|
|
 |
« : 18 Şubat 2010, 10:09:43 » |
|

Van Hak ve Özgürlükler Platformu üyeleri, Cihaner'in tutuklanması sonrasında HSYK'nın aldığı karar tepki gösterdi. Belediye İş Merkezi'ndeki Mazlum-Der Van Şubesinde bir araya gelen grup adına basın açıklamasını okuyan Mazlum-Der Van Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Fuat Değer, HSYK'nın aldığı kararın ideolojik olduğunu savundu. Kararın siyasi nitelik taşıdığını iddia eden Değer, şöyle dedi: ''Nasıl ki tabipler hastalandığında onları başka tabipler tedavi ediyor ve bu durum ne kadar normal görülüyorsa, yargı mensupları da hukuk dışına çıktığında bunları yargı mensupları yargılamalı ve bu durum da normal karşılanmalıdır. Bu nedenle HSYK'nın aldığı kararı kınıyoruz.'' -BOĞAZİÇİ AVUKATLAR DERNEĞİ BAŞKANI ÇALIŞIR: TALİHSİZ BİR KARAR Boğaziçi Avukatlar Derneği Başkanı Bilal Çalışır, ''HSYK'nın, Erzurum özel yetkili savcılarıyla ilgili kararının hiçbir elle tutulur delile dayanmadığını'' savundu. Çalışır, yaptığı yazılı açıklamada, ''HSYK'nın, Erzurum özel yetkili savcıları hakkında verdiği kararla yargı üzerindeki gölgesinin boyutlarını net olarak ortaya koyduğunu, HSYK tarafından alınan bu kararın, yargının tepesinde, her an bir balyozun hazır ve nazır bekletildiğinin açık bir göstergesi olduğunu'' öne sürdü. Devam eden bir soruşturmada, soruşturmayı yürüten savcıların hakimlik teminatları hiçe sayılarak yetkilerinin kaldırılmasının hukukla, akılla ve vicdanla asla bağdaşmadığını savunan Çalışır, şöyle devam etti: ''Yargının siyasallaştırıldığı ve siyasi irade önünde diz çöktürülmeye çalışıldığı iddiasını her fırsatta dillendiren HSYK, bu kararı ile yargıyı HSYK önünde diz çöktürmüş ve siyasallaştırmıştır. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısının tutuklanmasına yönelik kararın bir mahkeme tarafından alındığı gerçeği hiçe sayılmış, adeta tutuklama kararı özel yetkili savcılar tarafından alınmışcasına savcılar kıyıma tabi tutulmuştur. Erzurum'daki bir soruşturmanın hangi dosyası, hangi delili HSYK tarafından bu kadar kısa sürede irdelenmiş ve savcılarla alakalı bu kritik karar verilebilmiştir? HSYK, hiçbir elle tutulur delile dayanmaksızın bu talihsiz kararı almıştır. Adeta bağımsız yargı tarafından ortaya çıkarılmaya çalışılan gerçeklerin örtbas edilmesine yönelik karşı hamle yapmıştır. Alınan bu karar, bu ülkenin kaderine dinamit koymak isteyenlerin fitiline ateş tutmak manasına gelmektedir.'' HUKUK VE DEMOKRASİ PLATFORMU- Hukuk ve Demokrasi Platformu adına yapılan yazılı açıklamada da ''HSYK'nın, yargıya açık müdahale sayılacak ve yargının bağımsızlığını gölgeye düşüren kararının kaygıyla karşılandığı'' belirtildi. ''HSYK'nın bu kararının yargıya alenen müdahale olduğu'' savunulan açıklamada, şu görüşlere yer verildi: ''HSYK'nın bu kararı, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı hakkında soruşturmayı yürütecek yargı makamlarına da adeta gözdağı verme anlamı taşımaktadır. Maalesef demokrasi ve hukuk yara almıştır. HSYK'nın kararına gerekçe yaptığı görev ve yetki gasbı iddiası mesnetsizdir. Olayın gelişimine baktığımızda söz konusu kararın adeta yangından mal kaçırırcasına verildiği görülmektedir. Söz konusu karar hukuka uygun değildir. Verilen karar, yargı bağımsızlığına, hakimlik ve savcılık teminatına, bizzat bunu sağlamakla görevli HSYK tarafından vurulan bir darbedir.'' ANTALYA BAROSU: ''YAPILAN İŞLEM AÇIK BİR YETKİ GASBIDIR'' Antalya Barosu, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanmasını ''yetki gasbı'' olarak nitelendirdi. Antalya Barosundan yapılan yazılı açıklamada, Anayasa'nın 138 ve 140. maddeleri gereğince yargıç ve savcıların anayasal güvence altında olduğu belirtildi. Bu güvencenin yargıç ve savcılara verilmiş bir ayrıcalık olmadığının vurgulandığı açıklamada, bunun hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesinin gereği olduğuna işaret edildi. Yapılan işlemin Anayasa'nın 144'üncü, Hakimler ve Savcılar Yasası'nın 89'uncu, Ceza Yargılama Yasası'nın 250/3 maddeleriyle öngörülen yargıç güvencesine ''açıkça aykırı'' olduğunun savunulduğu açıklamada, yargıç ve savcıları görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı yargılama görevinin doğrudan Yargıtaya ait olduğuna işaret edildi. Baro açıklamasında şu görüşlere yer verildi: ''Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ile ilgili olarak Ceza Yargılaması Yasası 250/3 maddesi hükmüne göre, yargıç ve savcılar hakkında Ceza Yargılama Yasası'nın 250/1 maddesinde sayılan suçlardan dolayı herhangi bir savcının soruşturma yürütmesi veya özel yetkili ağır ceza mahkemesinin yargılama yapması yasal olmadığı gibi, hukuki de değildir. Yapılan işlem açık bir yetki gasbıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin en temel niteliği olan hukukun üstünlüğüne ve dolayısıyla yargı bağımsızlığına, yargıç güvencesine bu işlem ve eylemle ağır bir müdahale gerçekleşmiştir. Artık ülkemizde bugünden itibaren hiçbir yargıç, Cumhuriyet savcısı, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yargıç üyeleri güvencede değildir. Yargı bağımsızlığı ve hukuk devletinin var olmadığı bir yerde temel insan hak ve özgürlüklerinin de bulunmayacağı acı bir gerçektir.'' Açıklamada, Antalya Barosunun hukuk devleti ve yargının bağımsızlığı ilkelerinin arkasında durmaya devam edeceği kaydedildi. AA
|
|
|
|
|
Logged
|
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
can_gardasim

|
 |
« Yanıtla #1 : 18 Şubat 2010, 22:41:28 » |
|
bu başbakan ya kahraman olacak ,yada hain olarak asılacak.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 19 Şubat 2010, 00:00:10 » |
|
Cihaner cemaatlerle ilgili soruşturmaları yürütüyordu, İsmailağa cemaatiyle ilgili soruşturma bakanlara kadar uzamış, tam 16 ilde ortak bir operasyon başlatılacak ani bir tutuklama kararı ile iş bitiriliyor. Hükümet cemaatlere dokunulmasını istemiyor.
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| |
Yükleniyor...
| | |