|
|
 |
« : 25 Ekim 2007, 02:41:15 » |
|

[CENTER ALIGN=CENTER] ERZURUM<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] GENEL BİLGİLER <o:p></o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap</o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap </o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [JUSTIFY] Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap <?xml:namespace prefix = v ns = "urn:schemas-microsoft-com:vml" /><v:shapetype id=_x0000_t75 stroked="f" filled="f" path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" o:preferrelative="t" o:spt="75" coordsize="21600,21600"><v:stroke joinstyle="miter"></v:stroke><v:formulas><v:f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0"></v:f><v:f eqn="sum @0 1 0"></v:f><v:f eqn="sum 0 0 @1"></v:f><v:f eqn="prod @2 1 2"></v:f><v:f eqn="prod @3 21600 pixelWidth"></v:f><v:f eqn="prod @3 21600 pixelHeight"></v:f><v:f eqn="sum @0 0 1"></v:f><v:f eqn="prod @6 1 2"></v:f><v:f eqn="prod @7 21600 pixelWidth"></v:f><v:f eqn="sum @8 21600 0"></v:f><v:f eqn="prod @7 21600 pixelHeight"></v:f><v:f eqn="sum @10 21600 0"></v:f></v:formulas><v:path o:connecttype="rect" gradientshapeok="t" o:extrusionok="f"></v:path><o:lock aspectratio="t" v:ext="edit"></o:lock></v:shapetype><v:shape id=_x0000_i1025 style="WIDTH: 225pt; HEIGHT: 169.5pt" alt="" type="#_x0000_t75"><v:imagedata o:href=" Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" src="file:///C:\DOCUME~1\HAKAN\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_image001.jpg"></v:imagedata></v:shape>
Yüzölçümü: 25.066km² Nüfus:848.201(1990)
Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük kenti olan Erzurum oldukça eski bir yerleşim birimidir. Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan kent son yıllarda kış turizmi açısından büyük önem kazanmıştır. Tarihi yönden çok zengin bir çok eseri barındıran ve adeta bir kültür merkezine benzeyen kent günümüzde önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır.
İLÇELER
Erzurum (merkez), Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir, Karaçoban, Karayazı, Köprüköy, Narman, Oltu, Olur, Pasinler, Pazaryolu, Şenkaya, Tekman, Tortum, Uzundere.
Pasinler: Pasinler ilçesi, IV. yy.da Bizanslıların, 615 yılında Arapların, 1084 yılında ise Türklerin eline geçmiştir. Pasinler'de bulunan 3702 kişi kapasiteli, 39 derece su sıcaklığı olan termal tesis, ilçe dışından gelen hastalara konaklama hizmetiyle birlikte; böbrek,sindirim sistemi, idrar yolları, romatizma, siyatik, lumbago, nevralji ve çeşitli kadın hastalıklarının tedavisinde olumlu etki yapmaktadır. <o:p></o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY]
Köprüköy: Köprübaşında kurulmuş köy anlamına gelen Köprüköy'ün kuruluşu çok eskilere dayanmaktadır. Köprüköy (Deli Çermik) Kaplıca suları, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kan dolaşımı ve kalp hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve romatizmal hastalıklara olumlu etki yapmaktadır. Su sıcaklığı 26 derecedir.
Uzundere: İlçenin 3000 yıla yakın geçmişi vardır. İlçe sınırları içinde bulunan Tortum Gölü ve Tortum Şelalesi yaz aylarında çok sayıda yerli ve yabancı turistin uğrak yeridir. İlçeye bağlı Çamlıyamaç Köyü'nde l0.yy 'dan kalma Öşvank Gürcü Kilisesi bulunmaktadır.
Ilıca: Yapılan araştırmalar Ilıca'daki hayatın M.Ö.4000'li yıllara kadar uzandığını göstermektedir. İlçede kükürtlü sıcak su kaynakları bulunmakta, termal tesisler sayesinde şehir dışından gelen hastalara da konaklama ve tedavi için olanaklar sağlanmaktadır. Kaplıcalarda kadın hastalıkları, romatizma, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, beslenme bozuklukları gibi rahatsızlıkları olumlu etkilediği bilinmektedir.
İspir: Kuruluşu M.Ö. 19. yy.a kadar inen İspir,Yavuz Selim'in 1514!deki İran seferi sonrası Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden birisi olan Çoruh nehri Rafting sporu için oldukça elverişlidir.
Olur: Turizm açısından önemli bir potansiyel göstermekte olan ilçenin Keçili Köyü'ndeki Van Kilisesi, Yıldızkaya Köyü'ndeki Kivi Mağarası görülmeğe değerdir.<o:p></o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p></o:p>[/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN] Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap<v:shape id=_x0000_i1028 style="WIDTH: 11.25pt; HEIGHT: 11.25pt" alt="" type="#_x0000_t75" o:button="t" href="http://www.erzurumlu.net/erzurum.asp?sayfa=1##"><v:imagedata o:href="http://www.erzurumlu.net/images/close.gif" src="file:///C:\DOCUME~1\HAKAN\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_image003.gif"></v:imagedata></v:shape> <o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] [COLOR=#NaNNaNNaN]TARİHİN İLK DÖNEMLERİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Erzurum hakkında bilinen en eski yazılı tarih kaynakları olarak kabul edilebilecek Hitit (Boğazköy) ve Mısır yazılı kaynaklarına göre, M.Ö. 2000 – 1200 yılları arasında Erzurum ve çevresi Orta Asya kökenli Hurrilerin hâkimiyeti altında bulunuyordu. Hitit Boğazköy yazılı arşivlerinde, Erzurum’un Azzi Hayaşa hâkimiyeti altında bulunduğu sırada, biri M.Ö. [/COLOR] <?xml:namespace prefix = st1 ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:smarttags" /><st1:metricconverter ProductID="1375’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1375’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Hitit İmparatoru Şuppiluliuma, diğeri II. Murşil (M.Ö. 1334 – 1306) tarafından işgal edilmek istendiğine dair belgelere rastlanmıştır. M.Ö. 1200 yıllarında, Avrupa’dan Ön Asya içlerine doğru oluşan ve Kavimler Göçü adı verilen göç hareketinden sonra, Muşkilerin Erzurum ve çevresine yerleştikleri bilinmektedir.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
URARTULAR DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
M.Ö. IX. yüzyılda Van ve çevresinde yerleşmiş olan Hurri kökenli Urartular, M.Ö. VII. yüzyılda Erzurum’ u da egemenlikleri altına aldılar. M.Ö.660 yıllarında ise güneyden Aras Havzasına doğru ilerleyen Asurlar Daieni ülkesi sınırları içerisinde olan Erzurum ve çevresini ele geçirdiler. Yine VII. yüzyılın sonlarında Urartu egemenliği altındaki topraklar, kuzeyden gelen İskitlerin saldırısına uğradı. Asur saldırılarına zorda olsa karşı koyabilen Urartular, İskit saldırısından sonra tamamen tarihten silindiler. Urartu Krallığı’nın III. Rusan’ın ölümü (M.Ö. 585 ) ile ortadan kalkmasıyla da Ermeniler’ in bölgede etkinlik kurması kolaylaştı. Bazı tarihçiler, Ermenilerin bölgede etkinlik kurması kolaylaştı. Bazı tarihçiler Ermeniler’ in Kavimler Göçü sırasında Avrupa’dan Ön Asya’ ya göç eden Friglerle Birlikte bölgeye gelmiş olduklarını ileri sürmektedirler
<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER] [COLOR=#NaNNaNNaN]MEDLER DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
M.Ö. V. yüzyılda Asur egemenliğine son veren Medler, Keyaksar yönetiminde kuzeye doğru ilerleyerek Urartu topraklarını ele geçirmişlerdir. Medler, Muşki Frigler ve İskit bölgelerini de ele geçirdikten sonra, Kapadokya’ ya doğru yönelmişlerdir. Erzurum ve çevresinde bu yüzyılda Khalibler, Muşkiler ve Tibarenler’in yaşadıkları bölgenin yerel derebeylerinin egemenliği altında olduğu, ancak bunların Med Krallarının yetkilerini tanıdıkları bilinmektedir. Medlerin zayıflama döneminde ise, bu beyler Kral Astiyag’a direnerek, özerkliklerini ilan etmişlerdir.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
PERSLER DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Pers Kralı II. Kiros’ un M.Ö. [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="555’">[COLOR=#NaNNaNNaN] 555’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Med Krallığına son vermesi ile Erzurum’un doğusu Pers egemenliği altına girmiştir. Kiros’dan sonra gelen Pers Krallıklarından Büyük Darios zamanında, Erzurum çevresinde bir Ermeni satraplığı kurulmuştur. Pers İmparatorlarından Kserkses’ in M.Ö. 480 de çıktığı Yunan seferinde, bu satraplıktan da asker toplanmıştı. Ünlü tarihçi Heredot da bu seferden söz ederken, Ermenileri Frigyalı olarak tanımlanmıştır. Ermeni satraplığında o dönemde Muşki, Taberin ve Maerin topluluklarının yaşadıkları Heredot tarafından tespit edilmiştir.
