir oyun havası" diye anılarak ara sıra çalındığına şahit olduğumuz Yarkuşta aynı şeydir. Hüviyetini (kimliğini, özelliklerini) şöylece özetleyebiliriz: Kabadayıca tavırlarıyla yiğitlemelerimiz arasında yeri olan oyunlarımız hep bilinir. Ege'den Harmandalı Zeybek, Erzurum'un Hançer Barı ne ise, Van gölü dolayının Yarkuşta'sı da odur, Yarkuşta Oyunu, bir nevi (çeşit) spor gösterisi de sayılabilir. Buna Türk boksu gözüyle bakılırsa hiç de yanlış olmazdı.
Karşı karşıya saf kurmuş iki takım. Her takımda en az üç kişi var. Aradaki mesafe üç - dört adımlıktır. Davul - zurnanın temposu bir hücum borusu gibi öter. Önce bir taraf saldırı halinde, karşı taraf savunma durumdadır. Sonra roller değişir. Savunanlar avuçlarını açıp hasım tarafa yönelterek sağ ellerini yukarı kaldırırılar. Hamleyi yapan takım ise çalgının buyruğuna uyarak ve kıvrak dönüşlerden hız, kesik ve gürlek n'ralardan kuvvet alarak o açılmış ellere var kuvvetleriyle birer sille aşk ederler. Şamarların topluca inişi ve şakırtılarının davul gümbürtüsü ile birlikte uzaklara yansıması elzemdir (gerekir). Bu oyun, kollar yoruluncaya kadar devam eder, patlayıncaya kadar bazen sürer.
Yarkuşta'nın seyrine dalanlar, bu çatışmanın bir eğlence mi, yoksa gerçekten bir döğüş mü olduğunu fark edemeyecek h'le gelirler.
Ordudaki her tatbikatta (askeri manevra) manevrayı savaştan ayırt etmekte hissen (duygularıyla) çoğu zaman yanılan yurt delikanlısının kükreyen ruhunu anlamak isteyenler önce bir Yarkuşta görsünler.
Kaynak: Kültür Bakanlığı
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
ROCKY BALBOA

Yeni Üye

*


Üye No : 367

Yaş : 31

Cinsiyet : Bay

Nerden : ankara

Konu  : 0

Mesaj : 9

Karma Sayısı: 0


Karma Sayısı: 0
Offline
« Yanıtla #2 : 31 Ocak 2008, 11:42:33 »

   feodalitenin hüküm sürdüğü ağalığın olduğu bir ilçemiz. çeşitli sosyal sorunları olan ama yine de gelenekleri yaşatabilen büyüklere saygının olduğu bir yer.
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
ROCKY BALBOA

Yeni Üye

*


Üye No : 367

Yaş : 31

Cinsiyet : Bay

Nerden : ankara

Konu  : 0

Mesaj : 9

Karma Sayısı: 0


Karma Sayısı: 0
Offline
« Yanıtla #3 : 31 Ocak 2008, 11:52:08 »

Bayramlar bir başkadır Hınıs'ta. Yaşlılar için geçmişi anımsama, gençler için gelecek ve ümit, çocuklar için günübirlik sevinç ve ileride unutulmayacak anıların yaşanmasıdır.


       



    İsterseniz Hınıs ta ki bayram gelenekleri ve bayramın Hınıs’ta yaşanması hakkındaki bilgilerimizi tazeleyelim.



       



         ....analarımız iki gün önceden diktiği bez bayram torbasının ağız kısmı kıvırarak içine şeker atıldıktan sonra büzmek için sicimden bağ yapardı.



       



           Sabah Namazı; çocuğu, genci, yaşlısı, Trabzonlusu, Licelisi, Hınıslısı kısaca beyazı siyahıyla omuz omuza camide kılındıktan sonra soluk mezarlıklarda alınırdı. Büyükler ataları ve yitirilen sevgilileri ziyaret edip fatiha ve dualar okurdu. Çocuklar bir mezardan diğerine şakıyan serçe gibi koşarak şeker ve para toplardı.



