Onyedinci yuzyıl divan edebiyatı sairlerinden olan Nef’i, Turk edebiyatıda
kasideciliğ ve hicivciliğ ile tanımıtı. Kaynaklarda “Omer Bey, Nef’i Omer Efendi”
seklinde adıgecen sairin muhrunde su beyit kayılıı:
Muhteri’u’t-tarz u beligu’l-eser
Kasif-i esrar-ıĐahi Omer
Nef’i, Erzurum’un Pasinler (Hasankale ) ilcesinde doğustur. Doğm tarihi tam
olarak bilinmiyor. Tarihci Ali,
Mecma’u’l-Bahreyn ( yazılısı 100/1591) adlı eserinde Nef’i’yi“ genc ve zeki ” bir sair olarak takdim eder. Sairin:
Baha tahmin eder bir kimse yok erbab-ıma’anide
Otuz yıdı felek ‘ıd-ıdur-i nazmı mezad uzre
seklindeki ifadesi de doğm tarihinin tahminini kolaylastımaktadı. Bu ayrıtıardan yola
cıarak sairin yaklası 980/1572 yılarıda doğuğ tahmin edilmektedir.
Nef’i’nin hayatı kisiliğ ve ailesi hakkıda bilinenler oldukca sıılıı. Prof. Dr.
Abdulkadir Karahan’ı, Ali tarafıdan yazıan
Mecmua’u’l-Bahreyn adlı eseri ilim aleminetanıtmasıyla, sairin hayatını gizleyen sır perdelerinden bazıları kalkmıstır. Nef’i’nin soyu,
Anadolu beyliklerinin birbirleriyle olan mucadelelerini bizzat yasamı bir beyliğ dayanı.
Sair, Pasinler Sancakbeyi Mirza Ali’nin torunu, Mııgerd ( Sarıamı) Sancakbeyi Mehmed
Bey’in oğudur. Soyunun Dulkadiroğlları Cağtay veya Timurlulara tabi Cağtay Turklerine
dayandığıtartımasıdaha genis arsiv taramasıa ihtiyac gostermektedir.
Nef’i, tahsil hayatıa Pasinler’de baslamı Erzurum’da devam etmistir. Đi derecede
Farsca bilen sairin nası bir oğenim gorduğ bilinmiyor. Siirle ilk yakılığııbabasıMehmet
Bey aracıığıla sağar. Eğtiminde etkili olan kisiler bilinmemekle birlikte, siire genc yasta
basladığıacıtı.1585- 1588 yılarıda Defterdarlı goreviyle Erzurum’da bulunan Ali’nin
Nef’i’nin eğtiminde buyuk rolu vardı. Sairin Ali’ye olan yakılığıve Osmanlıeğtim sistemi
dikkate alıacak olursa Nef’i’nin siir sanatıve edebi bilgilerle birlikte Farsca ve Fars kulturu
ile yakılığıAli aracıığıla sağanmıtı, denilebilir.
Nef’i ‘nin siirlerinde Đan edebiyatıve Đan sairlerinin etkisi acıtı. Sair, Đan
edebiyatıı tanımı sairlerini takip etmistir. Olgunluk doneminde ”Anadolu’da siir ustadıbenim ” iddiasıla Đan sairleriyle yarıı. Fars diliyle yazdığıdivanıonun ust seviyede bir
oğenim gorduğnu belgeler.
Nef’i, butun hayatıı ust kademelerde bulunmaya tenezzul etmeyen bir devlet
memuru konumunda gecirir. Devlet kapııda ilk gorevi, Divan-ıHumayun’da Maden
Mukata’acıığı’dı. Mukata’a katipliğ; kıa bir sure surgune gonderildiğ Edirne’de Muradiye
Mutevelliliğ ve Đtanbul’da Cizye Muhasebeciliğ gorevinde bulunmustur.
[/FONT]
Genclik doneminde tasrada yasadığızorluklardan bunalan Nef’i, Đtanbul’da bu zorluklardankımen kurtulur. Sadrazam tarafıdan Sultan Ahmed’e tanııdıtan sonra sair, sunduğ
kasideleriyle kıa zamanda kendini tanıı. Sultan Ahmed’in iltifatııkazanarak onun
yakııda bulunan sairler arasıa girer.
Hayatıboyunca dort ayrıpadisahı saltanatıa sahid olan Nef’i, bu padisahlardan
ucunun sair olusu dolayııla gerekli ilgiyi gormustur. Sultanlarla birlikte, devrin ileri
gelenleriyle bağantıkurmus, sunduğ kasideler ve siir sanatıdaki basarııile devlet
erkanıı takdirini kazanmıtı. Sunduğ kasideleri aracıığıile aldığıcaizler de azısanacak
niteliktedir. Nef’i’ye verilen caizlerin cokluğ ve sanatıa verilen değr, donemin
rivayetlerine konu olur. Sair, tasra kultur cevresinden geldiğ halde Đtanbul’un sanat
cevresinde kıa surede tanıı ve bu cevreyle sııiliskiler kurar.