M.Ö. III. yüzyılda bölgeye Selökidler ve II. yüzyılda Persler egemen olmuşlardır. II. yüzyıl ortalarından itibaren bölge Romalılarla Persler arsındaki yoğun mücadelelere sahne olmuştur. Romalılar, bölgeye yaptıkları seferler sonucunda geçici olarak egemenlik kurabilmişler, ancak sık sık bölge halkının direnişleriyle karşılaşmışlardır.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
BİZANS DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Roma İmparatorluğunun M.S. [/COLOR] <st1:metricconverter ProductID="395’">[COLOR=#NaNNaNNaN]395’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de ikiye ayrılması sonucunda kurulan Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Erzurum ve çevresi bu İmparatorluğun egemenliği altına girmiş, ancak Doğu Roma egemenliği sürekli olamamıştır. M.S. [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="395’">[COLOR=#NaNNaNNaN]395’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] den VII. yüzyılın sonlarına kadar bölge üzerinde Bizans ile Sasani Devletinin mücadeleleri olmuştur.
M.S. 408 – 450 yılları arasında Bizans İmparatoru olan ikinci Teodosious zamanında, Erzurum ve çevresi işgal edilmiş ve İmparatorun komutanlarından Anatolius tarafından bugünkü Erzurum şehrinin bulunduğu yerde bir tepe üzerine, bugünkü Erzurum kalesi inşa ettirilmiştir. O zamana kadar Kalikala olarak adlandırılan Erzurum şehri, bu tarihten sonra İmparatorun adına izafeten Teodosiopolis şeklinde isimlendirilmiştir.
Şehir ve çevresi 504 yılında İran’dan gelen Sasani’lerin eline geçmiş, ancak kanlı çarpışmalardan sonra, Bizanslılar şehri tekrar geri almışlardır. 530 yılında Erzurum Kalesi İmparator I. Anastas tarafından tahkim ettirilmiştir.
M.S. 572 yılında Nuşirevan komutasındaki Sasani ordusu, Erzurum Kalesini kuşatmış, on yıl süren kuşatma sonucunda, Sasaniler şehri ele geçirememişlerdir.
M.S. [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="590’">[COLOR=#NaNNaNNaN]590’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da şehir yine Sasanilerce kuşatılmıştır. Bu kez, Bizanslılar ağır şartlarla bir antlaşma yaparak şehri kurtarabilmişlerdir.
M.S. [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="610’">[COLOR=#NaNNaNNaN]610’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da Erzurum, bütün çevresi ile birlikte Sasanilerin kuzeydeki düşman Hazarlar ile antlaşma yaparak, onların Sasaniler üzerine yürümesini sağlamış ve sonuçta Erzurum ve çevresi tekrar Bizans'ın eline geçmiştir.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
ARAPLAR DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Sasanilerin M.S. [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="642’">[COLOR=#NaNNaNNaN] 642’[/COLOR]</st1:metricconverter> [COLOR=#NaNNaNNaN] de Nihavend’de İslam Halifesi Hz. Ömer’in ordularına yenilerek, tarihten silinmelerinden sonra, Erzurum ve çevresi Müslüman Arap ordularının istilasına uğramıştır.
Erzurum, İslam ordularınca ilk olarak [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="638’">[COLOR=#NaNNaNNaN]638’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Halife Hz. Ömer’ in komutanlarından İyaz bin Ganem tarafından ele geçirilmiştir. Ancak, uzun bir süre sonra şehir tekrar Bizanslılar tarafından geri alınmıştır.
651 yılında ise, bu kez Habib İbn–i Mesleme komutasındaki 6000 kişilik İslam ordusu, kısa bir kuşatmadan sonra şehri sonra şehri teslim almıştır. Şehrin dini ve askeri lideri Ermi-naks, şehri yeniden ele geçirmek için Gürcü ve Hazar Türkleri ile ittifak kurmuş ve şehir üzerine yürümüştür. Ancak yapılan savaşta Araplara yenik düşmüştür. Kenti ele geçiremeyen bu ordu, şehir çevresinde geniş güvenlik tedbirleri almış ve karakollar kurdurmuştur. Bunun üzerine tehlikeyi sezen Habib İbn–i Mesleme, Suriye Valisi Muavine’ den yardım istemiştir. Küfe Valisi Süleyman el–Hıyel komutasındaki Arap Ordusu, Gürcü ve Hazar Türklerinden oluşan bir orduyu Fırat nehri kenarında bozguna uğratmıştır.
Arapların kendi içlerindeki mücadelelerden yararlanan Bizans, İmparator II. Justinianus zamanında, Leontier komutasındaki bir ordu ile [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="686’">[COLOR=#NaNNaNNaN]686’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da Erzurum’u tekrar ele geçirmiştir. Ancak M.S. 700 tarihinde Emevi Halifesi Abdülmelik’in oğlu Abdullah şehri tekrar geri almaya muvaffak olmuştur.
M.S. 753 yılında ise Bizans İmparatoru V. Konstantinos, Kusan adlı bir Ermeni’yi şehri almakla görevlendirmiştir. Kaleyi koruyan Arap askerlerinin sayıca azlığı ve kalede bulunan iki Ermeni’nin ihaneti ile Kusan kaleyi zapt etmiştir. Ancak bir süre sonra, şehir ve çevresi tekrar Emevilerin eline geçmiştir.
770–772 yılları arasında yöredeki Ermenilerin ayaklanarak şehri kuşatmaları üzerine, Amr bin İsmail el Harisi komutasındaki bir ordu, ayaklanmayı bastırmak üzere Erzurum üzerine yürümüş ve ayaklanmacıları bozguna uğratmıştır.
