Türkiye'deyaşamın yükünün çoğu kadınların omuzlarında.Kadınlar evde ev işleri ve çocuk bakımına ayırdıkları zaman 5saat 17 dakika iken eynı aktiveye erkekler 51 dakika zaman ayırıyor.
Muğla Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr.Saniye Dedeoğlu, Türkiye'de yaşamın yükününçoğunun kadınların omuzlarında olduğunu belirterek, ''Kadınlargünde ortalama

saat 17 dakikayı ev işleri ve çocukbakımına ayırıyor, erkeklerin bu aktiviteler için ayırdığı zaman51 dakika'' dedi.
Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler FakültesiÖğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Saniye Dedeoğlu, AAmuhabirine yaptığı açıklamada, TÜİK'in 2006 yılında yaptığızaman kullanım istatistiklerine göre Türkiye'de yaşayankadınların günde ortalama

saat 17 dakika ev işleri veçocuk bakımı için harcadığını söyledi.
Dedeoğlu, şöyle devam etti:''Erkeklerin bu aktiviteler için ayırdığı zaman sadece 51dakika. Herhangi bir işte çalışan erkekler ekonomik aktiviteiçin 6 saat 8 dakika çalışıyor, çalışan kadınlarise ancak 4 saat 19 dakika harcıyor. Yani çalışsalar bilekadınlar işte erkeklerden daha az zaman harcıyorlar. Erkekler ise evişlerine çok az zaman ayırarak aslında ev işleri ve çocukbakımının kadın işi olduğunu gösteriyorlar.''
Kadınların ev içinde var olan bu ağır yüklerinihafifletecek ve onları istihdama itecek kurumsal çocuk ve yaşlıbakımı hizmetlerinden yoksun olduğunu öne süren Dedeoğlu,şunları kaydetti:
''Türkiye'de devlet tarafından sağlanan kurumsal bakım hizmetikesinlikle yetersizdir. Devlet de bu tür hizmetlerin kadınlartarafından karşılanmasını beklemekte ve ataerkil aile vurgusuylaperçinlenen bu durum Türkiye'de çocuk bakımınıbütünüyle kadınların yüklenmesi sonucunudoğurmaktadır. Çocuklar için yuva ve kreş sayısı azolduğu için 'anaokulu, ana sınıfı' gibi olanaklardan yararlanançocukların sayısı da çok düşük düzeydedir.
Okul öncesi çocukların eğitimine ilişkin çalışmalarçok sınırlı olmakla beraber Türkiye genelinde okulöncesi eğitimde olan çocukların ancak yüzde 16'sıanaokulları ve ana sınıflarından yararlanmaktadır. Bu eğitiminyüzde 90'dan fazlası kamu kurumları tarafından verilirken ancakyüzde 7'lik oran özel kreşler tarafından sağlanmaktadır.Milli Eğitim Bakanlığı bu eğitimi sağlayan temel kuruluştur veanaokulları ve ana sınıfları ile 4-6 yaş grubu çocuklara hizmetvermektedir. Yani okul öncesi eğitim alan yüzde 16 oranındaçocuğun çoğu 3 yaşın üzerindedir ve 3 yaş altıçocukların bakım hizmetlerine ilişkin veri bulunmadığından bualanda büyük boşluk vardır. Fakat bu yaş grubunda okullaşmaoranının çok daha düşük olduğunu söyleyebiliriz.''
Saniye Dedeoğlu, çocuk bakımına ilişkin olarak kurumsalhizmetlerin eksikliği ve iş yerlerinde kreş ve emzirme odalarıolanaklarının yetersizliğinin aslında çalışan kadınların buhizmetleri piyasadan almasının yolunu açtığına işaret ederek,''Fakat bu durum düşük ücretli işlerde çalışacakkadınlar için caydırıcı neden olmakta, kadınların ancakküçük bir oranı bütün gün bakıcıhizmeti satın alma imkanı sağlayacak iyi ücret ödeyen vegüvenceli işlerde çalışmaktadır'' dedi.
YAŞLILARIN BAKIMI KADINLARIN OMUZLARINDATürkiye'de yaşayan kadınların yaşlıların bakımı konusunda daönemli roller üstlendiğini anımsatan Dedeoğlu, maliyetlerinyükselmesi, devletin kurumsal ve maddi destek vermemesinin deyaşlı bakımını kadınların omuzlarına yüklediğini ifade etti.
Dedeoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:''Hasta ve bakıma muhtaç yaşlıların yetişkin çocuklarınınyanına taşınması Türkiye'de genel eğilimdir. HacettepeÜniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsünün2003'te yaptığı nüfus ve sağlık araştırması, her 10 yaşlıdan7'sinin çocuklarıyla aynı evde, binada, sokakta veya mahalledeoturduklarını göstermektedir. Türkiye'de yaşlı ve hastabakımına yönelik kamu kurumları ihtiyacı karşılamaktan çokuzaktır, bu çerçevedeki yasal düzenlemeleryetersizdir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna ait 8bin 214 kişilik kapasiteye sahip 82 huzurevi var. Büyükşehirlerde özel bakım kurumları da bulunmakla birlikte yaşlılarınçoğunun fiyatların yüksek olduğu özel bakımkurumlarında bakım görmesi olanaksızdır.''
Dedeoğlu, ev içinde kadınlara yüklenen görevlerinaslında devlet tarafından da kadın işi olarakgörüldüğünü belirterek, şöyle konuştu:
''İş gücü piyasasına girme olanağına erişebilen kadınlarınbüyük bölümü düşük ücretli veyükselme olanaklarından yoksun işlerde istihdam edilmekte,erkeklerin yaptıkları işlerle eş değer işler yaptıkları durumlarda bileeşit ücret almaları mümkün olmamaktadır. Türkiye'dekentlerde kadın ve erkek ücret ortalamaları arasında yüzde 22fark söz konusudur. Yapılan çalışmalar, özelsektörde bu farkın yüzde 50'nin üzerineçıktığını, eğitim ve iş tecrübesi gibi faktörlersabitlendiğinde bile kadınlar ile erkekler arasında ücreteşitsizlikleri olduğunu ortaya koymaktadır.''
İSTATİSTİKLER VE ÖNERİLEREv kadınları ve sigortasız çalışan ve çalıştırılankadınların sosyal güvenlik açısından ancak eşlerine vebabalarına bağımlı olarak sosyal güvenliğe giriş hakkı eldeedebildiğini hatırlatan Dedeoğlu, şunları kaydetti:
''Kadınların sosyal güvenlik mekanizmasından dışlanmasının birdiğer göstergesi ise toplam emekliler içindeki payınındüşüklüğüdür. Geçen yıl emekli olan 3milyon 622 bin kişinin sadece yüzde 21'i kadındır. İstatistikibilgilerle ortaya konulan kadınlara ilişkin resmin değiştirilmesiiçin öncelikle kadınların istihdamını artırmaya vekadınların ev içi emeklerinin toplum tarafından kabulgörmesini sağlayacak mekanizma ve politikalara ihtiyaçvardır. Çocuk bakımı alanında devlet, işveren ve ebeveynüçlüsü arasında daha eşitlikçi paylaşımsağlanması gerekmektedir.''