|
|
 |
« : 15 Eylül 2009, 11:45:24 » |
|

ERZURUM SİVESİYLE FIKRALAR Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapFIKRALAR
DAMIM SİTAVUH KÖYÜNDE
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapErzurumlu İstanbul’da gezerken hele bir diskoya uğrayayım demiş ama,kapıda - Damsız girilmez yazıyor. Yaklaşıp kapıdaki görevliy Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yape ısrar etmiş : Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap- Gardaş benim damım Erzürüm sitavuh köyünde,altına gındillik tahim burya mi getirim!
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap BENNEM DAGLARI Erzurum”un En yüksek dağla Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yaprı han Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapgisidir yazılı sorusuna bir öğrenci “bennem “ Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap dağları cevabını yazmıştı.Öğretmen sınıfta çocuğu kaldırıp sordu : “ Oğlum nereden çıkardın Bennem dağını “ Erzurumlu olmayan öğrenci ?öyle cevap verdi : “ öğretmenim,soruyu bilmeyince yanımdakine sordum BENNEM “ diye cevap verdi. ( Bennem ,ben ne bileyim anlamında bir sözcük )
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap GECE YEDİĞİN BALDI,ŞİMDİ ...HU YEDİN.. Erzurum zenginlerinden birisi misafi Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yaprleriyle gece ahbaplık yapıyordu.Sabaha Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapyakın,hava soğuk,hizmetkarlarından Hasan’ı çağırıp : -Hasan rakımız bitti,git biraz rakı getir diye talimat vermiş. Hasan zemheri ayazında faytona atlayıp gölbaşında rakıyı alıp gelince ağa keyfe Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapgelip; Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap -Hasan eferim,sabah hatırlat ta birkaç kuruş vere Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapyim,bir at bir araba alda kendi işini kur , demiş.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapSabah Hasan konağın önünde Boyunun bükmüş beklerken ağa dışarı çıkmış,Hasan’ı görmüş : “ Hasan sabah sabah ne kesmişsen gapıyı,işin gücün yohmu “ diye çıkışmış. -ağa gece bana söz verdin,para verecektin ki at araba alayım,işimi kurayım! -it oğlu it ne sözü,sarhoş sarhoş bir p...h yemişim,sen de inamışsan. - Yoh ağa yoh gece sarhoş sarhoş yediğin baldı, asıl p....hu şimdi yedin !!!
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapVATAN SEVGİSİ Karayolu ile seyahati sakıncalı olacak derecede hasta bir Erzurumluyu hayatında ilk defa uçağa bindirmişler,seyahat sonrası sormuşlar :-Dadaş nasıldı yolculuk, -çok güzeldi tayyare yolculuği süzüldi süzüldi indi.Ama vatan topraği yuhardan bir kirtik görünir,vatan toprağıni küçülmüş görmek beni üzdi ! SANATÇININ SAYGISI
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapErzurum'un yerel sanatçılarından Raci ALKIR çay bahçesinde konser verirken dengesini kaybedip havuza düşüvermiş.Elinden mikrofonu bırakmayan ALKIR ,bir yandan suda debelenirken bir yandan şu meşhur türküyü söylemeye başlar : "SUDA BALIH YAN GİDER "
PALANDÖKEN MUHABBETİ Palandöken'de kayak yapmaya geL Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapen bir hanımefendiye İstanbul'a dönüşünde Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap -yediğin içtiğin senin olsun,,bize gördüklerini anlat demişler, o da Söyle cevap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yapvermiş : Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap -Tavan,Tavan,Tavan !
ANBELE EDlRSİZ Erzurumlunun biri ölür. Öbür tarafta terazi de günahları tartılır, günahı sevabından çok olunca bunu cehenneme atarlar. Tabii zebaniler başlar bunu dövmeye. Canı çok yanan Erzurumlu zebanilere der ki: "Gardaş, anbele edirsiz diye kimse burya gelmek isdemir."