838 yılında Bizans İmparatoru Teheophilos, Erzurum’ u kuşatmış ve şehir surlarını yıktırmıştır. [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="840’">[COLOR=#NaNNaNNaN]840’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da Halife Mutasım şehir surlarını tamir ettirmiş ve kaleyi tahkim ettirmiştir. Bu tarihten sonra, şehir iki kez daha Bizanslıların eline geçmiş (934), ancak 12 yıl sonra Abbasiler tarafından tekrar geri alınmıştır.
948’ de büyük bir Bizans ordusu, Erzurum üzerine yürümüş ve 949 yılında Bizans egemenliği tekrar sağlanmıştır. Bu tarihten sonra, Erzurum ve çevresindeki Arap egemenliği tamamen son bulmuştur.
979 yılında şehir ve çevresi, yaptığı yardımlardan ötürü, Bizans İmparatoru tarafından Gürcü Belgratlı Kralı David’e verilmiştir. David’in ölümünden sonra, şehir Bizans İmparatoru II. Basilious tarafından geri alınmıştır.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Selçukluların bölgede ilk olarak belirmeleri XXI. Yüzyılın başlarına rastlar. Bizans yönetiminin yöre halkına iyi davranmaması nedeniyle bozulan idari ve siyasi ortam, Selçukluları küçük topluluklar halinde bölgenin muhtelif kesimlerine yerleşmelerine imkân sağlamıştır. Selçuklular tarafından Erzurum ve çevresine yöneltilen ilk askeri hareket 1048 yılında gerçekleştirilmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı tarafından Erzurum ve çevresini fethetmekle görevlendirilen Azerbaycan valisi İbrahim Yanal ve Gence valisi Kutalmış Beyler, Eleşkirt üzerinden Pasinler ovasına inmiş ve oradan Erzurum üzerine yürüyerek, Erzurum kalesini kuşatmışlardır. Ancak, kuşatmanın uzun süreceğini gördüklerinden Erzurum Ovası’nın batı bölümünde yer alan zengin Erzen şehrine yönelmişlerdir. 6 gün süren bir kuşatmadan sonra Erzen Selçuklu ordusu tarafından ele geçirilmiştir. Erzen halkı, Teodosiopolis olarak isimlendirilen bugünkü Erzurum şehri kalesine sığınmak zorunda kalmıştır. Erzen şehri bu kuşatmadan sonra yıkılıp yakılmış ve bir kez daha imar edilmeyerek metruk bir şehir halini almıştır. Bu yıkımdan sonra şehre Kara Erzen denilmeye başlanmıştır. Bu sözcük, halk dilinde zamanla Karaz şeklinde telaffuz edile gelmiştir.
Selçukluların Erzurum üzerine düzenledikleri ikinci büyük sefer, 1054 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey tarafından gerçekleştirilmiştir. Ordusuyla Pasinler Ovasına geçen Tuğrul Bey, Erzurum’a gelmiş ancak Erzurum kalesinin surlarını aşamayacağını anlayarak kuşatmadan vazgeçmiştir. Bu tarihten, Anadolu’nun kapılarını Türklere açan ve Doğu Anadolu’ da kesin Türk hâkimiyetini getiren günlerin müjdecisi olan Malazgirt zaferine kadar, Selçuklular tarafından Erzurum üzerine askeri bir sefer düzenlenmemiştir.
1071 Malazgirt zaferinden sonra, Erzurum ve çevresi büyük Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Eblul Kasım’ a verilmiştir. Eb–ul Kasım, Melik Danişment Ahmet Gazi ve Emir Mengücek gibi, Doğu Anadolu’nun fethi için Büyük Selçuklu Sultanı tarafından görevlendirilen ve yaralı hizmetleri olan bir Selçuklu komutanı idi. Erzurum’ da kurulacak ve sonradan Eb- ul Kasım’ın torunlarından birisi olan Saltuk Bey’ in adı ile anılacak olan beyliğin kurucusu olan Eb – ul Kasım, yörenin Selçuklu egemenliğine girmesi yönünde büyük çabalarda bulunmuştur. Merkezi Erzurum olan Saltukoğulları Beyliğinin sınırları içine zamanla Bayburt, İspir, Koçmaz, Micingirt, Oltu ve Tercan gibi önemli kale ve yerleşim yerleri dahil edilmiştir.
Eb–ul Kasım’ ın [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1102’">[COLOR=#NaNNaNNaN] 1102’[/COLOR]</st1:metricconverter> [COLOR=#NaNNaNNaN] de ölümünden sonra, beyliğin başına Ali ve İnanç Beygu isimli iki oğlundan Emir Ali geçti, Emir Ali’nin Selçuklu Sultanı Melik şah’ ın ölümünden sonra oğulları arasında çıkan taht kavgasında Sultan Tapar’ın yanında yer aldığı ve Sultan Tapar’ ın Selçuklu Devletini ele geçirmek için Silvan üzerine yaptığı seferde Emir Ali’nin de bulunduğu bilinmektedir. Bu arada Türkler arasındaki iç mücadelelerden yararlanmak isteyen Gürcü Kralı David, 1116’da Erzurum önlerine kadar gelmiş, ancak şehir önlerinde yapılan iki çarpışmadan sonra, şehri muhasara etmekten vazgeçerek geri dönmüştür.
Gürcülerin Doğu Anadolu’daki Türk yerleşim bölgelerini tehdit altında bulundurmaları, Merkezi Konya’ da kurulmuş olan Anadolu Selçuklu Devletini rahatsız ediyordu. Bunun üzerine harekete geçen Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin Süleyman Şah, 1201 yılında Doğu Anadolu'daki küçük Türk Beyliklerine son verdi. Aynı tarihte Erzurum ve çevresi de Anadolu Selçuklu hâkimiyeti altına girdi. Rükneddin Süleyman Şah, Erzurum ve çevresini Mugisiddin Tuğrul Şah isimli kardeşine vermiştir. Böylece yaklaşık 130 yıl süren Saltukoğulları dönemi sona ermiş oluyordu. Anadolu Selçukluları döneminde Erzurum ve çevresi üzerindeki Gürcü baskısı büyük ölçüde kalkmış ve şehir, Anadolu’nun en gelişmiş şehirlerinden birisi olmuştur.
Mugisiddin Tuğrul Şah’ın [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1225’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1225’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de ölümü üzerine yerine oğlu Rükneddin Cihan Şah geçmiştir.