     



          Mezarlıkta herkes kucaklaşırdı. İlk bayramlaşma her daim mezarlıkta yapılırdı. Mezarlıklar bayram sabahları adeta bir karnaval alınıdır Hınısımda.  Evi yakın olanlar üçer beşer kişiyi evine götür, ilk ikramı kendi evinde yapmak üzere yarışırlardı.



   



         Misafir olunan evde Hınıs’a has içli köfte, Komposto(Hoşaf), Kadayıf dolması, kete, Su böreği, baklava gibi zengin menüden oluşan kahvaltı yemek karışımı ile önce midelere bayram yaptırılırdı. (Kurban bayramlarında bir gün önceden oruç tutulması ve orucun sabah kesilecek kurban etiyle açılması elzemdir.)  İlk yemekten sonra her kes Anne- babadan başlamak üzere diğer aile fertleriyle bayramlaşmak üzere evlerinin yolunu tutardı.



       



        Önce ana, babanın eli öpülür duruma göre, mendil, şeker vs. harçlıklar alındıktan sonra sırasıyla ailenin diğer fertleriyle bayramlaşılırdı.



       



        Yetişkinler öncelikle komşu ziyaretine giderler. Bu ziyaretlerde bir sıralamaya tabidir. Komşulardan küçük olanlar en yaşlı komşunun evini öncelikle ziyaret eder. Öyle zamanlar olur ki bütün bir mahalle halkının en büyük komşunun evinde toplandığı dahi olur. Daha sonra sırasıyla yaş ve eve yakınlık sırasına göre tüm komşular ziyaret edilerek bayramlaşılır.



       



        Komşu ziyaretleri iade-i ziyaret şeklinde karşılıklı gelip gitmelerle bittikten sonra ilçenin diğer yerlerindeki akrabaların ziyaretine gidilirdi.. Hınısta komşuluk hakkı öylesine gözetilir ve kutsaldır ki “ …Peygamberimiz Komşunun komşu üzerindeki hakkını öylesine anlattı ki ben komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım..” sözü adeta ilçemizde uygulanır…



       



        Gençler için Bayram bir nevi görücülük,  yavuklu ve sevdiğiyle buluşma, konuşma festivalidir. Genç kızlar en güzel elbiselerini giyinir, en güzel hünerlerini yemeklerinde gösterir, özellikle kahvenin köpüklüsünü yapabilmek için birbirleriyle yarışırlar. Hınıs’ta genç kızlar eski yıllarda bayramlarda gezmezlerdi, gelen, giden misafirleri ağırlamak onların göreviydi.



       



       Genç delikanlılar bayram arifesinde yani bayram akşamı hiç uyumazlar, sabah Namazını camide kıldıktan sonra eve gelirler. Gençlerin bayram akşamı en önemli buluşma ve sabahlama yerleri Berber dükkânlarıdır. Bir hatta iki gün önceden Berberden sıra ayırdıkları olur. Delikanlılar Bayram traşına büyük önem gösterirler. Hınıs’ta bayram traşı adeta gencin aynasıdır. Gençler Berber dükkânında sabaha kadar şakalaşıp, sohbetler ederek sıralarının gelmesini beklerler…



 



         Çocuklara gelince: Onlar için bayram ayrı bir şeydir. Bayramdan bir ay önceden o günün heyecanı sarmıştır küçük bedenlerini. Bayramdan birkaç gün öncesinden bayramlık olarak dolaşacakları yerlerin planlarını yaparlar. Çocuklar birkaç gün önceden en samimi oldukları arkadaşlarından gruplarını oluştururlar. Bayramlık olarak alınan, kazak, pantolon, ayakkabı vs. giysiler akşamdan hazırlanır, çoğunlukla yatakta başlarını koydukları yastığın altına koyarlar. Hınıs’ta bayram dolaşacak her çocuğun bayram akşamı rüya gördüğüne inanabilirsiniz, Hatta biraz hayalinizde çocukluk yıllarınıza gitmeyi denerseniz onların rüyalarında neler gördüklerini bile tahmin edebilirsiniz.