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap GEMİKLERlM ISINMİYA BAŞLADİ Yine günahı sevabından çok olan bir Erzurumlu cehenneme gider. Bunu ateşe atıp üstüne kapıyı kapatırlar. Ateşte yanan herkes bağırır­ken Erzurumlunun sesi duyulmaz. Bunu merak eden zebaniler durumuna bakmak için cehennemin kapısını açınca Erzurumlu bağırır: "Ola gardaş kapiyi kapatın da... Daha yeni gemiklerim ısınmiya başladi." Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap İBRAHİİBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ VE KIRIK TESTİ
Erzurum'un büyük velisi İbrahim Hakkı (k.s.) hazretlerini çocukken İsmail Fakirullah (k.s.) hazretleri ne teslim ederler. İyi bir terbiye alması için çocukluğunun mühim bir devresini Fakirullah hazretlerinin yanında geçiren İbrahim Hakkı hazretleri, bir gün eline aldığı bir testiyle çeşmeye gider, doldururken oraya gelen bir atlı:
— Çekil bakayım önümden be çocuk! diye İbrahim Hakkı hazretlerini azarlayarak atını çeşmeye sürer. O da testisini alı p bir ken ara çekilmeye uğraşırken atını mahmuzlayan adam, onu bir köşeye sıkıştırır. Testisini bırakıp kendisini kurtarmak zorunda kalır İbrahim Hakkı hazretleri... Bu esnada at da üzerine basıp testiyi kırar. Ağlayarak hocasının huzuruna gelir ve:
— Çeşmeden su alırken atını koşturarak gelen biri, atını üzerime sürdü. Can havliyle kendimi kurtarmaya çalışırken testimi de tepeletip kırdı! der. Hocası sorar:
— Testini kıran atlıya sen bir şey söyledin mi? — Hayır, der, hiçbir şey söylemed im. — Çabuk git ve o ada ma bir-iki laf söyle, der.
İbrahim Hakkı hazretleri gider, çeşmenin başında atını tımar etmeye başlayan adamın yanına varıp bekler. Fakat bir türlü terbiyesini bozup da:
— Benim testimi niye kırdın zalim adam diyemez.
Dönüp geldiğinde hocası Fakirullah hazretleri sorar:
— Ona bir şeyler söyleyebildin mi? — Söyleyemedim efendim; niyetlendim, lakin bir türlü dilimi çevirip de ağır bir söz sarf edemedim! Hocası bağırır: — Sana diyorum, çabuk git ve o adama bir şeyler söyle, mukabele et yoksa sonu felaket
İbrahim Hakkı hazretleri bu defa kararlı olarak koşup çeşmenin başına gelir. Bir de bakar ki, testisini kıran adamı, kendi atı, attığı çiftelerle çeşmenin havuzuna yuvarlamış, ölüsü yatmaktadır! Koşarak gelip, hocası İsmail Fakirullah hazretlerine bu vahim vaziyeti anlatır. Hocası bu hale üzülür:
— Vah vah bir testiye bir adam. Üzüldüm buna doğrusu der. Huzurundakiler bundan bir şey anlamadıklarını söyleyince, büyük veli şöyle izah eder. O atlı adam, İbrahim Hakkı'ya zulmetti. Zulme uğrayan da tek kelimeyle olsun mukabelede bulunmadı, zalimi ALLAH'a havale etti. ALLAH Teala'nın da gayretine dokunup zalimi cezalandırdı. Şayet İbrahim Hakkı da onun zulmüne karşılık verip, ona bir şeyler söyleseydi, ödeşeceklerdi. Fakat İbrahim, büsbütün mazlum oldu. Bense ödeştirmek için uğraşıyordum, maalesef muvaffak olamadım! M HAKKI HAZRETLERİ VE KIRIK TESTİ
Erzurum'un büyük velisi İbrahim Hakkı (k.s.) hazretlerini çocukken İsmail Fakirullah (k.s.) hazretleri ne teslim ederler. İyi bir terbiye alması için çocukluğunun mühim bir devresini Fakirullah hazretlerinin yanında geçiren İbrahim Hakkı hazretleri, bir gün eline aldığı bir testiyle çeşmeye gider, doldururken oraya gelen bir atlı:
— Çekil bakayım önümden be çocuk! diye İbrahim Hakkı hazretlerini azarlayarak atını çeşmeye sürer. O da testisini alı p bir ken ara çekilmeye uğraşırken atını mahmuzlayan adam, onu bir köşeye sıkıştırır. Testisini bırakıp kendisini kurtarmak zorunda kalır İbrahim Hakkı hazretleri... Bu esnada at da üzerine basıp testiyi kırar. Ağlayarak hocasının huzuruna gelir ve:
— Çeşmeden su alırken atını koşturarak gelen biri, atını üzerime sürdü. Can havliyle kendimi kurtarmaya çalışırken testimi de tepeletip kırdı! der. Hocası sorar:
— Testini kıran atlıya sen bir şey söyledin mi? — Hayır, der, hiçbir şey söylemed im. — Çabuk git ve o ada ma bir-iki laf söyle, der.