Erzurum'daki Selçuklu Beyliğinin, kuzeyde Gürcülerle ve Trabzon’ da yeni kurulmuş olan Rum İmparatorluğu ile komşu olması, bu Beyliğin Anadolu Selçukluları açısından önemini artırmaktaydı. O dönemde Anadolu Selçuklu Sultanı olan Alâeddin Keykubat, devletin güvenliğini pekiştirmek için beyliklere son veriyor ve Anadolu’daki Selçuklu hâkimiyetini güçlendiriyordu. Bu amaçla, [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1228’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1228’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Erzurum’ u almak üzere harekete geçti. Bunun üzerine telaşa kapılan Rükneddin Cihanşah, o sırada Ahlat’ ı kuşatmış olan Celaleddin Harzemşah’tan destek sağladı. Alâeddin Keykubad’ın Harzemlilerle barış yapma çabaları sonuç vermeyince, iki devletin ordusu, [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1230’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1230’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da Yassı çemen’ de karşı karşıya geldi. Bu savaşta Erzurum’ un Selçuklu Beyi, aynı zamanda amcası olan Alaattin Keykubat’ a karşı, Celaleddin Harzemşah’ ın yanında yer aldı. Savaşta Selçuklu ordusu galip geldi ve Cihanşah tutsak edildi. Bu savaş aynı zamanda Harzemliler Devletinin de sonu oldu. Savaştan sonra, Selçuklu ordusu Erzurum'a yürüdü ve çarpışma olmaksızın şehir ele geçirildi. Bundan sonra Erzurum şehri, Anadolu Selçuklu Devleti için önemli bir askeri üs vazifesi gördü.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
MOĞOL SALDIRILARI KARŞISINDA ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
Anadolu Selçuklu Alâeddin Keykubat’ ın Erzurum ve çevresini ele geçirerek, devletin güvenliğini sağlamak istemesindeki en önemli sebep, doğudan gelen Moğol saldırılarına karşı koyabilmekti. Bu maksatla, bölgedeki önemli kaleler tahkim ettirildi. Yine aynı güvenlik gayeleri ile, Moğolların önünden kaçan Türkmen boyları bölgede iskan ettirildi. Moğollar, Gürcüler tarafından da kışkırtılmaktaydılar. İlk Moğol saldırısı 1231 yılında Cengiz Han’ ın oğlu Oktay Han’ın komutanlarından Cormagon Noyan tarafından yapıldı. Anadolu Selçukluları ve Moğollar arasındaki barış görüşmeleri sonuç vermedi.1237’ de Alâeddin Keykubat öldü ve yerine oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev geçti.
Bölgedeki Ermeni ve Rumların kışkırtmaları sonucunda Moğollar, [/COLOR] <st1:metricconverter ProductID="1242’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1242’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Baycu Noyan’ ın komutasındaki bir ordu ile Erzurum’ u kuşattılar. Sinaneddin Yakut komutasındaki kale muhafızlarının gayretli direnişe rağmen, Erzurum kalesi Moğolların eline geçti. Moğollar şehri yağmalayarak Erzurum halkının büyük bir bölümünü kılıçtan geçirdi. Erzurum’ un düşmesi, Anadolu Selçuklu Devleti için büyük büyük bir yıkım oldu. Akabinde [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1243’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1243’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev, Kösedağ Savaşında Moğollara yenilince, [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1244’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1244’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de yapılan bir anlaşma ile bölgedeki Moğol egemenliği kabul edildi. Erzurum’ un düşmesi, Moğol akıncılarının önemli bir engelle karşılaşmadan Anadolu içlerine akınlar düzenlemelerini kolaylaştırdı. Bu saldırılar, başta Erzurum olmak üzere, Anadolu’nun birçok şehrinin Moğollar tarafından yağmalanmasına ve bu şehirlerde yaşayanların, uzun yıllar huzur ve sükûttan uzak kalmalarına yol açtı.
Bu sıralarda Moğollar, İran’ da İlhanlı Devletini kurmuşlardı. 1244 yılında yapılan antlaşma ile Anadolu Selçuklu Devletinin yıkıldığı 1308 yılına kadar Erzurum, Selçuklu soyundan gelen kişiler tarafından yönetildi. Bu tarihten sonra da İlhanlı Devletinin bir eyaleti durumuna girdi.
İLHANLILAR DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Erzurum’ un tam olarak İlhanlı hâkimiyeti altına girmesi, Gazan Mahmut Han zamanında (1304–1317) rastlar. Gazan Han’dan sonra başa geçen Olcaytu Han zamanında, Erzurum şehri büyük ölçüde imar edilmiştir.Bu döneminde bir çok tarihi eser inşa ettirildi.Olcaytu Han’ dan sonra başa geçen Ebu Said Bahadır Han zamanında, Erzurum’ un yönetimi Sultanın veziri Emir çoban’ ın oğlu Timurtaş’ a verildi.Emir Çobanla İlhanlı Sultanının arası bozulunca, Bahadır Han, İrencin Noyan adlı komutanını Erzurum üzerine gönderdi, bu durumdan korkan Timurtaş Mısır’ a kaçtı. Erzurum'un yönetimi de sonradan Eretna Bey’e verildi. 50 yıl kadar Eretna Beyleri tarafından yönetilen Erzurum ve 1385 yılında Karakoyunlu Beyi Kara Mehmed’ in eline geçti.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
KARAKOYUNLULAR VE AKKOYUNLULAR DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Karakoyunlu egemenliği uzun sürmedi.1387’ de, Timur Kara-Koyunlu egemenliğine son verdi. Erzurum’ a vali olarak torunu Gıyaseddin Sagar’ ı tayin etti. Bu sırada şehirde yönetime karşı başkaldırılar süregeldiğinden, Timur [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1400’">[COLOR=#NaNNaNNaN] 1400’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de tekrar Erzurum’ a geldi. Yönetime karşı çıkan halkın bir kısmını kılıçtan geçirdi. Timur’ un ölümünden sonra ( 1404), Erzurum şehri, Karakoyunlular ve Akkoyunlular’la, Timur’ un oğlu Şahruh arasındaki kanlı çarpışmalara sahne oldu. Bu dönemde şehir önemli ölçüde tahrip edildi.
Doğudan gelen istilacıların Anadolu’ ya girişte karşılaştıkları en önemli askeri üs olma özelliğine sahip Erzurum’ un, Anadolu tarihinin en kanlı ve kargaşalarla dolu bu yüzyılında birkaç kez daha yağmaya uğradığı, tahrip edildiği ve halkının kılıçtan geçirildiği bilinmektedir.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
BU SALDIRILAR ŞU ŞEKİLDE ÖZETLENEBİLİR.<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] 1421’ de Timur’ un oğlu Şahruh, Erzurum ve çevresini zapt etti ve kaleyi kuşattı, ancak şehri alamayarak geri döndü. 1434’ de Karakoyunlularla olan mücadelelerinde Şahruh’ u destekleyen Akkoyunlu Beyi Kara Yülük Osman, Erzurum’ u kuşattı ve ele geçirdi. 1435’ de bu kez Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey’ in eline geçti. 1458 ve [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1466’">[COLOR=#NaNNaNNaN] 1466’[/COLOR]</st1:metricconverter> [COLOR=#NaNNaNNaN] da Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Gürcistan seferi sırasında Erzurum’dan gitti, 1468 yılında ise şehre hakim oldu. 1473’ deki Otlukbeli savaşında Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet’e yenilen Akkoyunlular giderek güçlerini yitirdi. Uzun Hasan’ın ölümünden sonra ( 1478) şehrin yönetimi oğullarından Yakup’a geçti. Yakup’ un ölümünden sonra ( 1490) çıkan taht kavgalarında şehir büyük tahribata uğradı. Erzurum, [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1502’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1502’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Akkoyunlu Devletinin son hükümdarı Elvend Mirza’ dan Şah İsmail’<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN]
OSMANLILAR DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [COLOR=#NaNNaNNaN]
Erzurum ve çevresinin Safevi Devletinin etki alanı içinde kalması sadece 15 yıl sürdü. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinden dönüşte Kars ve Pasinler üzerinden Erzurum’ a geldi ve şehir çevresi 1517 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Yüzyıllar boyunca şehrin kaderine hâkim olan kargaşa, yerini Osmanlı Devletinin, huzur ve sükun dolu yönetimine terk etmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman zamanında Erzurum kalesi tahkim edildi ve şehir baştanbaşa imar edildi. Kanuni’nin birincisi 1534, ikincisi 1548 yıllarında İran üzerine düzenlediği seferlerde, Erzurum şehri, Osmanlı ordusuna önemli bir askeri üs vazifesi gördü.