Siir sanatıda sağadığıustun basarıa rağen Nef’i, istikrarsı kisiliğ nedeniyle
cevresiyle kurduğ bağarısurekli tutamamıtı. O, cevriyle surekli barıı olamayan bir
insandı. Yakı cevresindeki dostlarıısı sı hicveder, baskalarıı sahsiyetlerini rencide
edecek derecede sovguye varan satasmalarda bulunur. Devlet adamlarıı onurunu hice sayar.
Bu olumsuz, asııtavılarıı yanısıa devlet erkanıı ilgisini kazanmı olmasıve sohreti
kıkanclılara zemin hazılayacak sairin zaman zaman caresizliklerin pencesine dusmesine
neden olur. Bu hıcı kisiliğ ve davranıları ozellikle sıı tanıayan yergileri nedeniyle
sadrazam, vezir ve diğr devlet adamlarıı ofkesine hedef olmustur.
Nef’i sanatıı ve sohretinin zirvesinde Sultan Murad doneminde ulasmıtı. Kendi
gibi sert yaratıılıSultanla iyi bir diyalog kurmus, sultanı sevgi ve iltifatııkazanmıtı.
Siirlerini zevkle dinleyerek onu ihsanlarıla yucelten Sultan Murad, saire verdiğ değri,
siirine konu edinmekten kacımaz:
Biz kelam nakiliyiz nerde o sahib-guftar
Ona teslim edelim emrine munkad olalı
“emrine munkad” olunan sair, Nef’i’dir. Boylesine takdir gormus bir sairin nası bir hata
isleyip de aynıkisinin gazabıa uğadığıpek bilinmez. Bu bilinmezlik değsik rivayetleri
besler.
Gerek rivayetlerden, gerekse manzumelerindeki ipuclarıdan anlasıan o ki, sair sert
ve hıcı yaratıııı sonucu bircok yerde zor durumda kalmı, gozden dusmustur. Sıısı
satasmalarısonucu iliskileri kesintiye uğamı, bulunduğ gorevden uzaklastıımıtı.
Nef’i’nin gorevden azledisi Naima Tarihi’nde de yer almıtı. Naima’ya gore, Sultan Murad
sarayda sairin Siham-ıKaza adlıeserini okurken taht yakııa yıdıı dusmesini uğrsuzluk
olarak değrlendirmis ve Nef’i’ye hicvi yasaklayı gorevinden azletmistir. Sair, hayatıı son
yılarıısurgune gonderildiğ Edirne’de gecirmistir.1043/1634‘te Sultan Murad’ı Edirne’ye
gelisi uzerine;
Merhaba ey padisah-ıadil u ali-nijad
Oldıtesrifinle sehr-i Edrine resk-i bilad
Matlalıkasidesini yazmı ve Sultan Murad’a sunmustur. Sair sultanı himmetinden uzakta
kaldığıı sııtıarıdan kurtulacağııumid ettiğni bildirerek affedilmesini ister. Sultan
Murad’ı iltifatııyeniden kazanan sair bir sure Muradiye mutevelliğnden sonra Đtanbul’a
doner ve Harac Muhasebeciliğ gorevine getirilir.
Zaman zaman gorevden uzaklastıma, surgun sairi uslandımaz. Yine cevresine
satasmaları hıcılığı yergilerle devam eder.
Devrinin alimleri, ileri gelenleri, sanatkarlar adeta onun olumunu bekler olmuslardı.Beklenen son, Sulatan Murad’ı olum emriyle gerceklesir. Olumunu hazılayan ası sebep
kesin olarak bilinmemekle birlikte kaynaklar, yasaklandığıhalde yergiye devam etmesinin
oldurulme sebebini olusturduğnda birlesirler. Sairin olum fermanı Bayram Pasa tarafıdan,
Boynueği Mehmed Ağ’ya teslim edilerek, saray odunluğnda boğurulup cesedinin denize
atımasıla yerine getirilmistir. Nef’i olumune neden olan olayla ilgili değsik rivayetler
vardı.
Nef’i’nin olum tarihine dusurulen tarihler 1040 ve 1046 arasıda farklıılar gosterir.
Nef’i’nin, olduruldukten sonra cesedinin denize atıdığıveya saray zindanlarıda kaldığırivayetlerine karsıı, Bab-ıAli’nin Sirkeci tarafıdaki bahcede “ Soğk cesme yakııdaki
dı kapıa” bir calıı icinde yazıı iki tası ona ait olduğ dusuncesi kabul gormemistir.