gubbanolim_25

|
 |
« : 15 Kasım 2009, 18:09:29 » |
|

Kahve piştiği yerde Pişip taştığı yerde Güzel çirkin aranmaz Gönül düştüğü yerde
Mani mani mes meni Top zülüften as beni Ya kapıda kul eyle Ya bacada kes beni
Çekmeceden çektir oğlan Boyun gerçektir oğlan Senin bastığın yerler Elvan çiçektir oğlan
Zülüf kestim arama Dağı taşı arama Bana bir name gönder Fitil edim yarama
Ağ şalım kara şalım Dağlarda dolaşalım Sen yağmur ol ben bulut Göklerde buluşalım
Maniyi baştan söyle Kalemi kaştan söyle Karnımın açlığı var Ekmekten aştan söyle
Deryadan gemi geldi Gönlümün gamı geldi Ağla gözlerim ağla Ayrılık demi geldi.
Yüksektir bizim ayvan Mebalim senin boynan Benim gönlüm kıskançtır Kimseyi alma koynan
A benim bahdi yarim Gönülde tahdi yarim Yüzünde göz izi var Sene kim bahdi yarim
Bir ay doğar kenarsız Yar vefasız ben arsız Öyle bir ah çektim ki Ateşime yanasız
Yedi lüleli pınar Kuşlar hep ona konar Doya doya görmedim Yüreğim ona yanar
Mani maniyi açar Maniden düştük naçar Kırılacak parmaklar Yarsız yorgan açar
Maniden mesdim oğlan Küçükten dostum oğlan Duydum evlenmişsen Ben senden küstüm oğlan
Mani mani mendilden Çıra yaktım kandilden Ya ile bahse girdim Yar yanaktan ben dilden
Gittim arpa biçmeye Eğildim su içmeye Dediler yarin gelir Kanatlandım uçmaya
Elma attım üzüldi Kervan yola düzildi Canım çıksın nazlı yar Ağır topçi yazıldı
Öksüzem yüzüm gülmez Dertliyem kimse bilmez Göz göz olan yarayı Örterem kimse görmez
Ahşam arada galdi Fitil yarada galdi Gara gözli sevdüğüm Bülmem nerede galdi
AĞITLAR 1893 yılında Şekerli köyüne bir sünnet düğünü ve Hamdi Efendi denen bir eşrafın düğününe davet edilen Sümmani, bu düğünlerde herkesin gülüp söylediği, oynayıp eğlendiği bir zamanda evin birden bire içinde bulunanların ağırlığına dayanamayarak çökmesi sonucu evvelden gönlü yaralı olan Sümmani bu acı üzerinde daha çok üzülmüş, kendisini ALLAH korumuş ve bir şey olmamıştı. Hamdi Efendiye ait olan bu damın çökmesi birçok adamın ölümüne ve yaralanmasına sebep olmuştu. Sümmani bu hal karşısında şu ağıtı dizerek okumuş, ağlamış ve herkesi ağlatmıştır.
Kanunu evvelde vardım bir toya Cemaati bir meskene yetiştim. Davetçi dağıldı yoksula baya, Dem çekmeden bu mihmana yetiştim.
Otağ şereflendi, kuruldu divan, Dışarıda cemoldu nice nev civan, Elleşti, güreşti üç dört pehlivan, Aslan cengi bir meydana yetiştim.
Meydana cemoldu bay ile keda Vakit öğle idi, verildi sala, Herkes namazını eyledi eda, Emr-i Haktan o fermana yetiştim.
O divanda eda ettik namazı, El kaldırıp hakka kıldık niyazı Herkes hanesine kıldı pervazı, Rahat olup bir iskana yetiştim.
Ahbabı iskanda bu idi usul, Kuşandı berberler sanatta makbu., Anca icra etti sünnetçi Resul, Tekbir veren çok lisana yetiştim.
Divanda eyledik hakka niyazı, Af eyle kusurlar olunsun razı, Dediler : "Sümmani kalk indir sazı, Dem çekelim" Hoş zamana yetiştim.
Duran deyu sazı aldım elime, Tezene değmeden henüz telime, Tekellüm gelmeden dahi dilime, Bir ses geldi bin figana yetiştim.
Figan geldi cemaatin katına, Alem beyhuş oldu kaldı matına, Bina uçtu kaldı şenlik altına, Nu durursuz bu demana yetiştim[/B][/COLOR]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| |
Yükleniyor...
|