Kanuni, İran seferinden dönüşte (1535) Dulkadirli Mehmed Han’ı Erzurum Beylerbeyliğine tayin etti. Erzurum şehri ise o dönemde beylerbeyliğine bağlı bir sancak durumundaydı. Erzurum Beylerbeyliğinin sınırları, kuzeyde Doğu Karadeniz Dağlarından Ordu’daki Bolaman Deresine batıda Reşadiye, Zara, Koçhisar ve Kemah’ a, güneyde Pülümür, Kiğı ve Malazgirt’ e doğuda Tahir Geçidi ve Pasin Ovasına kadar uzanan bölgeleri içine almaktaydı. Erzurum Sancağı da 10 nahiyeden müteşekkildi. Bunlar, Erzurum Merkezi, Karaz, Geçik, Tekman, Karaş–kali, Aşkale, Serçeme, Cinis, Çermeli ve Ovacık nahiyeleriydi.
Kanuni Sultan Süleyman’ ın ikinci İran seferinde (1548)beylerbeyliğinin sınırları daha da büyütüldü ve kuzeydeki Gürcü kalıntıları ortadan kaldırıldı.1552 yılında şehir İranlılar tarafından ele geçirilmek istendi, Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa komutasındaki beylerbeyi ordusunun yenilmesine rağmen, Erzurum kalesi İranlılara teslim edilmedi. Artan İran baskıları karşısında Kanuni Sultan Süleyman 1553 yılında İran üzerine yeni bir sefer düzenledi, sefer dönüşü (1554) Erzurum’ a gelerek şehrin yıkılan kalesini tamir ettirdi.
1853 – 1856 Kırım savaşı sırasında şehrin etrafındaki tabyalar, Ruslardan gelebilecek tehlikelere karşı tahkim edildi ve yeni tabyalar yapıldı. 1855 yılında Kars’ ın Ruslar tarafından işgali, Erzurum’ un Rus tehlikesine karşı daha iyi tahkim edilmesi gereğini bir kez daha ortaya koydu. Bu gayeyle, [/COLOR] <st1:metricconverter ProductID="1865’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1865’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] den [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1877’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1877’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] ye kadar geçen 12 yılda, Erzurum halkının da yardımlarıyla Aziziye Tabyalaları, şehir etrafındaki istihkâmlar ve diğer kışla ve tabyalar inşa edildi.
Osmanlı Devletinin Balkanlarda çıkan karışıklıklarla uğraştığı bir sırada, Ruslar 1877 yılında Balkanlar ve Doğu Anadolu üzerinden bir kez daha Osmanlı topraklarına tecavüz etti. Gazi Ahmed Muhtar Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Rus ordusunun birbiri ardına Halyaz ve Zivin meydan savaşlarında yenilgiye uğrattı. Ancak, bu savaşlarda Türk ordusu da büyük kayıplar verdiğinden Erzurum tabyalarına çekilmek zorunda kaldı. Ruslar Gürcü Boğazını ele geçirerek, Erzurum’ u kuzeyinden baskı altına almaya muvaffak oldular. Rusların batı cephesinde Yeşilköy önlerine kadar ilerlemeleri, Osmanlı Devletini Doğu cephesinde taviz vermek zorunda bıraktı. Yapılan bir antlaşmayla, Osmanlı ordusu Bayburt ve Erzincan’ a çekildi. Erzurum ise, kışlamak üzere Rus ordusuna terk edildi. Böylece, Erzurum bir kez daha Ruslar tarafından işgal edildi.<o:p></o:p>[/COLOR] [COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR] [COLOR=#NaNNaNNaN]
3 Mart [/COLOR] <st1:metricconverter ProductID="1878’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1878’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de imzalanan Ayestefanos Antlaşmasıyla Ruslar Erzurum’u terk ettiler. Daha sonra Berlin Antlaşması (13 Temmuz 1878 ) ile Erzurum’ un kuzey doğusunda bulunan Artvin, Batum, Otu, Şenkaya, Olur Ardahan, Kars ve Sarıkamış savaş tazminatı olarak Ruslara bırakıldı. Böylece, Rus sınırı Erzurum’ un [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="105 km">[COLOR=#NaNNaNNaN]105 km[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] . doğusuna kadar yaklaşmıştı. Bu durum, şüphesiz Erzurum için büyük bir tehdit oluşturmaktaydı.
<o:p></o:p>[/COLOR] [CENTER ALIGN=CENTER] [COLOR=#NaNNaNNaN]MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Mondros Mütarekesinin ağır hükümlerini asla kabullenemeyen Erzurum halkı, kendi hak ve hukukunu korumak için direniş ve örgütlenme çabalarına başlamıştı. Erzurum’ da kurulmuş olan ilk direniş örgüt, Süleyman Necati Bey’ in kurduğu “ İstihlas – ı Vatan’’ (Vatanın Kurtuluşu) idi. Ancak bu örgüt kısa bir süre sonra dağıtıldı. Hemen ardından, Merkezi İstanbul’ da Vilayet – i Şarkiyye Müdafaai Hukuk – u Milliye Cemiyetinin Erzurum şubesi, İstanbul’dan görevlendirilen Cevad Dursunoğlu’nun öncülüğünde 10 Mart [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1919’">[COLOR=#NaNNaNNaN] 1919’[/COLOR]</st1:metricconverter> [COLOR=#NaNNaNNaN] da kuruldu. Kurucular arasında emekli Binbaşı Süleyman Bey İsmailzade Tevfik Bey, Müftü Solakzade Sadık Bey, Hüseyin Avni (Ulaş) Bey, Kığılı Cazim Bey, İbrahim Hakkızade Fehim Bey, Hacı Recep Bey, Hacı Nafiz ve Ahmet Beyler, emekli Binbaşı Ahmet (Gobel) Bey bulunuyordu. Süleyman Necati Bey’ in çıkardığı Albayrak gazetesi de cemiyetin resmi yayın organı olma görevini üstlendi.