       



        Birde çalışmak zorunda olan çocuklar vardır ilçemde. Kimler mi onlar?  Ayakkabı boyacıları… Evet, ayakkabı boyacıları. Onlar bayram gecesi sabaha kadar çarşıda, kahvehanelerde ve özellikle berber salonlarında dolaşarak parlatayım mı abi, parlamasa para yok. Diyerek sabaha kadar o kahvehane senin, bu berber salonu benim dolaşır dururlar. O akşam sizde berberde sıra bekleyenlerden biriyseniz sabaha kadar en az on-onbeş boyacı yanınıza sokulur boyalım mı abi der. Belki siz ayakkabınız boyalı olduğu halde aynı gece ayakkabılarınızı iki veya üç kez gönüllü olarak boyatmak zorunda kalabilirsiniz.



       …



       



       Bayram Namazına gitmeyip evde oturan çocuklar için bayramlık gezme saati namazdan çıkmayla başlar. Bayram namazı ve Mezarlık ziyaretinden eve geldiğinizde henüz oturup nefes almadan kapınız hızlı hızlı çalınır. Kapıyı açarsınız… Onlarca çocuk ellerinde poşet, bezden yapılmış küçük torbacıklar veya şık giyimli küçük hanfediler ile beyfendilerin birbirine karışarak cıvıldaşan Bayramınız mübarek olsun, İyi bayramlar dilekleriyle karşılaşırsınız. O günün çocukların ardı ardına kafileler halinde adeta oturmanıza fırsat vermeyecek sıklıkta ziyaretleriyle diğer günlerden farklı olduğunu anlarsınız.



         



        Eğer Hınıs köylerinden birindeyseniz orta yaşın üstündeki insanların ellerinde kocaman beyaz torbalarla şeker toplamalarına tanık olur, Onların bu mütevazı ve alçak gönüllülüğü ifade eden anlamlı örneklemelerine tanıklık edersiniz.



         



       Yaşlılar ellerinde torbalar kendinden küçük insanların kapısına giderek bir nevi Yunus felsefesini yürütmesine şaşırır, İlim ve Âlim arasındaki farka takılırken Yunusun: “ Tabtukun yapısında, Kul oldum kapısında” beytinin anlamına vakıf olursunuz. Yaşlılar bu hareketleriyle yardımlaşmanın önemini anlatırken, gençlere önderlik etmenin hazzını yaşarlar.



         Bir de ilçemizin çok güzel geleneklerinden biri vardır ki ona da bayılırım. Hınıs yöresinde bayrama küs girmek günah kabul edilir. Düşman dahi olsanız Bayram günü hatırı sayılır iki kişinin araya girmesiyle barışırsınız. Bayramlar bir nevi günahlardan arınma ve dargınlıkların bir kenara itildiği günlerdir ilçemizde.



          …



          Kısaca Bayramlarda Hınıs’ta olmak varmış VESSELAM…   



 



          Hepinizin Kurban bayramınızı kutlar, bu günün önem ve manasına yaraşır hayat sürmenizi dilerim.



 



                                                                                Cemalettin GÜZELBABA
 
Bu Sayfayı Paylaş
Facebook'a Ekle Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır

Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Tarihçesi Ilıca palandoken 5 1552 Son Mesaj 05 Kasım 2008, 22:47:41
Gönderen: efsane25
Tarihçesi Çat palandoken 3 1167 Son Mesaj 22 Mayıs 2009, 19:42:13
Gönderen: sevendadas
Tarihçesi Tekman palandoken 3 1262 Son Mesaj 03 Mayıs 2010, 15:29:05
Gönderen: can-tekman25
Tarihçesi Narman palandoken 0 752 Son Mesaj 10 Temmuz 2007, 22:19:06
Gönderen: palandoken
Tarihçesi Olur palandoken 3 1249 Son Mesaj 25 Kasım 2008, 09:17:18
Gönderen: ahsen23