İbrahim Hakkı hazretleri gider, çeşmenin başında atını tımar etmeye başlayan adamın yanına varıp bekler. Fakat bir türlü terbiyesini bozup da:
— Benim testimi niye kırdın zalim adam diyemez.
Dönüp geldiğinde hocası Fakirullah hazretleri sorar:
— Ona bir şeyler söyleyebildin mi? — Söyleyemedim efendim; niyetlendim, lakin bir türlü dilimi çevirip de ağır bir söz sarf edemedim! Hocası bağırır: — Sana diyorum, çabuk git ve o adama bir şeyler söyle, mukabele et yoksa sonu felaket
İbrahim Hakkı hazretleri bu defa kararlı olarak koşup çeşmenin başına gelir. Bir de bakar ki, testisini kıran adamı, kendi atı, attığı çiftelerle çeşmenin havuzuna yuvarlamış, ölüsü yatmaktadır! Koşarak gelip, hocası İsmail Fakirullah hazretlerine bu vahim vaziyeti anlatır. Hocası bu hale üzülür:
— Vah vah bir testiye bir adam. Üzüldüm buna doğrusu der. Huzurundakiler bundan bir şey anlamadıklarını söyleyince, büyük veli şöyle izah eder. O atlı adam, İbrahim Hakkı'ya zulmetti. Zulme uğrayan da tek kelimeyle olsun mukabelede bulunmadı, zalimi ALLAH'a havale etti. ALLAH Teala'nın da gayretine dokunup zalimi cezalandırdı. Şayet İbrahim Hakkı da onun zulmüne karşılık verip, ona bir şeyler söyleseydi, ödeşeceklerdi. Fakat İbrahim, büsbütün mazlum oldu. Bense ödeştirmek için uğraşıyordum, maalesef muvaffak olamadım! __________________________________________________________________________________________________________________ Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
SARI GELİN HİKAYESİ
Sarı Gelin türküsü, Kuzeydoğu Anadolu Erzurum coğrafyasında ortaya çıkmıştır. Türklerin büyük bir kolunu teşkil eden Kıpçakların diğer adı da Kuman'dır. Diğer kavimler, Kıpçakları "sarışın" anlamına gelen "Kuman" adıyla veya bu anlama gelen başka kelimelerle anmış ve tanımışlardır.
Sarı Gelin, eski çağlardan beri Çoruh ırmağı boyunda yaşayan Hıristiyan Kıpçak beyinin kızıdır. Erzurumlu bir delikanlı sarı şın Kıpçak beyinin kızına âşık olur ve Erzurumlu delikanlı ile sarışın Kıpçak kızını n arasında Erzurum ve yöresinde yaşamaktadır.
Türk kültüründen etkilenen Ermeniler arasında birçok şifahî halk edebiyatı ürünümüzün yaşıyor olması, Sarı Gelin türküsünün, bir Ermeni türküsü olduğu iddiasının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Böyle bir şey yoktur. Sarı gelin türküsünde Ermenice kelime yoktur. Sarışın Kıpç ak kızına âşık olan delikanlıyı ailesi kız ile evlenmesine karşı çıkar. Delikanlı ise kıza deli gibi âşık olur ve aşkını şiirle mırıldanarak söyler. Kız bey kızıdır zaten bey de kızını vermez bu delikanlıya.
Delikanlı sarışın güzel kızı kaçırma ğa karar verir ve kaçırır. Kıpçak beyinin adamları iki kaçağın peşine düşer ve uzun bir takipten sonra bulurlar ve oğlanı öldürürler. O günden beri halkımız arasında bu hik âye dilden dile dolaşır.