Cemiyet ilk toplantısında, Ermenilerin Doğu Anadolu üzerindeki hak iddialarını reddeden bir bildiri yayınlayarak, bildiriyi bütün Doğu Anadolu şehirlerine gönderdi. Bir müddet sonra, cemiyetin Yönetim Kurulu oluşturuldu. Hoca Raif Efendi’nin başkan, Cevad Dursunoğlu ‘ nun kâtip ve emekli Binbaşı Süleyman Bey’in muhasip olduğu Yönetim Kurulunda üye olarak şu kişiler bulunmaktaydı. Necati Bey, emekli Binbaşı Kazım Bey, Ahmet Bey, Avukat Hüseyin Avni (Ulaş) Bey, Fevzi Kırbaş, Hacı Nafız Bey, Avukat Mesut Bey, ve Baytar Nedim Bey. Mütarekesine göre hayali Ermenistan devletine vadedilmiş Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas illeriyle, Pontus Rumlarına verilmiş olan Trabzon illeri ile irtibat kurarak, Milli Mücadele ruhunun, Cemiyetin ilkeleri etrafında yoğunlaşması için girişimlerde bulundu. Bu sırada 19 Mayıs [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1919’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1919’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da Cemiyet, Mondros ordu müfettişi olarak Samsun’ a ayak basan Mustafa Kemal, “Ulusal bir Kongre’’ toplanmasını içeren Amasya Tamimini yayınladıktan sonra, 3 Temmuzda Sivas üzerinden Erzurum’ a geldi. Mustafa Kemal ve beraberindekiler, Erzurum’ a [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="15 km">[COLOR=#NaNNaNNaN]15 km[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN]. mesafedeki Ilıca bucağında, başlarında 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa olmak üzere Müdafa–i Hukuk cemiyeti mensupları ve şehrin ileri gelenleri tarafından karşılandı. Temmuz günü yapılan gizli toplantıda, Mustafa Kemal, ülkenin içinde bulunduğu durum hakkında görüşlerini açıklayarak, silahlı mücadeleye başlamaktan başka çözüm olmadığını belirtti. Mustafa Kemal’ in Amasya’dan yayınladığı tamim, Saray tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Mustafa Kemal, İstanbul’ a geri çağrılmaktaydı. Görevden alındığına dair emir, 8Temmuz günü Erzurum’ a ulaştı. O gece arkadaşlarıyla birlikte bir durum değerlendirmesi yapan Mustafa Kemal, görevinden istifa ederek, bütün rütbelerinden feragat ettiğini bir telgrafla İstanbul’ a bildirdi. Mustafa Kemal’ in bu jestinden sonra 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ordusu ile birlikte, onun emrinde olduğunu bildirdi. Onu, 20.Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ve diğer Kolordu ve birlik komutanları izledi. İstifasının hemen ardından Cemiyet Başkanlığı’na, Hüseyin Rauf Bey de İkinci Başkanlığa Mustafa Kemal Paşa getirildiler. Bundan sonra, Milli Mücadelenin en önemli dönüm noktalarından biri olan Erzurum Kongresi’nin toplanması için çalışmalara başlandı. Bu amaçla, çevre illerden delegelerin Kongreye iştiraki istendi.
Erzurum Kongresi, 23 Temmuz [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1919’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1919’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da Erzurum, Sivas, Bitlis, Van ve Trabzon illerinden gelen 56 delegenin iştiraki ile toplandı. Kongreye katılan delegeler şunlardı:
<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER] [COLOR=#NaNNaNNaN]ERZURUM VİLAYETİ DELEGELERİ<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN] Merkez
Mustafa Kemal Paşa Hüseyin Rauf (Orbay) Bey Hoca Raif Efendi
Hınıs: Celal Bey İspir: Cemal Bey Bayburt: Zahit Efendi ve Tevfik Bey Narman: Sait Bey Pasinler: Cevat Dursunoğlu (Cemiyet Katibi) ve Battal Bey Tortum: Kazım Bey Yusufeli: Ahmet Bey Kiğı: Sait ve Kahraman Beyler Tercan: Ahmet Bey Doğubayazıt: Hüseyin Avni (Ulaş) Bey Diyadin: İsmail ve Mustafa Beyler Karaköse: Necati Bey (Albayrak Gazetesi sahibi) Erzincan: Hacı Fevzi Efendi Kuruçay: Müftü Şefik Efendi Refahiye: Kemal Efendi Pülümür: Abbas Efendi Bitlis Vilayeti Delegeleri Bitlis: Süleyman Bey (Emekli Binbaşı) Siirt: Hafız Cemil Efendi ve Müftü Naibi Hacı Hafız Bey <o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER][COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Kolordu karargâhının Erzurum’ a taşınmış olması, Erzurum ve yakın çevresini tamamen Ermeni çetecilerinin tehditlerinden kurtardı. Ancak, Mondros Mütarekesinden sonra Osmanlı ordusu Kars, Ardahan ve Batum’dan çekildi ve bu bölgeleri İngilizler işgal etti. Bu yörelerdeki Osmanlı ordusunun dağılmasından sonra, Kars’ ta bir Milli Şura hükümeti kuruldu ve havalide emniyet, huzur ve sükûnu temin etme görevini üstlendi. Fakat Kars’taki Milli Şura yönetimine, bölgeyi işgal eden İngilizlerce 20 Nisan 1920’de son verildi. İngilizlerin bu hareketi, yörede bulunan Ermenileri cüretlendirdi. Müslüman halka baskı ve zulüm yapan Ermeniler, Sarıkamış, Kağızman ve Ardahan’ ı da İngilizlerden devralarak, bölgedeki etkinlik sağladılar. Benzer şekilde, Temmuz 1920’de İngilizler Oltu’ da kurulmuş olan Oltu Şurasına da, yörenin Ermenilere bırakıldığını ileri sürerek son vermek istediler. Yörenin Ermeni çetecilerinin yönetimine terk edilmesi isteği, Oltu Şurası tarafından reddedildi. Ermeniler, bu yöredeki katliamlarını da sürdürdüler. Aynı tarihlerde, Artvin Gürcülerin, Ardunç ve savaşta da İngilizlerin işgali altındaydı.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER] [COLOR=#NaNNaNNaN]CUMHURİYET DÖNEMİNDEN GÜNÜMÜZE ERZURUM<o:p></o:p>[/COLOR][/CENTER ALIGN] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN]
Nafi Atuf Kansu, Nafız Dumlu, Asım Vasfi, Ahmet Fikri Tüzer, Aziz Akyürek, Necip Asım Yazıksız, Tahsin Uzer, 1 Kasım [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1927’">[COLOR=#NaNNaNNaN] 1927’[/COLOR]</st1:metricconverter> [COLOR=#NaNNaNNaN] de III. Dönem milletvekilliğine seçildiler. 4 Mayıs [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1931’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1931’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Asım Vasfi, Ahmet Fikri Tüzer, Nafi Atıf Kansu, Aziz Akyürek, Nafiz Dumlu, Hakkı Şinasi Erel ve Necip Asım Yazıksız IV. Dönem milletvekilliğine seçildiler.
1 Mart 1935’de Nafi Atıf Kansu, Tahsin Uzer, Aziz Akyürek, Nafiz Dumlu, Necip Asım Yazıksız, Saim Ali Dilemre, Pertev Demirhan, Fuat Sirmen, Zeki Soydemir, Şükrü Koçak ve Nakiye Elgün V.Dönem milletvekilliğine seçildiler.
3 Nisan [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1939’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1939’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da Aziz Akyürek, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç,Salim Altuğ, Nafiz Dumlu, Pertev Demirhan, Zeki Soydemir.Şükrü Koçak, Nakiye Elgün VI.Dönem milletvekilliğine seçildiler.
8 Mart [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1943’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1943’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Aziz Akyürek, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç, Saltum Altuğ, Nafiz Dumlu, Pertev Demirhan, Zeki Soydemir, Şükrü Koçak, Nakiye Elgün VII.Dönem milletvekilliğine bir kez daha seçildiler.
Ağustos [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1946’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1946’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da Cevad Dursunoğlu, Kemalettin Kamu, Münir Hüsrev Göle, Raif Dinç, Şükrü Koçak, Eyüp Sabri Akgül, Mesut Çan Kaya, Vehbi Kocagüney, Şakir İbrahim Hakkıoğlu, VIII. Dönem milletvekilliğine seçildiler.
14 Mayıs 1950’de 175.124 kayıtlı seçmenin % 86,3’ünün oy kullandığı milletvekili genel seçimlerinde Said Başak, Rıfkı Salim Burçak, Fehmi Çobanoğlu, Bahadır Dülger, Sabri Erduman, Enver Karan, Emrullah Nutku, Rıza Topçuoğlu, Memiş Yazıcı ve Mustafa Zeren milletvekilliğine seçildiler.
2 Mayıs 1954’de yapılan milletvekili genel seçimlerinde 188.956 kayıtlı seçmenin % 89,3’ü oy kullandı Rıfkı Salim Burçak, Bahadır Dülger, Sabri Erduman, Rıfkı Topçuoğlu, İshak Avni Akdağ, Zeki Çavuşoğlu, Şevki Erker, Abdulkadir Eryurt, Hamit Şevket İnce, Hasan Numanoğlu, Cemal Önder ve Esat Tuncel milletvekilliğine seçildiler.
27 Ekim 1957’de yapılan milletvekili genel seçimlerinde 208.352 kayıtlı seçmenden % 77,4’ü oy kullandı. Seçimlerde Rıfkı Salim Burçak, Sabri Erduman, Rıza Topçuoğlu, Mustafa Zeren, Şevki Erker, Abdulkadir Eryurt, Hasan Numanoğlu,Osman Alihocagil, Mehmet Eyüboğlu,Melik Fırat, Said Kantarel, Münip Özer ve Fethullah Taşkesenlioğlu milletvekilliğine seçildiler.
Kasım 1958’de Erzurum Atatürk Üniversitesi kuruldu.
28 Aralık 1960’da Cevad Dursunoğlu Kurucu Meclise seçildi.
15 Ekim [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1961’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1961’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de 242.181 kayıtlı seçmenin % 75,9’u oy kullandığı milletvekili seçimleri yapıldı. Bu seçimde Cevad Dursunoğlu, Ertuğrul Akça Turhan Bilgin Nihat Diler, Gıyasettin Karaca, Şerafettin Konuray Cevad Önder, Tahsin Telli ve Adnan Şenyurt milletvekilliğine kayıtlı seçmenlerin % 80’inin oy kullandığı Cumhuriyet senatosu seçimlerinde Nurettin Aynuksa, Nihat Pasinli ve Rahmi Sanalan senatörlüğe seçildiler.
7 Kasım [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1961’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1961’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] de Erzurum Eğitim Enstitüsü açıldı.
7 Haziran 1964’de yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde Sakıp Hatunoğlu, Edip Somunoğlu ve Osman Alihocagil senatörlüğe seçildiler.
10 Ekim 1965’te yapılan milletvekili genel seçimlerinde 255.787 kayıtlı seçmenin % 70,7’si oy kullandı. Turhan Bilgin, Gıyasettin Karaca Nihat Diler, Cevat Önder, Adnan Şenyurt, Necati Güven, Nihat Pasinli İ.Hakkı Yıldırım ve Ahmet Mustafaoğlu milletvekilliğine seçildiler.
12 Ekim 1969’da 273.195 kayıtlı seçmenin % 66’sının oy kullandığı milletvekili genel seçimlerinde Turhan Bilgin, Gıyasettin Karaca Cevat Önder, Rasim Cinisli, Rıfkı Danışman, Sabahattin Aras, Selçuk Erverdi Naci Gacıroğlu, Fetullah Taşkesenlioğlu milletvekilliğine seçildiler.
14 Ekim 1973 milletvekili genel seçimlerinde 296.137 kayıtlı seçmenden % [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="67,9’">[COLOR=#NaNNaNNaN]67,9’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] u oy kullandı. Seçimler sonucunda İ.Hakkı Yıldırım, Gıyasettin Karaca, Rıfkı Danışman, Selçuk Erverdi, Rasim Cinisli, Korkut Özal Yahya Akdağ, Zekai Yaylalı ve Fuat Fırat milletvekilliğine seçildiler. Kayıtlı seçmenin % 67,6’sının oy kullandığı Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde Sakıp Hatunoğlu, Hilmi Nalbantoğlu, Lütfi Doğan senatör seçildiler.
Haziran 1977 milletvekili genel seçimlerinde 325.100 kayıtlı seçmenin % 80’i oy kullandı. Rıfkı Danışman, Gıyasettin Karaca, İ.Hakkı Yıldırım, Osman Demirci, Selçuk Erverdi, Çetin Bozkurt, Korkut Özal ve Nevzat Köseoğlu milletvekilliğine seçildiler.
14 Ekim [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="1979’">[COLOR=#NaNNaNNaN]1979’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] da yapılan Cumhuriyet Senatosu seçimlerinde 277.284 kayıtlı seçmenin % [/COLOR]<st1:metricconverter ProductID="80.7’">[COLOR=#NaNNaNNaN]80.7’[/COLOR]</st1:metricconverter>[COLOR=#NaNNaNNaN] si oy kullandı. Selahattin Deniz, Naci Gacıroğlu ve Lütfü Doğan senatörlüğe seçildiler.
15 Ekim 1981’de Utkan Kocatürk ve Abdülkadir Erener, Erzurum’u temsilen Danışma Meclisi üyeliğine seçildiler.
1983 Genel seçimlerinde Togay Gemalmaz, Sebahattin Aras, Rıfkı Yaylalı, Sabahattin Eryurt, İlhan Aras, Ebubekir Akay ve Hilmi Nalbantoğlu milletvekilliğine seçildiler.
1991 genel seçimlerinde, İsmail Köse, Melik Fırat, Lütfi Esengün, Rıza Müftüoğlu, Oktay Öztürk, Şinasi Yavuz, Abdulillah Fırat milletvekilliğine seçildiler.
1995 genel seçimlerinde, İsmail Köse, Zeki Ertugay, Necati Güllülü, Lütfi Esengün, Şinasi Yavuz, Abdulillah Fırat, Aslan Polat, Ömer Özyılmaz milletvekilliğine seçildiler.
2002 genel seçimlerinde, İbrahim ÖZDOĞAN, Mücahit DALOĞLU, Mustafa ILICALI, Mustafa Nuri AKBULUT, Ömer ÖZYILMAZ, Recep AKDAĞ milletvekilliğine seçildiler.