__________________________________________________________________________________________________________________ Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap HUMA KUŞU HİKAYESİ
Huma kuşu adlı Erzurum yöremize ait olan uzun havamızın diğer türkülerde olduğu gibi bir hikâyesi mevcuttur. Kendini Erzurum’a adamış b üyüklerimizden bizlere kalan bilgiler neticesinde hikâyemiz şöyledir. Seferberlik ilan edil miş ülkedeki tüm gençler okuyan okumayan tümü askere çağrılmıştır. Erzurum’un Ilıca nahiyesine bağlı Tikkir (Çiğdemli) köyünde Mustafa ve Gülbahar'ın dillere destan aşklarını bilmeyen yoktur. Evlenmelerine izin verilir ve evlenirler. Mustafa askere alınır. Gülbahar’ın iki gözü iki çeşmedir ama yapacak bir şey yoktur. Vatan savunmasıdır. Mustafa gitmiştir ve Gülbahar her sabah kalktığında bahçeye çıkar yavuklusunun yoluna uzun uzun bakarak geleceği günü bekler. Bekler ama ne gelen var nede haber. Gülbahar’ın bu durumu kaynanasını ve kayınbabasını çok üzmektedir. Gelin her geçen gün eriyip gitmektedir. Huma kuşuna bir cennet kuşu da denir. Çok yükseklerde uçar ve bu uçuş u günlerce sürer adeta bir haberci kuşu gibidir. Mustafa’dan yıllarca haber gelmez. Ev halkı artık umutlarını kesmek üzeredir. Kayınbabası gelinin her sabah yavuklusunun yolunu gözlemesini uçan kuşlardan haber istemesine o kadar üzülür ki bu ağıtı yakar. Hu ma kuşu yuvasından havalanan ve çok yükseklerde günlerce uçan bir kuştur. Mustafa’yı da Huma kuşuna benzeterek ve yine Huma kuşunun çok yüksekte uçması haberci bir kuş olmasına atıf ederek başlar söylemeye. Gülbaharın ağlaya ağlaya göz pınarları kurumuştur.
Kayınbabası bakın nasıl söylemiş.
Huma Kuşu Yükseklerden Seslenir Yar Koynunda Bir Çift Suna Beslenir Sen Ağlama Kirpiklerin Islanır Ben Ağlim ki Belki Gönül Uslanır
Sen Bağ Olki Ben Bahçende Gül Olim Layık mıdır Yanim Yanim Kül Olim Sen Bey Olki Ben Kapında Kul Olim Koy Desinler Buda Bunun Kuludur
Daha sonraları bu ezgi ağızdan ağıza dolaşır. __________________________________________________________________________________________________________________
UMUDUM BABA HİKAYESİ
Çok eski zamanlarda Erzurum ve çevresinde öyle kar yağarmış ki evlerin yalnızca soba bacaları gözükürmüş. Yine öyle bir k ış yapmış ki tam yedi yıl kar kalkmamış. Adam boyu kadar kar yağmış. Tabiî ki uzun süren kışa halk da yanamamış imkânları olan göçüp gitmiş. İmkânı olmayan zaten soğuktan kırılmış. Devleti Aliye’ye haber ulaşmış Padişah paşalarından birini bu iş için vazifelendirmiş, git gör ve durumu öğren diye. Paşa yanındakileri ile beraber yola çıkar ve Erzurum' a gelir ama ne gelsin her taraf bembeyaz umudum köyüne doğru bir siyah ince duman yükseliyor şaşırmışlar. Acaba nedir bu diye her taraf kar kim var orada diye varmışlar evin yalnız kapısı ve bacası birde sobanın dumanı. Varırlar yaşlı pir bir ihtiyar onları karşılar; Ağalar nereden gelir nereye gidersiniz buyurun ALLAH misafirleri fakir haneme diye buyur eder. Paşa mağrurlu şüphecidir. Bu kış kıyamette bu adam ne yapar burada ben bu adamı deneyeyim diye içinden plan yapar. Umudum Baba misafirlerine Ağalar Paşalar karnınız açtır size ALLAH ne vermişse getireyim de yiyin der. Paşa hemen söze girer, evet amca getir getir zaten bu kışta kıyamette bize taze bostan(salatalık) domates ve taze meyve getirecek halin yok ya der. Eee Umudum Baba Evliyaullah Ermiş bir zat. Elinde bir sini içinde salatalık domates ve çeşitli meyvelerle iç Paşa ayağa fırlayarak Umudum Babanın eline yapışır ve Hazret ben ettim sen etme ben bir cahillik ettim diyerek özür diler. İşte Umudum Baba böyle muhterem bir zattır. ALLAH başımızdan Umudum Babaları eksik etmesin…
|