<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] <o:p> </o:p><o:p> </o:p><o:p> </o:p><o:p> </o:p><o:p> </o:p> [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] ERZURUM'DAKİ TARİHİ ESERLER<o:p></o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [JUSTIFY] Erzurum Kalesi<o:p></o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] Şehrin ortasında kalan Erzurum kalesinin ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.Kalenin varlığın milattan öncesine dayanmaktadır.yapılışından sonraki devirlerde Urartu,Roma,Bizans ve Sasanilerin hakimiyeti altında kalan kale,11.yy.dan itibaren Türklerin hakimiyeti altına girmiştir.Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Erzurumla birlikte Kaleden de söz etmekte ve iki katlı sur duvarlarıyla çevriliş olduğunu ,içindede toprak damlı 1700 adet ev olduğunu belirtmektedir.<o:p></o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] İç kale<o:p></o:p>[CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [JUSTIFY] İç Kale'nin bu günkü girişi ikinci bir kapıdan sağlanmaktadır.Kale kapısının açıldığı avlu kısmen harap olmuştur.Bu bölümde eskiden hamam ,arabalar,savunma odaları bulunmaktaydı.<o:p></o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY]<v:shape id=_x0000_i1026 style="WIDTH: 225pt; HEIGHT: 168.75pt" alt="" type="#_x0000_t75"><v:imagedata o:href=" Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" src="file:///C:\DOCUME~1\HAKAN\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_image004.jpg"></v:imagedata></v:shape>[/JUSTIFY] [JUSTIFY]<o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY]<o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY]<o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY]<o:p> </o:p>[/JUSTIFY] Kale Mescidi<o:p></o:p>[CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [CENTER ALIGN=CENTER] <o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [JUSTIFY] İç Kale'de bulunan mescit ,12yy.da Saltuklular tarafından yapılmıştır.Evliya Çelebi,seyahati sırsında (1610) bu mescitte cemaat bulunmadığını yazmaktadır.<o:p></o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] Saat Kulesi(Tepsi Minare)<o:p></o:p><o:p> </o:p>[JUSTIFY] Saat Kulesi ve kesik kule adlarıyla da anılan Tepsi Minare,Erzurum'a hakim konumundaki iç kalenin güney batı köşesinden yükselir.<o:p></o:p>[/JUSTIFY] <o:p> </o:p><o:p> </o:p><o:p> </o:p><o:p> </o:p><o:p> </o:p><o:p> </o:p><v:shape id=_x0000_i1027 style="WIDTH: 112.5pt; HEIGHT: 148.5pt" alt="" type="#_x0000_t75"><v:imagedata o:href=" Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap" src="file:///C:\DOCUME~1\HAKAN\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_image005.jpg"></v:imagedata></v:shape> <o:p></o:p><o:p> </o:p><o:p> </o:p>[JUSTIFY] Kısmen tahrip olmuş kitabesine göre,Saltuklu hükümdarı Emir Muzaffer Gazi tarafından yapılmıştır.12.yy. ortalarından kaldığı sanılmaktadır.16.yy.ın başlarında üst kısmı yıkılan minareye önce 1843,ardından da 1881 yıllarında saat yerleştirilmiş ve saat kulesi haline getirilmiştir.Halk arasında yaygın olarak Saat Kulesi kullanılmaktadır.Minare aynı zamanda gözetleme kulesi olarak ta kullanılmıştır.<o:p></o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [SIZE=13.5pt]Çifte Minareli Medrese<o:p></o:p>[/SIZE][SIZE=13.5pt]<o:p> </o:p>[/SIZE][CENTER ALIGN=CENTER]<o:p> </o:p>[/CENTER ALIGN] [JUSTIFY] [COLOR=#NaNNaNNaN]Erzurum'un sembolü haline gelen Çifte Minareli Medrese'nin kitabesi olmadığından ,gerçek adı ile ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubad'ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı Hanedanı'ndan Padişah hatun tarafında yapılabileceği düşüncesiyle Hatuniye Medresesi diye adlandırılmaktadır.genel olarak 12.yy sonlarına doğru yaptırıldığı kabul edilmektedir.Sultan 4.Murat tarafından bir süre tophane olarak kullanılan daha sonra kışla olarak kullanılmıştır.[/COLOR]<o:p></o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] [COLOR=#NaNNaNNaN]Tebrizakapı'daki medrese açık avlu medreselerinin Anadolu'daki en büyük örneğini teşkil etmektedir.Tüm mimari ihtişamına rağmen,süslemeleri yarım kalmıştır.Buna rağmen duvarlarındaki taş oymaları göz kamaştırmaktadır[/COLOR][COLOR=#NaNNaNNaN].[/COLOR] [/SIZE][/JUSTIFY] [JUSTIFY]<o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY]<o:p> </o:p>[/JUSTIFY] <o:p> </o:p>[JUSTIFY] Yakutiye Medresesi<o:p></o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY] <o:p> </o:p>[/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] Cumhuriyet caddesi üzerinde bulunan medrese ,taç kapısında bulunan kitabesine göre İlhanlı hükümdarı sultan Olcayto zamanında Gazan han ve Bolugan hatun adına,Cemaleddin Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmıştır.17.yy dan sonra askeri amaçlarla kullanılan medresenin çevresi geçtiğimiz yıllarda temizlenmiş ve ağaçlandırılmıştır.Medrese, bugün İslam eserleri müzesi olarak kullanılmakta ve meraklıları tarafından ilgiyle gezilmektedir.Binanın taş oymalarındaki ustalık,inceleyen herkesi şaşkına çevirmektedir.<o:p></o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNaN] <o:p> </o:p>[/COLOR][/JUSTIFY] [JUSTIFY][COLOR=#NaNNaNNa
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
alakarthakan Nickli Üyemize Teşekkür Eden Kullanıcı:
|
candadaş
( 24 Nisan 2010, 03:29:10) |
|
CiMeN_GoSLu77

Süper Uye



Üye No : 215
Yaş : 27
Cinsiyet : 
Nerden : erzurum
Konu  : 41
Mesaj : 1483
11 Mesajına Toplam 13 Kere Teşekkür Edildi
3 Mesajına Toplam 3 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 7 
Karma Sayısı: 7

|
 |
« Yanıtla #1 : 25 Ekim 2007, 11:11:33 » |
|
paylaşım için sağol kardeş
|
|
|
|
|
Logged
|
Erzurum Garında Banklar Üstünde Susuzluktan Ağlayan Bir Güvercin İçime Vuruyor Kanatlarını... Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 27 Ekim 2007, 14:21:29 » |
|
bu ne biçim paylaşım la hakan...
|
|
|
|
|
Logged
|
Bir Erzurum diyarında sabahlıyorum ve bir ses duyuyorum gürcükapıdan. Ağlıyor pelit meydanı, bomboş kalmış havuz başı. Köşküm hicran dolu, yoncalık boynu bükük, gönlüm ahuzar, nerdesin ey yar sana ihtiyacım var!!!
|
|
|
|
CiMeN_GoSLu77

Süper Uye



Üye No : 215
Yaş : 27
Cinsiyet : 
Nerden : erzurum
Konu  : 41
Mesaj : 1483
11 Mesajına Toplam 13 Kere Teşekkür Edildi
3 Mesajına Toplam 3 Kere Karma Verildi
Karma Sayısı: 7 
Karma Sayısı: 7

|
 |
« Yanıtla #3 : 29 Ekim 2007, 14:36:44 » |
|
 :D
|
|
|
|
|
Logged
|
Erzurum Garında Banklar Üstünde Susuzluktan Ağlayan Bir Güvercin İçime Vuruyor Kanatlarını... Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 29 Ekim 2007, 14:42:41 » |
|
hakan kardeş mesajını düzenle öyle burya at olurmu?bu şekilde eklenen mesajlar düzenlenmezse siliniyor.haberin olsun.tamam?
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap<img border="0" src="[url]http://kayit.antoloji.com/images/siirlerim7.gif " width="223" height="58" alt="Şiirlerimi okumak için tıklayın.">[/url]
|
|
|
| |
Yükleniyor...
| | | | |